Day: 10/04/2011

Neptün Balık Burcunda – Peki Başka Neler Var?

Posted on Updated on

Resim kaynak: http://www.universetoday.com/21639/gravity-on-neptune/

Neptün Balık burcunda

Nisan 2011 – Ağustos 2011 ve Mart 2012- Mart 2025 arası.

Neptün’den uzun uzadıya bahsetmeden önce, diğer ağır hareketteki gezegenlerin şu aralar bize aktardığı etkileri hatırlayalım.  Plüton Oğlak, Satürn Terazi ve Uranüs ve Jüpiter Koç burcunda. Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenleri, klasik gezegenlerle kıyaslandığında daha az tanınırlar. İstatistiksel olarak kaydedilmiş etkileşim gözlemleri ve bu gözlemlerin kayda geçmiş değerleri yakın tarihe aittir.

Henüz günümüzde Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenleri astrolojide bireysel etkiden çok, toplumsal etkilerin göstergeleridir ve bu yüzden daha büyük bir kadersel plana hizmet etmektedirler. Bu gezegenlerin ortaya koyduğu gücün neticesinde, bizler şu an sadece ortaya çıkan kaosu görebiliyoruz. Oysa yaşanan her etki, büyük bir planın dışsal gezegenlerin vasıtasıyla sergilenişinin, ortaya çıkan ve görünen bölümünden başka bir şey değildir. Yaşadıklarımıza sadece 3 boyutlu bir dünyada anlam vermeye çalıştığımızdan, bu gezegenlerin nasıl bir yapılandırmaya, gelişmeye hizmet ettiğini anlamamız da zorlaşıyor doğal olarak.

Bu üç dışsal gezegenin (Satürn sonrası gezegenler)içinde bulunduğumuz bilinç boyutu sebebiyle, felaketleri, sıkıntıları, afetleri, savaşları ve çatışmaları getirdiğini görüyoruz. Bu, sadece şu an içinde bulunduğumuz gelişim süreci ile alakalı bir farkındalıktır ve kısıtlıdır. İnsanlık, eşiğinde olduğu Kova Çağına adım attığında ise, dışsal gezegenlerle ilgili farkındalığımız ve anlayışımız da gelişecek, evrilecek ve dolayısıyla değişecektir. Sonlanmakta olan çağa ait  insanın farkındalık boyutu, paratoner misali, bu gezegenlerin olumsuz gibi görünen etkilerini dünyasal boyuta çekerken, Yeni Çağın insanı bu gezegenlerin daha ince ve ruhani etkilerinden faydalanacaktır. İşte bu Yeni Çağ dönemine geçişte, ağır hareket eden ve etkileri çok güçlü olan dışsal gezegenler, gerekli olan değişimleri yapmaktadır. Dışsal gezegenler, geçiş döneminde, dünyamızın ve dünya üzerinde yaşayan biz canlıların Yeni Çağ düzenine uyum sağlaması için çalışmaktadırlar. Kolay bir süreç olmamakla birlikte, gerekli bir değişim ve dönüşüm süreci içindeyiz.

Şimdi bile Uranüs, Neptün ve Plüton’un zorlayıcı, yıkıcı, hatta dönüştürücü etkilerini bireysel olarak daha farklı algılayanlar çıkacaktır muhakkak. Bu gezegenlerin etkilerinin ruhani boyutunu, belki de insanlığın varoluşundan günümüze olan süreç içinde ruhani gelişim aracı olarak kullananlar da çıktı muhakkak. Ancak Satürn ötesi gezegenlerin ruhsal etkilerini algılamak için, çok hassas bir vicdan terazisine sahip olmanın, nötr olmanın, insanlığın gelişmiş ruhsal mertebelerine doğru yol almış olmanın önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Yani, şimdi, sonlanmaya yüz tutmuş çağımızın insanları arasında da, bu gezegenlerin etkilerinin pozitif özelliklerini kullananlar çıkacaktır. Geçiş dönemine yaklaştıkça, Satürn ötesi gezegenlerin etkilerini bu şekilde alanlar ve kullanmayı başarabilenler, artacaktır da.

Bahsettiğim ruhsal olarak gelişmiş olan insan, gelişmişliğinin avantajlarını nasıl kullandığına bağlı olarak, bu gezegenlerin daha üst frekans etkilerini alacaktır. Hangi alana hizmet ediyorsa, etki o alana uygun olacaktır. Yararlı olanlara yararlı, zararlı olanlara zararlı etkinin geleceğini bilmeliyiz. Ancak farkındalık düzeyi henüz yükselmemiş olan insanoğlu, bu gezegenlerin çoğunlukla olumsuz etkilerinden nasiplenmektedirler.

İlla ki değişim!

Öncü burçlarda yerleşmiş Uranüs(Koç’ta) ve Plüton (Oğlak’ta)’dan sonra artık Neptün’de Balık burcunda, yani değişken bir burçta yer almaya başladı. Öncü ve değişken burçlar hareketi gösterirler ve bu burçlarda bulunan gezegenlerin durağan, sabitleyici bir etkide olmalarını mümkün değildir. Bu yüzden, illa ki değişim, illa ki hareket dönemindeyiz artık. Uzun ve değişimi içinde barındıran bir yola çıktık hep birlikte ve değişime direnen, ayak uyduramayanların zorlanacağı, belki de yolda kalacağı bir yolculuk bu. Vardığımız noktada ise, derimizi değiştirmişçesine yeni bir döneme başlayacağız. Belki gerçekte derimize ve bedenimize baktığımızda herhangi bir değişim görmeyeceğiz, ancak bedenimizi kullanan ruhsal yanımızın çok daha bilincinde olduğumuz, sadece etten ve kemikten bedenimizle sınırlı olmadığımızı daha net anlayacağımız, vicdani değerlerin çok daha yüce olduğu bir Yeniçağ dönemine geçiş yapacağız. Tıpkı kaportasına bakıldığında bir arabanın benzinle mi, dizelle mi, yoksa elektrikle mi çalıştığını ayırt edemediğimiz gibi, bedenimize bakarak bir fark anlamayacağız belki; buna rağmen değişeceğiz.

Plüton’un Oğlak burcuna(26 Ocak 2008) geçtiğinden bu yana yönetimsel ve ekonomik alanlardaki beklenmedik, fakat yine de bir o kadar istikrarlı ve adım adım gelen değişim etkilerini yaşıyoruz. Bu alanlardaki değişimler ani olduğu kadar, kalıcı oldular, olacaklar da. Bilindiği gibi, 2008’den itibaren dünyanın hatırı sayılır birçok ülkesi ekonomik krizin içine düştüler ve hala bu krizle birlikte hareket ediyorlar. Ne ilginçtir ki, yılların mortgage kredisi Amerika’da darbe yerken, ülkemizde Mortgage kelimesi tanınmaya başladı. Yani Plüton, yatırım alanında, bir ülkede var olanı yerin dibine çekerken, başka bir ülkede var olmayan benzer enerjiyi yeryüzüne fırlatıyor.   Bir yandan maden felaketleri ardı ardına yaşanırken (Plüton yer altıyla ilişkilidir), diğer yandan yanardağ patlamaları gerçekleşiyor. Özellikle 2010 yılında Plüton’la gergin açılar içinde olan Satürn ve Uranüs, önümüzdeki uzun yıllar süresince neler yaşayacağımızı bize anlattı (bilindiği gibi 2010 doğal afetlerinin çeşitliliği ile, sıcaktan, depreme, tsunami’den  volkan patlamalarına kadar son dönemlerin en afet dolu yılıydı). Unutmayalım 2010 yılı bir trailer(tanıtım filmi) gibiydi. Mart 2011’den itibaren Uranüs’ün artık uzun süreli Koç burcuna girmesiyle birlikte, bizlerde gerçek filmi izlemek için yerlerimizi almış durumdayız.

Bu filmde öncelikle Uranüs’ün bu sene Koç burcuna geçişi ile birlikte hızlı, ani, umulmadık olayların ortaya çıktığını görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Bu etkiler ise istikrarlı değil, birden ortaya çıkıp şartları değiştiren olaylara sebep olacaktır. Koç’taki Uranüs’ün yarattığı ani değişim etkileri, doğal felaketler, savaşlar, isyanlar, sabırsızlıklar, toplumsal hareketler; Oğlak burcundaki Plüton tarafından ele alınacak, yeni yönetimleri devreye sokacak ve toplumsal yapılandırmanın ihtiyacı olan, sil baştan değişiklikleri getirecektir. Kısa dönemsel etki ile Satürn ve Jüpiter’de bu iki gezegenin etki alanlarında dolaşıyorlar (Satürn Terazi’de 05 Ekim 2012’ye kadar; Jüpiter Koç’ta 04 Haziran 2011’e kadar). Satürn, Uranüs’ün karşısına yerleşmiş pozisyonuyla, asi ve yenilikçi Uranüs’ü eski kalıplarla frenlemeye çalışır bir rol üstleniyor. Alışılmış olandan kopulmaması için çalışıyor. Belki de, geçmişin tekrar gözden geçirilip, geçmişle hesaplaşılmadan, geleceğe yol alınamayacağını söylüyor. Jüpiter ise 2011 Haziranına kadar Uranüs’ün destekçisi olarak onun yanında bulunuyor. Uranüs’ün her asi, ani, başkaldırıcı etkisinin bazen daha büyük sonuçlar vermesine, bazen de küçük etkilerin bile çok ses getirmesine sebep oluyor. Yani Jüpiter, Uranüs’ün her davranışını büyütüyor, ona güçlü bir eko veriyor.

Kısacası, Satürn, Uranüs ve Plüton’un oluşturduğu gergin açı, her halükarda atıl olmaktan uzak, hareketi içinde barındıran, değişimi anlamadan değil de kanlı canlı hissederek önümüze sunan önemli bir oluşumun göstergesi. Tüm bunlar sabırsızlığın da göstergesi aynı zamanda.

Buraya kadar saydığım etkilerin her biri son derece hissedilir, kendini belli eden etkilerdir. Ancak Yeni devreye giren (04 Nisan 2011) Neptün/Balık burcu enerjisi bambaşka özelliklere sahiptir. O gizlice alt yapısını oluşturur, yavaş yavaş bizi hazırlar. Ortaya koyacağı değişimleri hemen hissetmeyiz. Zaman içinde, tam anlamıyla idrak edemeden değişiriz. İdrak, olayların ve değişimlerin ardından gelir. Bu yumuşak geçişler, zaman zaman sinsi, zaman zaman alıştırarak (koruyucu bir hava yastığı gibi) etkileri almamızı sağlar. Neptün ile birlikte ortaya çıkan yeni enerji, yukarıda saydığım diğer gezegenlerin etkilerini anlamamızı bazen zorlaştırır, bazen beklenmedik bir algı ve anlayış biçimiyle kavratır.

Sınırsızlıktır Neptün ve sınırsızlıktır Balık burcu. İkisi birleşince, senin sınırın, benim sınırımla karışır. Dışımıza ördüğümüz duvarların tuğlaları arasındaki harçlar dökülmeye başlar ve ardından o tuğlalar da tek tek yıkılır. Bir süreliğine hala duvar sapasağlam varmışçasına sınırlarımızın içinde oyalansak da, o duvarların çatlakları arasından enerjiler birbirine karışmaya başlamıştır bile.

Suyla alakası vardır hem Neptün’ün, hem de Balık burcunun. Suyun en küçük delikten bile içeriye sızabildiği gibi, Neptün’ün enerjisinin de, hayatımıza sızacak deliği bulması zor olmayacaktır. Teslimiyeti ve inançların ruhsal yanını, yani soyut yanını temsil eden Balık burcu, yüksek ideallerin, yaratıcılığın ve aşkınlığın gezegeni Neptün ile birleşince (Neptün, Balık burcunun yönetici gezegenidir) ruhsal gelişimimize farklı bir bakış açısı getirecektir. Neptün dendiğinde benim gözümün önünde tozpembe, eflatun ve uçuk mavi gaz bulutları uçuşur. Hayal âlemine geçiş kapısıymış hissini uyandırır. Algı kapılarının ortadan kalktığı yer gibidir. Rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği anlar gibidir. Zaten Neptün, rüyalarımızla da çok alakalıdır. Mesaj rüyalarının her zaman olduğundan daha yoğun olacağını, kanallık yapanların çok daha yoğun bilgilerle insanların karşısına çıkacağını düşünüyorum.

İnançlar ve ruhsallık bakımından, birliğe doğru hareket edilebilecek bir sürecin başlangıcında bulunuyoruz. Tüm dinlerin temelinde yatan enerjilerin bir olduğunu kavramak artık daha kolay olacaktır.

Ancak, hülyalı bir ortama geçiş yapmamızın sebep olacağı aldanma riskine, dolandırılma tehlikesine ve inanç tacirlerinin artmasına karşı savunmasız kalabiliriz. Sahte peygamberlerin de ekmeğine yağ bal sürecektir Neptün/Balık süreci. Ruhsal olarak kendimizi geliştirdikçe, bu tür bir savunmasızlık yaşamaktan kendimizi koruyabiliriz elbette. Yeter ki birey olarak ruhsal gücümüzü topladıktan sonra, başkalarının sunduğu bilgilere kendimizi açalım ve en doğru olanı seçebilme yetkimizi kullanabilelim.

Suyla bağlantısı olan Neptün etkisi Balık burcuyla birleşince, su ve gazlarla ilgili felaketlerin daha yoğun yaşanacağı, neredeyse 14-15 yıllık bir süreci gösteriyor. Suyun her hali burada devrede olacaktır. Bununla birlikte, suyla daha yakın temas içinde olmak her birimiz için çok önemli olacak. Su enerjisini tanımamız gerekecek. Denizler, ırmaklar, göller, yağmurlar arınmamız ve şifalanmamız için önemli olacak.

Balık burcunda bulunan ve gücünü tam anlamıyla ortaya koymaya muktedir Neptün, Oğlak burcundaki Plüton ile Koç burcundaki Uranüs’ün arasında yer almakta ve çok güçlü bir pozisyonda. Göz önünde yaşanan zorlayıcı olaylar, ekonomik koşullar ile bireysel sabırsızlığımız ve isyankâr yanımız arasında yumuşak geçişi sağlayacakmış gibi bir his uyandırıyor bende. Sanki bireyselliğin ortaya koyacağı güç ile toplumsal anlamda yaşananların, birbirinden bağımsız gelişiyormuş hissi oluşacak gibi. Toplumsal olarak başımıza ne gelirse gelsin, insanoğluna ne dikte edilirse edilsin, insanoğlu kendi değişimiyle, isyanıyla, başkaldırısıyla uğraşacak. Buna rağmen, bu iki birbirinden Neptün aracılığı ile kopuk gibi görünen etki, neticelere varıldığında, aslında aynı yolda ilerlediğimizi ortaya koyacaktır.

Bireysel Değişim=Toplumsal Değişim

Eğer bugüne kadar ruhsal anlamda herhangi bir gelişim girişiminde bulunmadıysanız, bir an evvel bu konuda bir şeyler yapmaya başlamanız ve Mart 2012’den sonra, uzun süreli ortaya çıkacak olan etkilere hazırlanmanız çok doğru olacaktır.

Neptün’ün getirdiği etki sayesinde yaşanan ve yaşanacak olan zorluklarla birlikte ruhsal yanımızı geliştirme fırsatını yakalayacağız. Bir’lik duygusu her zaman olduğundan daha belirgin bir hal alacak. Biz artık farkına varmadan, Bir olmaya doğru ilerleyen bir bilinç düzeyine yol alıyoruz. Dağılan sınırlar sayesinde bizi birbirimizden ayıran din, dil, ırk gibi kavramların üstüne çıkacağız. Ancak, bu yolda yol almamızı sağlayacak olan, diğer gezegenlerin etkileriyle, önce ayrımcılığın farkına varmak olacaktır. Belki de bir süre, göreceli olarak ayrımcılık, tüm dünya üzerinde her zamankinden daha fazla gözümüze sokulacaktır. Yine de sonuç Bir olmaya doğru hareket etmek olacaktır. Nasıl ki doğal felaketlerin din, dil, ırk ayrımı yoksa, bu değişim sürecinde Bir’liğe doğru ilerlemenin de din, dil ve ırk olarak ayrımı olmayacaktır.

Neptün diğer zorlayıcı gezegenlerin etkilerini, ruhsal boyutta değiştirecek etkiye sahip. Plüton ile Uranüs’ün yıkıp geçtiklerini, Neptün ruhsal bir zemin üzerindeyeniden yapılandıracak. Küllerinden doğacak olan Anka Kuşu’na gerekli olan ruhu Neptün üfleyecektir.

Bize düşen, bu süreç içinde birlik olmayı öğrenmek ve ruhsal yanımızı oldukça hızlı bir şekilde geliştirmektir. Özellikle vicdan terazimizi hassaslaştırmayı, hak kavramını daha iyi anlamayı seçmeliyiz. Her canlının varlığını olduğu gibi kabul edip, kendimizi geliştirmeliyiz. Artık, kendimizi ruhsal olarak geliştirdikçe, çevremize yaydığımız etkiyle birlikte, çevremizin de gelişimine faydalı olduğumuzu görebileceğiz. Bulaşıcı bir etki ile karşı karşıyayız (her anlamda). Ruhsal gelişimimize odaklanmamız, dünyayı daha iyi bir yere taşıyacaktır. Kendimizi geliştirdikçe bulaşan ruhsal enerjimiz, boyutsal algılarımızın değişmesine sebep olacaktır. Eğer bunu başaramazsak, çabucak yayılan salgın hastalıkların, depresif etkilerin ve karamsarlığın pençesinden kurtulamayız. Kısacası, illa ki salgınlar devrede, önemli olan salgının en yararlısını seçip kullanmayı bilmektir.

Yeni sürecimiz hayırlı olsun. Tek yapmamız gereken, bireysel isteklerimizden sıyrılıp, âlemin isteklerine odaklanmamızdır. Bütünlüğe giden yolda birbirimize şifa olmayı seçmeliyiz.

Sevgilerimle

Yurda Hal

11-17 Nisan 2011 Haftası

Posted on Updated on


http://www.funnyanimalsite.com/pictures/Be_Quiet_Dog.htm

Şşt Şşt Sakin Ol, Sinirlerine Hâkim Ol!

Bugün yani 11 Nisan’da Mars Plüton ile kare açı içerisinde olacak. Bu çok güçlü, ancak bir o kadar da dikkat edilmesi gereken bir etkidir. Eğer hayatınızda baş edilmesi zor sorunlar varsa ve bugüne kadar bir türlü ihtiyacınız olan içsel ateşi bulamadıysanız, şimdi bu ateşle tanışabilirsiniz. Artık hayatınızdaki zorluklara ( gerek içsel, gerekse dışsal) savaş açma zamanı geldi. Ancak sırtınızı sağlam bir duvara yaslamayı da unutmayın, çünkü muhakkak desteğe ve savaşın ardından sizin yanınızda olacak dostlara ihtiyacınız olacaktır.  Zaten uzun zamandır gergin olan gökyüzü, bu etki ile birlikte sizi olduğunuz yerde tutmayacak gibi görünüyor. Aynı zamanda ihtiyaçlarınızı ve arzularınızı daha fazla bastırmakta zorlanacaksınız.

İntikam peşinde koşmamaya, gereksiz ve yanlış yerlerde öfke krizlerinizi ortaya dökmemeye özen göstermelisiniz. Çünkü şimdi atacağınız her yanlış adım, ileride adımlarınızın birbirine dolanmasına sebep olacaktır. Özellikle bu hafta ortaya çıkacak olan sert enerji ile önümüzdeki hafta ilişkilerinizde sorunların gündeme gelmesi söz konusu olabilir.

12 Nisan’da geri hareketteki Merkür Jüpiter ile kavuşacak. Ümidinizi yitirdiğiniz işlere şimdi el atabilir, onlara taze kan getirebilirsiniz. Hatta o ümidi kestiğiniz proje, sizin yeni umut kapınıza dönüşebilir.

Balık burcunda seyreden Neptün bu hafta enerjinize gölge düşüremeyecek; ancak uzun vadede işiniz ve kariyerinizle sizin girişimleriniz arasında bir sis bulutu etkisi yapacak. Bu yüzden uzun vadede bu etkiyi muhakkak göz önünde bulundurun ve sizi işinizden alıkoyacak tembelliklere izin vermeyin.  Bunun yerine Neptün’ün etkisini başka türlü çalıştırmaya özen gösterin. Her gün yapacağınız 10 dakikalık bir meditasyon bile, Neptün’ün bu ağırlaştırıcı ve dağıtıcı enerjisini yaratıcı enerjiye çevirmenize yardımcı olacaktır.

İyi ve keyifli bir hafta diliyorum!

Yurda Hal

Astro İstanbul Seminerleri ve Etkinlikleri

17 Nisan 2011 saat 14:00-16:30 Spiritüel Film günü –

“Nossolar / Evimiz” –

Dr. Andre Ruiz, ölür ve öte dünyada bir Astral Şehir olan “Nossolar/Evimiz”e gider. Orada gördüklerini ve yaşadıklarını, dünyaya Brezilyalı bir medyum olan Chico Xavier’in bedenini kullanarak anlatır. Birlikte 16 kitap yazarlar. İşte bu kitaptaki anlatılardan yola çıkılarak yapılmış ve öte dünyayı “Andre’nin ruhunun deneyimlerine” dayanarak anlatan bir film…Filmin ardından film üzerinde konuşacak, fikirlerimizi paylaşacak sohbet edeceğiz. Kendim izlerken büyük keyif aldığım bu ruhsal mesajlarla dolu filmi Çay, Kahve ve Kurabiye eşliğinde seyretmek isterseniz, bekleriz. Adres ve diğer bilgiler için mail atınız:  yurdahal@gmail.com

Katılım bedeli: 15,– TL

Yer: Etiler : İstanbul


 

01 Mayıs 2011 Astro Bilgi Seminer Dizisi:

SATÜRN –Astroloji eğitimi almış ya da uzun süre kendi kendini yetiştirmiş olanlar bile sık sık yeni kaynaklara ulaşmak ve yeni bakış açılarına göz atmak durumundadır. Astrolojinin geniş bilgi hazinesi olması sebebiyle, her gün başka bir bilgiye ulaşılmaktadır.  Bu bilgiler zaman zaman klasik bilgiler olup kadim dönemlerden gelen ezoterik içerikli olabileceği gibi, bazen de günümüzde kullanılan yeni yeni fark edilen bilgilerden oluşabiliyorlar. Detaylı bilgiyi bu linkte bulabilirsiniz:

https://astroistanbul.com/2011/03/11/astro-bilgi-seminer-dizisi-%E2%80%93-saturn/ Astroloji ile ilgilenenlerin özellikle kaçırmaması gereken bir seminer.

03 Mayıs 2011 saat 19.30’da: Yurda Hal ile Galaksi Rehberi / Boğa Burcu Yeni Ay (Aylık Gökyüzü ve Yeniay Çalışmaları Semineri) bu yaklaşık iki saatlik seminerde hem hep birlikte Yeni Ay için dileklerimizi konuşacak, dilek ve niyetlerimizle ilgili tohum ekme/olumlama meditasyonumuzu yapacağız. Ardından bir aylık astrolojik gökyüzü etkilerini konuşup, sırasıyla tüm burçlara  değineceğiz. İlginin yoğunluğu ve yerimizin kısıtlı olması sebebiyle yurdahal@gmail.com adresinden rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir.

Seminer ücreti: 33,– TL’dir.

Yer: Etiler/İstanbul

Ay Taktikleri Bu Hafta

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

10 Nisan 2011 saat: 00.03’den 12 Nisan2011 saat: 06.38’e kadar Ay Yengeç burcunda büyümekte; ikili ilişkilerde aşırı duygusallıktan uzak durmaya çalışmalıyız. Duygusal yanımız yanlış ifadeleri ve ardından gelebilecek hayal kırıklıklarına sebep olabilir. Aşırı duygusallık yerine, ilişkilerde davranışlarımızı akışına bırakmamız gerekir. Böyle olmayı başarabildiğimizde, ilişkilerimizden keyif alabilir, özel anlar yaşayabiliriz.  Bu günler, iş hayatında verimden ziyade hırs getirir. Önemli işlerinizi ertelemek daha mantıklı olacaktır, su günleri yaratıcılık gerektiren işler için uygundur.

12 Nisan 2011 saat: 06.38’den 14 Nisan 2011 saat: 09.41’e kadar Ay Aslan burcunda büyümekte; Daha sıcakkanlı, neşeli, ne istediğini bilen bir ruh halinde olacağız. İçinde bulunduğumuz her ruh halini sahnedeymişçesine ifade etmeye çalışabiliriz. Her birimiz kendimizi hayatımızın aktörü ve tüm çevremizi kurallarımıza uymak zorunda olan figüranlar olarak algılamamız mümkün. İkili ilişkilerimiz üzerinde Ay Aslan günlerinin olumlu etkisi vardır. Sevdiğimizle baş başa vakit geçirebiliriz. İş hayatımızda yaratıcı yanımızla birlikte tembel yanımız da dikkat çekebilir. Sadece kendimizi gösterebileceğimiz projelere el atmak isteyebiliriz.

14 Nisan 2011 saat: 09.41’den 16 Nisan 2011 saat: 10.00’a kadar Ay Başak burcunda büyümekte; titiz dikkatli ve mesafeliyiz. Kolay kolay alınmadığımız gibi, fazlasıyla eleştirel olabiliriz. İlişkilerde duygusal konular hakkında konuşmak şimdi pek işe yaramayacak, hatta gereksiz olacaktır. Kendimizi daha çok günlük hayatımızın iş akışına kaptırmalı, olabildiğince çok iş bitirmeliyiz. Yediklerimize içtiklerimize daha fazla dikkat etmeli, hatta sindirim sistemimizin temizliği ve dinlenmesi için en azından bir gün sadece sıvı ile beslenmeliyiz.

16 Nisan 2011 saat: 10.00’dan 18 Nisan 2011 saat:09.20’e kadar Ay Terazi burcunda Dolunay fazında (Dolunay 18 Nisan 2011 saat 05.45’te); polariteyi simgeleyen Dolunay fazında enerjimiz en üst seviyededir ve bu enerjiyi iyiye ya da kötüye kullanmak elimizdedir. İçimizdeki enerji ile birçok iş bitirebilir, bedensel enerjimizi neticelenen işlere çevirebiliriz. Fakat enerjimizi işe yarar bir alana aktarmazsak ikili ilişkilerimizde sinirli tartışmalara davetiye çıkarmış oluruz.

Pazartesi günü Dolunay saatinde uyanıp 15 dakikalık bir meditasyon yapmamız Dolunay’ın enerjisi ile aktivite olmamıza ve bir ay süresince bu enerjiden faydalanmamızı sağlayacaktır.

Ay Taktikleri’ni daha detaylı öğrenmek istiyorsanız; tüm ayrıntıları “Ay Taktikleri” kitabında bulabilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=ay+taktikleri&gid=00001&criteria=999&media=999