Evrene Bağlanmak

Zihnin ve Sen

Posted on

Zihnin ve Sen

Bazen tüm şartlar seni zorluyor olabilir! Kendini çıkmazda, yalnız ve terk edilmiş; iyi niyetin başkaları tarafından kullanılıyor gibi hissedebilirsin. Bunların hepsi birer yanılgıdır. Sadece zihninin geçmiş bilgi birikimlerinden derlediği ve sana sunduğu bir duygu bir kimya durumudur. Zihnin içinde bulunduğun durumu gözden geçirir, kendince bir istatistiksel yol çizer ve kendi için en tanıdık, en bildik senaryoyu ve onun sonunu sunar. Yine tembel olan zihnin, bu tanıdık bildik senaryoyu hazır malzeme olarak kullanır, çünkü alternatif yollar aramak istemez, üşenir. Miskin, miskin kıvrılıp kasvet içinde boğulmak ister.

Oysa hiçbir şey, onun sana sunduğu gibi gelişmek zorunda değildir. İstersen, evet gerçekten istersen, olayların akışını değiştirebilirsin. Bunun için zihninin beklentilerinden sadece bir tanesini bile yerine getirmemen yeterli olacaktır. Mesela, senin içinde bulunduğun şartlarda bir köşeye sinip ağlanıp, sızlanmanı öngörüyorsa ve sen bunun yerine dışarıya çıkıp açık havada bir yürüyüş yapıyorsan, onu şaşırtmış olursun. Hatta bunun üzerine bir de seni neşelendirecek ya da motivasyonunu yükseltecek bir kitap okursan veya bir süreliğine dışarıda bankta gözlerini kapatıp gülümsediğini imgelersen… zihnini allak bullak etmiş olursun. Onun, senin için öngördüğü felaket senaryoları yerine oturmayan bir puzzlle gibi dökülüp dağılmaya başlar. Senin değiştirmiş olduğun küçücük bir eylemin sayesinde dökülen, milyonlarca parçaya bölünen bu puzlle, artık zihnin tarafından yeniden şekillendirilmek zorundadır. Yeni bir gelecek senaryosu, yeni bir son yapılandırılmalıdır.

Gri hücrelerin bu gibi bir durumda nasıl davranacağını bilemediğinden, bir süre bocalayacak, sonra yine eski, bildik, tembel kıvamına geri dönmek isteyecektir. İşte o bocaladığı anda sen kararlı bir şekilde seni karamsarlıktan çıkaracak ikinci adımı atmalısın. Genellikle kısa bir meditasyon ya da gevşeme egzersizi sana yol gösterici olacaktır. Zihnine karamsarlığa geri dönmeyeceğini ispat etmelisin. Onu ikna etmelisin.  Milyonlarca renk cümbüşünden oluşan puzlle’ı kendin istediğin şekilde yapılandırmalısın. İç sesinden yardım isteyebilirsin bunları yaparken ya da rastgele bir kitapçıya gidip, her hangi bir kitabın sayfasını açıp okuyabilirsin. O sayfa istediğin bilgiyi içeriyor olabilir.

Zihnin tembeldir, onu istediğin kıvama getirmek için bunu defalarca tekrarlamalısın. Defalarca tekrarlayarak ona senin istediğin senaryonun ne kadar yüksek bir olasılık olduğuna ikna etmelisin. Ancak o zaman, bir daha karamsarlığa sürükleyecek bir durumun eşiğine geldiğinde, zihnin sana seni mutlu edecek bir senaryo üretebilir.

Senaryo değişince, olaylara bakış açın değişecektir. Beklentin ise iyiye, güzele ve mutluluğa yönelik olacaktır. Tüm bu çalışmayı bir savaş olarak görme. Zihnini, o başından ayrılmadığın, her fırsatta koşarak oynadığın bilgisayar oyunu gibi düşün. Çünkü bu oyunda level atladığın zaman, gerçekten bir şeyler kazanıyor olacaksın. Hayatını istediğin gibi şekillendirmenin, hayatına istediğin şeyleri çekebilmenin paratonerini inşa ediyor olacaksın.

Her çıkmazı, üzüntüyü, karamsarlığı bu oyunun bölüm atlamaya yarayan bir parçası olarak gör! Çünkü öyle! Üstesinden geldiğinde, sen artık daha güçlenmiş, daha mutlu ve ışıldayan bir SEN olacaksın.

Sevgiyle Kal

Yurda Hal

27,09,2010

İstekler-İstekler-İstekler

Posted on Updated on

İstekler-İstekler-İstekler

İstekler ile ilgili sorular soran birçok mail alıyorum. Bu tür sorusu olan arkadaşlara destek olması amacıyla  maillerden birine verdiğim cevabı, burada, biraz daha genişleterek  yayınlamak istiyorum.

İsteklerimize ulaşmak için öncelikle niyetimizin sağlam olması çok önemlidir. Yani GERÇEKTEN istemeliyiz. İstediğimize kavuşacağımıza dair isteğimiz tam olmalıdır. Tabii istedikten sonra, isteğimizin gerçekleşeceği süreyi de etkileyen bir çok faktör var. Bu faktörlerin en başında yine gerçekleşeceğine olan inancımız geliyor. Bunun dışındaysa çevresel faktörler ve özümüze bağlı faktörler söz konusu. Çevresel  faktörlerin uygun hale gelmesi ve bizi isteğimize yöneltmesi için özsel faktörleri ele almamız gerekiyor.

Bedenimizin her hücresinin, her atomunun, zihnimizin her düşüncesinin muhakkak üst frekanslarda titreşmesi önemli. Bu yüzden bedenimize iyi bakmalı, doğru beslenmeli, zihnimizi ise olumsuz düşüncelerden arınmış bir hale getirmeliyiz. Bu çalışmalar özümüzün frekansını artırdıkça, çevresel faktörler de ona uygun bir şekle bürünecektir.

Yaşadığımız yeri örnek alalım; koca bir şehir olsun ya da küçük bir kasaba hiç fark etmez. Birçok yaşayanın arasında her birimiz sadece bu insanların bir kısmını tanırız. Kalanından ise bihaber yaşarız. Tanıdıklarımız, bir şekilde bağlantıya geçtiklerimiz, bize özümüzü yansıtan insanlardır. Yani biz hangi frekanstaysak, onlar da o frekanstadır. Diğerleri, yani hayatımızda yer almayanlar  ya bizden daha düşük ya da daha yüksek frekansa sahiptirler. Demek ki Özümüzün frekansını yükseltmek hem kendimizi, hem de çevremizi olumlu etkileyecektir.

Özümüzün frekansı yükseldikçe, çevrenize olumlu bir titreşim yaymaya başlarsınız. Bu olumlu titreşim etrafınızdaki her insana, her nesneye ulaşır. Bu titreşimin ulaştığı kişi, bizim frekansımızla birlikte yükselmek istiyorsa, bizden alacağı titreşimle birlikte kendisi de yükselmek isteyecektir. Yok olduğu yerden memnunsa, yavaş yavaş hayatınızdan çekilecektir. Yavaş, yavaş; çünkü enerjilerimiz birbirine kendine benzetmeye çalışır, yani karşımızda düşük enerjili bir insan varsa o bizi aşağıya çekmek isteyebilir. Israrla olumlu halimizi korumak için çalışmalıyız. Ancak bu şekilde enerjimiz düşmez.

Biz özümüz için gerekli çalışmaları yaptıkça frekans düzeyi bizden yüksek olan insanları hayatımıza çekmeye başlarız. Üst benlikler arası iletişim kurulur. Biz illa ki bunun farkında olmayız. Bu iletişimin hayatımızda “tesadüf” ya da “mucizevi” gelişmeler sağladığını fark ederiz yalnızcaJ Oysa hepsi üst benlikler arası hazırlanmış bir düzendir. Son zamanlarda tekrar James Redfield’in kitaplarına yönelmem bana bazı şeyleri tekrar hatırlattı. Özellikle “Shambala’nın Sırrı” adlı kitabı  çok faydalı oldu.

Şimdi bazı maddeler sıralayacağım. Bu maddeler sayesinde isteklerimize, daha doğrusu bizi mutlu edecek hayata ulaşmamız daha kolay olacaktır.

1)     Her sabah uyandığınızda önceden hazırladığınız bir olumlamayı kendinize okuyun. Ardından aynada kendinize bakarak “seni seviyorum” deyin.

2)    Yediklerinize ve içtiklerinize dikkat edin. Kırmızı eti (olabiliyorsa vejetaryen olmak da iyi bir çözümdür), kahveyi, normal çayı ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın. Mümkünse canlı gıdalarla (çiğ sebze/meyve/filizler) beslenin, yani mümkün oldukça çiğ sebze tüketmeye özen gösterin. Kuruyemişlerden faydalanın. Süt ürünlerinden uzak durun. Bunu beslenme düzenini hayatınıza tamamen sokmak zor olabilir, ancak günün bir ya da öğününde bu kurala dikkat edin. Bu sayede bedeninizin enerjisi de canlı kalacaktır. PH değeri 7’den yüksek su tüketin. Bedeninizi asit seviyesini azaltın. – Tüm bu saydıklarımı dönemsel olarak bile yapmanız, enerji seviyenizi artıracak, daha canlı ve mutlu olmanızı sağlayacaktır.

3)    Gün içinde aklınıza her geldiğinde başınızın tepesinde bir altın ışık hüzmesinden size enerji aktığını ve bu enerjinin bedeninizi doldurup ardından etrafınıza yayıldığını imgeleyin. Işığın yayılma alanını genişletebildiğiniz kadar genişletin. Bunu yaparken gülümseyin. ( tüm bu çalışma sadece birkaç dakika olabilir)

4)   Zihninizden geçen düşünceleri sürekli kontrol edin. Gerek kendinizle, gerek başkaları ile ilgili aklınızdan geçen veya ağzınızdan kaçan herhangi bir olumsuz düşünce ya da cümlede “İPTAL” deyin.

5)     Herhangi birine karşı kırgınlık, korku ya da öfke hissettiğinizde, o kişinin yüksek benliğine ulaşmaya çalışın, o kişinin de bu dünyaya bir deneyim yaşamaya geldiğini ve her davranışının bu doğrultuda olduğunu anlamaya çalışın. Her insan sergileyebileceği en iyi davranışı yerine getirebilir. Bu yüzden ondan başka türlü davranmasını beklemeyin.

6)   Herhangi biri hakkında “Başarısız!”, “Beceriksiz!”, “Tembel!”, “Zaten hiçbir işi beceremez!” gibi düşünceler aklınızda belirdiği an “İPTAL!” deyin. Çünkü bu düşünceleri siz ne kadar kolay sarf ederseniz, sizin için de başkaları o kadar kolay sarf edecektir. Hele hele ağızdan bu tür cümlelerin çıkmasına kesinlikle izin vermeyin!

7)    Dileğinizin öncelikle sizi mutlu edecek bir şekilde gerçekleşmesini istemelisiniz. Mesela iş ile ilgili olumlamanız şöyle olabilir: ” Ben istediğim bir işte çalışıyorum. İşim beni mutlu ediyor ve ihtiyacım olandan çok daha fazla kazanmamı sağlıyor. Çalışmak ve bir iş sahibi olmak beni çok mutlu ediyor” Bu olumlamayı her sabah tekrarlayabilirsiniz.

Ayrıca; ümidinizi kırmayın isteyin. Bol bol şükredin, dua edin. Allah’tan yardım istemekten çekinmeyin. Yukarıda saydıklarıma da dikkat ederseniz, bedensel ve ruhsal titreşiminiz yükselecektir ve isteklerinize ulaşmak daha kolay olacaktır.

Sevgiler

Yurda Hal

23,08,2010