Day: 03/02/2012

Dilek ve Niyetlerle ilgili

Posted on Updated on

Şimdi uzun zaman ziyaret etmediğin annenin yanına gittiğini düşün. Seni o kadar çok özlemiştir ki, ne istersen iste, senin için yapmaya hazırdır. Sen de onun yemeklerini özlemiş olabilirsin mesela ve  canın çektiği için annene “şöyle mis gibi börek, karnı yarık, pilav  bir de tatlı yapsan ne güzel olur.” dediğini düşün.

Siparişini verdin… sonra da anneni dibinden ayırmadığını – özledin ya- ona bir türlü mutfağa gidecek fırsatı bırakmadığını düşün . Yanından ayrılsın istemiyorsun… O da senin yanından ayrılmıyor, seni kırmıyor doğal olarak… Sen o yemek siparişini bekle dur… Annen bir türlü gidip yemeği yapamadıktan sonra siparişin bir işe yaramaz. Gelmez…

Ya da senin yanında çalışan bir iş arkadaşından bir ricada bulunduğunu düşün. Ricada bulunduktan hemen sonra ikinizi de meşgul edecek başka bir işi ortaya koy…Birlikte çalışırken, sne onu dibinden ayırmazken, arkadaşın o ricanı yerine getirecek zaman bulamayacaktır.

Dileklerimiz ve niyetlerimizi özgür bırakma konusunu anlamayan arkadaşlar var, sık sık yazıyorlar. Yukarıdaki örneklerde şunu anlatmaya çalışıyorum. Dilek ve niyetlerine yapıştığında onların tezahür süreçlerini bloke etmiş oluyorsun.

Özgür bırak, özgür bırak ki, senin düşüncelerinden uzaklaşsın, senin için senin haberdar olmadığın araştırmaları yapıp, ihtiyacın olan yolları sana açsın.

Bu arada dileklerini her gün düzenli bir şekilde olumlama olarak yazmayı da, annen mutfakta yemekleri pişirirken, burnuna gelen yemek kokularına benzetebilirsin. Varlığının farkındasındır, iştahın açılır ancak işin her ne ise ona devam etmektesin;)

Ayrıca bir de şunu unutmamakta fayda var. Tüm dilek ve niyetlerimizin tezahürü elçiler vasıtasıyla olur, evrenin kimi ya da neyi elçi olarak atadığını bilemeyiz. Bu yüzden, ataleti bırakıp, çalan telefonu açmalı, geç kaldıysan geri aramalısın. Tezahür yolu senin bildiğin yollar olmak zorunda değildir.

Sevgiler

Yurdahal