Gezegen Seyri

14 – 20 Şubat 2011 Haftası

Posted on Updated on

Bu haftanın başında hayallerimizi gözden geçirelim. Gerek ruhsal, gerekse dünyasal hayallerimize bir göz atalım. Geçerli olanların içinden kendimize bir ruhsal ve bir dünyasal hedef seçelim ve bunların üzerine odaklanalım. Çünkü bu hafta gökyüzü, bize her zamankinden daha fazla imgeleme, yaratıcılığı tetikleme imkânı sunuyor. Bugüne kadar odaklanmakta zorlandıysak, bu hafta her şey daha kolay olacak / Neptün sayesinde:)

Haftanın ilk gününü yoğun duygusallıkla atlattıktan sonra, hayat şartları bir yandan hayal dünyamızı tetikleyip ayaklarımızı yerden keserken, diğer yandan mantığı elden bırakmamamız için bize bol bol sebep yaratacak. 17 Şubat’ta Neptün’le kavuşacak olan Güneş’in etkisini tüm hafta üzerimizde hissedeceğiz. Ruhsal konulara olan ilgi ve alakamızın artması, ruhsal rehberimizle tanışma olanağı, daha derinlerdeki benliğimizle tanışmamız için çıkan fırsatlar; bunların hepsi Güneş/Neptün kavuşumunun etkisi olarak ortaya çıkabilir. Bu hafta içinde yaşayacağımız etkilere çok dikkat etmeliyiz. Çünkü bu hafta hissedeceklerimiz, Nisan’ın ilk haftasından itibaren Balık burcuna geçecek ve yıllarca Balık etkisinde kalacak Neptün’ün bize hissettireceklerinin ön habercisi olacaktır.

20 Şubat’ta Mars ile kavuşacak olan Merkür, hemen ertesi gün Neptün’le kavuşacak. Düşüncelerimizin, zihninizden geçen her fikrin özgürce akmasına izin vermeliyiz. Bu hafta düşüncelerdeki tıkanıklıklara yer yok, çünkü zihin olarak akış içinde olmak çok kolay olacaktır. Gerek zihinsel, gerekse fiziksel enerji olarak meditasyon ve benzeri içe dönüş çalışmaları yapmakta zorlanıyorsak, bu hafta ihtiyacımız olan dinginliğe sahibiz. Şimdi çalışmaya başlamalı ve yol almalıyız. Ruhsal olarak hedeflerimize odaklanmak ve o hedefimize giden ilk büyük adımı atmak şimdi çok kolay olacak. Şimdi başlayacağımız ruhsal çalışma ile düşündüğümüzden çok daha fazla yol alabiliriz.

Ay Taktikleri – Bu Hafta

14 Şubat 2011 saat 07,50’den 16 Şubat 2011 saat 11.15’e kadar Ay Yengeç burcunda büyümekte; Pluto’dan aldığı karşıt açı etkisi ile ev hayatı ile iş hayatını bir arada yürütmekte problem yaratan bir enerji söz konusu.  Gereksiz hırstan kaçınmalıyız. İkili ilişkilerde ve aşk hayatında daha ılımlı ve romantik bir atmosfer olacaktır. Bu sevgililer günü için kalabalık bir parti yerine romantik bir akşam yemeği çok güzel bir seçim olabilir. Yengeç günleri aile ile daha fazla vakit geçirmek için çok uygundur. İş hayatında dikkat toplamak biraz daha zordur.

16 Şubat 2011 saat 11.15’ten 18 Şubat 2011 saat 11.40’a kadar Ay Aslan burcunda Dolunay fazında (Dolunay 18 Şubat saat 10.34’te); Genel anlamda egomuzun çok ön planda olacağını söylemeliyim. İkili ilişkilerde kolaylıkla gerginlikler yaşanabilir. Ancak gerginlikleri önlersek, son derece tutkulu birkaç gün geçirebiliriz. İş hayatında zorunlu olmadıkça çalışmak istemeyeceğimiz bir ruh halinde olacağız. Fakat bir yandan da yaratıcılığımız hem Dolunay, hem de Aslan burcunun etkisiyle tetikleniyor. Tembelliği bir kenara bırakabilirsek, yaratıcılığımızı işimizde kullanabileceğimiz olumlu bir enerjiye dönüştürebiliriz. Dolunay günü lütfen sadece sıvı gıdalarla beslenin ve bedeninizi aşırı yormaktan kaçının.

18 Şubat 2011 saat 11.40’tan 20 Şubat 2011 saat 11.02’ye kadar Ay Başak burcunda küçülmekte; Duygusallıktan uzak, çalışkan ve üretken birkaç gün yaşayacağız. Detaylarıyla uğraşmamız gereken işleri öncelikli olarak bitirmeliyiz, çünkü şimdi ihtiyacımız olan sabra fazlasıyla sahibiz. İkili ilişkilerimizde, aşk hayatımızda problemlerimiz varsa, şimdi sevdiğimiz kişi ile zorlanmadan bunlar hakkında konuşabilir, çözüm bulabiliriz.

Ay Taktikleri’ni daha detaylı öğrenmek istiyorsanız; tüm ayrıntıları “Ay Taktikleri” kitabında bulabilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=ay+taktikleri&gid=00001&criteria=999&media=999

Sevgiler

Yurda Hal/ 24 Ocak 2011

Jutta

Posted on


Bir zamanlar, okyanusta yaşayan balık Clara ve Cornelius, yavrularının dünyaya gelmesi için güvenli bir ortam arıyorlardı. Okyanusun uçsuz bucaksız güzelliği ile ürkütücü tehlikelerinin iç içe olduğunu iyi bildiklerinden, doğru yeri bulmaları çok önemliydi onlar için. Yumurtalarını artık bırakması gereken Clara, eşiyle birlikte korunaklı bir yer bulmak için dolanıp duruyorlardı.

Birden, yukarıdan, aydınlığın yansıdığı yerden, aşağıya doğru süzülen, şeffaf bir şey Clara’nın gözüne ilişti. Yavaş yavaş aşağıya süzülen şeyi uzaktan dikkatle takip etti. Okyanusun dibinde kuma çakılan şeyi yakından inceledi. Bu bir fanustu aslında, fakat o daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Fanusu iyice inceledi. Aslında bu tam da onun aradığı şey olabilirdi. Yavruları yumurtadan çıkana kadar, hatta biraz büyüyüp okyanusa karışacak hale gelene kadar burada korunmuş olabilirlerdi. Üstelik fanusun şeffaf olması, yavrularının okyanusla olan bağlantısının da devam etmesini sağlayacaktı.

Çabucak süzülerek Cornelius’u buldu ve ona da fanusu gösterdi. Fanusu beğenen Cornelius,  fanusun içine yosun ve kumdan yatak yapması gerektiğine karar verdi ve bunu nasıl yapabileceğini düşünmeye başladı. Sonunda aklına bir fikir gelmişti. Hemen bu fikrini Clara’ya açtı ve Clara’nın da onayını alınca birlikte işe koyuldular.  Cornelius fanusun dış çevresindeki kumları ve yosunları eşelemeye başladı ve Clara’da bu eşelenen kum ve yosunların suyun içinde yükselerek dağılmasına sebep oluyordu.  Sabırla yosun ve kumları yükseltiyor, yine sabırla yükselen kumların bazılarının fanusun ağzından içeriye süzülmelerini bekliyorlardı. Sonunda yumurtalara yetecek kadar kum ve yosun fanusun zemininde birikmişti.

Yorgun düşen Clara, artık yumurtlama dönemi geldiğinden,fanusun ağzından aşağıya doğru yumurtalarını  bıraktı. Ardından Cornelius’ta yumurtaları dölledikten sonra, doğacak yavrularına güvenli bir ortam sağlamış olmanın huzuru içindeydiler. Artık hayatlarını normal akışında sürdürebilirlerdi.

Clara’nın bıraktığı milyonlarca yumurtadan sadece biri döllenmişti.  O tek döllenmiş yumurtanın içinde Jutta can bulmuş ve yavaş yavaş gelişiyordu. Jutta gelişti, büyüdü ve yumurtadan çıkma zamanının geldiğini fark etti. Biraz zorlayarak yumurtanın kabuğunu çatlattı ve o daracık yerden kocaman bir alana çıkış yaptı. Etrafı ne kadar güzeldi, burası ne kadar da kocaman bir yerdi.  Yumurtadan çıkan Jutta’yı annesi ziyaret etmiş ve Jutta’ya Fanusun tepesinden aşağıya doğru bakarak kendini hazır hissetmeden buraya, yani fanusun tepesine yaklaşmaması gerektiğini söylemişti. Ayrıca zamanı geldiğinde, yani kendini yeterince hazır hissettiğinde ve yeterince büyüdüğünde buradan çıkıp gidebileceğinden bahsetmişti. Son olarak bir de uyarıda bulunmuştu annesi, Jutta’nın yanından ayrılmadan: “Zamanında buradan dışarıya çıkmazsan buradan çıkamayacak kadar büyürsün ve o zaman o fanusun içinde yaşamak zorunda kalırsın. Zamanın gelmeden buradan çıkarsan, yeterince gelişmemiş olursun ve uçsuz bucaksız okyanustaki tehlikelerle baş edemezsin. Bu yüzden seninle aynı büyüklükte, sana benzeyen bir balıkla karşılaştığında, bil ki yukarıdan dışarıya, sonsuz okyanusa açılma vaktin gelmiştir. O zaman korkmadan, hemen harekete geçmek zorundasın!”

Bir süre daha yumurtanın sarısından beslenerek gelişen Jutta, artık başka yiyecekler de bulmalıydı. Fanusun içinde gezinirken, yosunların arasından yiyebileceği bir şeyler buluyordu ve günler böyle geçip gidiyordu.

Her seferinde yiyecek ararken  ya da dolanırken fark ettiği bir şey onu hayrete düşürüyordu. Uçsuz bucaksız bir çevreye sahip görünüyor olsa bile, sadece bir yere kadar yüzebiliyordu. Görünmez bir sınır onun daha öteye yüzmesine engel oluyordu. Bir sınır vardı ve bu sınır onu taze yosunlardan, diğer balıklardan, mercanlardan, sonsuz okyanustan ayırıyordu.  Belki de annesi onu bu yüzden, sadece yukarıya doğru yüzme ve okyanusa açılma konusunda uyarmıştı. Çünkü başka bir çıkış yoktu. Yine de mutlu ve güvende hissediyordu kendini, çünkü kendisine doğru yaklaşan o kocaman balıklar da bu görünmez duvardan içeriye geçemiyordu. Fanusun üstündeki açıklıktan içeri süzülen besinler zemine çöküyor ve o da eşelenerek bunlarla beslenip gidiyordu. Ayrıca o görünmez sınırdan dışarısını seyretmek, güven içinde öylece izlemek çok güzel ve keyifliydi. Bir balık başka ne isteyebilirdi ki.

Zaman geçtikçe Jutta gelişip serpiliyor, büyüyordu. Büyüdükçe, içinde yaşadığı fanus ona daha küçük gelmeye başlıyordu. Ayrıca fanusun camı da eskisi kadar şeffaf değildi artık. Zaman içinde camın yüzeyi yosun tutmaya, kirlenmeye matlaşmaya başlamıştı. Temiz ve berrak görünen tek yer, yukarıda bulunan fanusun girişiydi. Fakat oraya gitmesi için önce kendisine benzeyen, kendi büyüklüğünde bir balık görmesi gerekiyordu. Bugüne kadar görünmez sınırın dışında gördüğü balıkların hiç biri bu tanıma uymuyordu.  Ya daha küçük kendine benzemeyen ya da kocaman balıklar görüyordu. Hatta en son gördüğü o kocaman balıktan ne kadar çok korkmuştu. O kocaman balığın görünmeyen sınırı geçemeyeceğini bildiği halde korkmuştu ondan. Zaman geçtikçe, fanusun camının yosun tutmasından memnun olmaya başlamıştı, böylece o kocaman korkunç balıkları görmek zorunda kalmıyordu. Görünmeyen sınır, artık görünür hal almaya başlamıştı. İçten ve dıştan yosun tutan cam, artık gitgide daha fazla dışarısını görmesine engel oluyordu. Onu koruyan bu sınırlardan o kadar memnundu ki, belki ürkütücü bir şeyler görürüm düşüncesiyle, fanusun tepesindeki açıklığından gördüğü güzelliklere bile bakmıyordu artık.

Zaman geçip gidiyor, Jutta’nın hayatı güvenli fakat sıkıcı bir hal alıyordu. Boş boş fanusun içinde süzülen Jutta, tembel tembel vakit geçiriyordu. Bir gün yine öyle boş boş süzülürken annesinin sözleri kulağında yankılandı: “…seninle aynı büyüklükte, sana benzeyen bir balıkla karşılaştığında, bil ki yukarıdan dışarıya, sonsuz okyanusa açılma vaktin gelmiştir. O zaman korkmadan hemen harekete geçmek zorundasın!” Burada böyle dururken o balıkla nasıl karşılaşabilirdi ki? İçeriye girmeyi kimse akıl edemediğine göre, onun dışarıyı görmesi gerekiyordu. Fakat dışarıyı görmesi, Jutta’nın o korkunç büyük balıkları da görmesini sebep oluyordu. Oysa,  o korktuğu iri balıkları şimdiye kadar kaç kez görmüştü ki.

Annesinin sözlerini düşündükçe, fanusun camında biriken yosun tabakasını temizlemesi gerektiğini biliyordu. Fakat içindeki o korku… O korku onun işe koyulmasına engel oluyordu.

Bir gün üzgün, daralmış ve sıkılmış bir şekilde artık kendisine küçük gelmeye başlayan fanusun içinde süzülürken, yosun tutmuş duvara yaklaşır ve isteksizce duvardaki yosunları yiyerek temizlemeye başlar. Jutta, temizlediği bölgeden dışarısını görebileceğini umsa da, durumun böyle olmadığını fark etmesi uzun sürmez. Yosunları yiyip temizlediği alan parlıyor olmasına rağmen, dışarısını görmesi mümkün olmuyordu. Oysa eskiden buradan uçsuz bucaksız okyanusu gözünün alabildiğine seyredebiliyordu. Mutsuzluğuna engel olamasa da Fanusun iç yüzeyini temizlemeye günlerce devam etti. En azından bir amacı vardı ve amacına ulaşıp ulaşmayacağını düşünmüyordu artık. Onun için önemli olan amacına ulaşmak için bir yolda ilerliyor olmasıydı. O hedefi için çaba gösteriyordu ve bu çabası onun aslında yavaş yavaş mutlu olmasını sağlıyordu.

Uzun bir temizlik gününden sonra yorulmuş olan Jutta, kenara çekilip ne kadar geniş bir yüzeyi  temizlediğine göz atarken, uyuya kaldı. Rüyasında annesinin ona o tepedeki açıklıktan seslendiğini gördü. Annesi rüyasında, yumurtadan çıktığı gün söylediği sözlerinin aynısını tekrarlıyordu: “Zamanında buradan dışarıya çıkmazsan, buradan çıkamayacak kadar büyürsün ve o zaman o fanusun içinde yaşamak zorunda kalırsın. Zamanın gelmeden buradan çıkarsan, yeterince gelişmemiş olursun ve uçsuz bucaksız okyanustaki tehlikelerle baş edemezsin. Bu yüzden seninle aynı büyüklükte, sana benzeyen bir balıkla karşılaştığında, bil ki yukarıdan dışarıya, sonsuz okyanusa açılma vaktin gelmiştir. O zaman korkmadan, hemen harekete geçmek zorundasın!”

İrkilerek uyandığında sabah olmuştu. Güneşin ışıkları suyun derinliklerine doğru  gittikçe azalarak fanusun tepesinden içeriye süzülmüştü. Jutta , güneşin ışıklarını gördüğünde, içini bir mutluluk kapladı. Fanusun içinde o daracık alanda tur atmaya başladı. Tekrar fanusun duvarlarını temizlemek için sınıra yöneldiğinde, bir gölgenin kıpırdadığını gördü. Daha dikkatle baktı… O kıpırdadıkça gölgede kıpırdıyordu. Yavaşça fanusun camından biraz uzaklaştı. Uzaktan bakınca, fanusun duvarında kendi aksini gördü. Gördüğü balık aynı kendi gibiydi. Kuyruğu kendi kuyruğuna benziyordu. O ne tarafa yüzerse, gördüğü balıkta o tarafa yüzüyordu.  Acaba… acaba annesinin kastettiği balık bumuydu? Fanusun diğer tarafı görünmezken, bu balığı nasıl görebiliyordu? Yukarı, aşağı, sağa, sola yüzüyor, yüzüyordu. Bir yandan da o gördüğü balığı inceliyordu. Aynı kendisi gibiydi. O ne yapıyorsa, o da onu yapıyordu. Heyecanlandı. Annesinin dediği zaman gelmişti galiba. Artık dışarı çıkması gerekiyordu. Peki, çıkmaya hazır mıydı?

Evet, bir yandan aksini incelerken, bir yandan dışarısı ile ilgili korkuları içini yiyordu. Annesini mi dinlemeliydi, yoksa bu güvenli ortamda yaşayıp gitse miydi? Eğer şimdi kalmaya karar verirse, bir daha çıkamayabilirdi. Dışarı çıkarsa, korkularıyla yüzleşmek zorunda kalabilirdi.

Jutta, biraz daha düşünmek istedi. Güneşin uzaktan kendisine ulaşan ışınları yok olana kadar düşünmeye karar verdi. Akşama doğru Jutta bir karara vardı. Kendini içsel olarak hazırladı ve fanusun duvarındaki aksini tekrar görmek için temizleyip parlattığı bölüme baktı. Artık hiçbir şey görünmüyordu. Yine tek başına kalmıştı. Tek bildiği, korksa da kararını uygulayacaktı. Usulca başını yukarıya doğru kaldırdı. Başının üstündeki koyu mavi açıklığa doğru baktı. Yukarıya doğru süzülmeye başladı. Bugüne kadar yuvası olan fanusu terk etmek onun için çok zordu. Yine de geriye bakmadan fanusun dışına süzüldü. Gördüğü sonsuzluk ve renkler, daha çok küçükken fanustan gördüğü renklerden daha canlı ve daha güzeldi. Muhteşem bir güzellikle karşı karşıyaydı. Etrafında rengârenk balıklar, her türlü deniz bitkisi ve mercanlar vardı. Kumların arasına kısmen gömülmüş istiridyeleri ilk defa görüyordu.

Jutta, son kez dönüp fanusuna bir baktı. Ne kadar karanlık, küçük ve karamsar bir yerde yaşamıştı bugüne kadar. Yine de fanusu bugüne kadar onu koruduğu kolladığı için sevgi ve minnet içinde ona son kez teşekkür etti. Bir daha ardına bakmamaya karar veren Jutta, huzur ve heyecan içinde okyanusun derinliklerine doğru süzüldü.

Yurda Hal /07.02.2011 Bursa saat 02:11

 

07 – 13 Şubat 2011 Haftası

Posted on Updated on

08 Şubat’ta Chiron Balık burcuna geçmesi ile birlikte ruhsal ve bedensel şifa ön plana çıkacak. Alternatif şifa yöntemlerine her zamankinden daha fazla ilgi duymaya başlayacağız. Kendimizde gizli olan şifacılık yeteneğini de keşfedeceğimiz uzun soluklu bir döneme girmiş oluyoruz böylece. Hayatta neyin değerli olup olmadığını sorgulayacağız bu hafta, hatta bu sorgulama değer yargılarımızı da etkileyecektir.

09-10 Şubat’ta Venüs Pluto ile kavuşacak. Eğer abartılı bir sahip olma, isteme duygusu ile baş etmek zorundaysak bu hafta işimiz daha da zorlaşacak demektir. Gereksiz harcamalardan muhakkak kaçınmak gerekir, çünkü bütçemizin sınırını bu hafta her an unutmaya hazır durumdayız. Yanlış harcamalar birikmiş paramızı riske atmamıza sebep olabilir.Maddi kayıplarla uğraşmak zorunda kalabiliriz.  Finansal risk alınmaması gereken bir haftadayız. Tüm bu etkilere rağmen bazı kişilerde de iş hayatında beklenmedik, umulmadık kazanç fırsatları olacaktır. Ancak bu çok nadir kişiye kısmet olacak bir özellik gibi.  Ayrıca güzellik ve estetik konularla ilgili müdahalelerden muhakkak kaçınmak gerek. Bu hafta göreceğimiz her pırıltılı şeyin bir mücevher olmadığını bilmeliyiz. Görünen yüzün altında gizli gerçekler bizi özellikle yatırım, finans ve aşk konularında kolayca yanıltabilir. Kadınlarla olan her türlü ilişkide de dikkatli olmak mantıklı olacaktır.  Düşüncelerimizde uçlarda gezinmemeye çalışmalıyız. Sadece siyah ya da beyazın değil, ikisinin arasında birçok gri tonunun olduğunu da görmeliyiz. Aksi takdirde gerçekleri görmemiz mümkün olmaz. İlişkilerde beklenmedik krizlerin de gündeme gelebileceğini unutmayalım.

Ay Taktikleri – Bu Hafta

07 Şubat 2011 saat 00.47’den 09 Şubat 2011 saat 13.24’e kadar Ay Koç burcunda büyümekte; Jüpiter’in de etkisini yansıtan Ay sayesinde kendimizi keyifli ve neşeli hissedeceğiz. Enerjimiz son derece yüksek ve hedefimize odaklanmakta zorlanmıyoruz. Eğer iş hayatı ile ilgili herhangi bir girişimde bulunmak istersek ya da satış pazarlama alanında bir işimiz varsa, başarılı işler çıkarabiliriz. İkili ilişkiler ve aşk hayatı ile ilgili konularda kendimize verdiğimiz önemi partnerimize de verirsek çok keyifli vakit geçirebiliriz. Yeni bir ilişkiye başlamanın yoğun enerjisini de Koç burcu sayesinde hissediyoruz. Baş ve göz ağrılarına dikkat!

09 Şubat 2011 saat 13.24’ten 12 Şubat 2011 saat 00.22’ye kadar Ay Boğa burcunda büyümekte; Kendimizi, güvende hissedeceğimiz, özgüvenimizin yerinde olacağı günler. Finans konuları ile ilgilenmek için çok uygun. Genel olarak ikili ilişkilerimiz, aşk hayatımız ve keyif yaşantımız üzerinde olumlu etkileri vardır. Ancak Kova burcunda yerleşmiş olan Merkür, Mars, Güneş ve Neptün’e sırasıyla kare açı yapacak olan Ay hem zihinsel anlamda, hem de kadın erkek ilişkileri anlamında gerginlikler yaşayabileceğimizi gösteriyor. İnatçı ve taviz vermez tutumumuzdan muhakkak kaçınmamız gerekiyor. Zihinsel anlamda yaşayacağımız gerginlik, zihinsel üretkenliğimizi artıracaktır.

12 Şubat 2011 saat 00.22’den 14 Şubat 2011 saat 07,50’ye kadar Ay İkizler burcunda büyümekte; Eğitim, öğretim, satış ve pazarlama gibi konularda birçok gezegenin desteğini alan Ay, zihinsel olarak son derece aktif ve üretken olmamızı sağlayacak. Düşüncelerimize kendimiz bile yetişemeyebiliriz. Önemli toplantıları yapmak için çok uygun günler. Aynı zamanda seminer, ya da tanıtım toplantıları içinde çok uygun. İkili ilişkilerde hem uyum, hem de fikir alışverişi belirgin olacak.

Ay Taktikleri’ni daha detaylı öğrenmek istiyorsanız; tüm ayrıntıları “Ay Taktikleri” kitabında bulabilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=ay+taktikleri&gid=00001&criteria=999&media=999

Sevgiler

Yurda Hal

31 Ocak – 06 Şubat 2011 Haftası

Posted on Updated on

Bu Hafta Venüs’ün Uranüs’le olan karesinin etkisi sayesinde (tam kare 03 Şubat) değişikliklere açık olacağımız bir hafta yaşayacağız. Uçuk, kaçık zevklerimizi yansıtan harcamalar yapabilir, mesela giymeye cesaret edemeyeceğimiz bir kıyafetle bir toplantıya katılabilir, normalde bize göre uçuk olan bir oje renginin bir anda tırnaklarımızı süslediğini görebiliriz. Sevdiklerimize karşı sevgimizi her zamankinden daha farklı ortaya koymak isteyebiliriz. Aynı zamanda kutlamalar, kalabalık eğlence ortamları da bu hafta çok cazip olabilir. Harcamalarımızda beklenmedik bir abartıya kaçmamız da söz konusu olacaktır fakat yine de sürpriz ve beklenmedik kazançlar da devreye girebilir.

01 Şubat – 05 Şubat tarihlerinde tam kavuşum halinde hareket eden Güneş ve Mars harekete geçiren aktif  etkisini geçen haftadan beri gösterse de bu hafta Mars’ın canlandırıcı etkisini çok daha kuvvetli hissedeceğiz. Sosyal ortamlarda aktif olabileceğimiz gibi, kendimizi çabucak hararetli tartışmaların ortasında bulabiliriz. Bedensel ve zihinsel enerjimizin yoğun olacağını göz önünde bulundurursak, aktif ve üretken bir hafta geçirme fırsatına sahip olduğumuzu anlayabiliriz. Hedeflerimize doğrudan odaklanabiliriz. Başkaları bizleri hedefimizden uzaklaştırmak istese bile, biz yolumuzdan dönmeyecek, “hayır diyecek enerjiye sahip olacağız. Bu etki biraz zayıflayarak da olsa, bir sonraki hafta da kendini hissettirecektir. Ayrıca Güneş’le Mars’ın Kova burcundaki kavuşumu, toplumsal anlamda dur diyemediğimiz konularda sesimizi yükseltebileceğimizi gösteriyor. Toplumsal, hatta evrensel duyarlılığımızın arttığı ve düşüncelerimizin özgürce ifade edildiği bir hafta yaşayacağız.

03 Şubat saat 04.30’da Kova burcunda gerçekleşecek olan Yeniay bir ay süresince objektif yanımızın daha ağır basmasına, mesafeli fakat dostane bir tutum içinde olmamıza, kendimize dışarıdan bakmamıza olanak sağlayacaktır. Ayrıca daha sosyal, daha aktif olacağımız, sevdiklerimiz ve dostlarımızla aktif vakit geçirmekten hoşlanabileceğimiz bir aylık dönemin başlangıcı. Ayrıca Kova burcundaki Yeniay yeni ilişkilerin kurulmasına da uygun zemini sağlayacaktır. Ancak olası kaza ve yaralanma risklerini de gündeme getirebilecek olan bu Yeniay bize genel anlamda açık ya da kalabalık ortamlarda dikkatli olmamızı da salık veriyor. Yeniay ile daha detaylı bilgiyi aşağıda Ay Taktikleri bölümünde bulabilirsiniz.

Ay Taktikleri – Bu Hafta


30 Ocak 2011 saat 16.55’ten 02 Şubat 2011 saat 01.22’ye kadar Ay Oğlak burcunda küçülmekte; Pluto’nun enerjisini de bize yansıtan Ay ani gerginlikler yaşayabileceğimizin habercisi. Jüpiter’den alacağı etkiyi de buna eklersek, girişken ve atılımcı davranışlarımızın, iş ve kariyer beklentilerimizi harekete geçirme fırsatına sahip oluyoruz. Farklı fikir ve projelerinizi dikkatle gözden geçirelim, Yeni Ay’la birlikte harekete geçirebileceğimiz fikirleri kenara not edelim. İş hayatı ile ilgili derlenip toparlanması ve ortadan kaldırılması gereken konularla ilgilenmeliyiz.Duygusal hayatımızda biraz daha mesafeli olabiliriz. İlişkilerimizdeki olası problemleri herhangi bir duygusal kriz yaşamadan tartışabiliriz.

02 Şubat 2011 saat 01.22’den 04 Şubat 2011 saat 12.25’e kadar Ay Kova burcunda Yeni Ay fazında (Yeni Ay 03 Şubat saat 04.30); Daha aktif olacağımız sosyal olacağımız bu günlerde arkadaşlarımızla ve sevdiklerimizle birlikte vakit geçirmek çok doğru olacaktır. Aktif ortamlarda kaza riskinin daha fazla olabileceğini göz önünde bulundurmalıyız.

Yeni Ay dileklerimiz ve yeni başlangıçlarımız için bize fırsatlar sunar. Bu Yeni Ay’ın teması ise dostluk, arkadaşlık, aşk, işten gelen paranın artması, güçlü ve nüfuzlu insanların desteğini kazanma, sosyal sorumluluk projelerine başlama, çocuklara yönelik çalışmalar olacak. Ancak Kova burcu gelecekle ilgili umut ve arzularımızı temsil ettiği için, geleceğe yönelik hayatınıza yön vermesini istediğiniz konuları da destekleyecektir. Bu yüzden Kova Burcu joker özelliğindedir ve Her türlü dilek ve yeni başlangıç için de uygundur.

Yeni Ay’da dilekte bulunurken, ya da yeni bir projeye başlarken illa ki ritüel yapmak zorunda değiliz. Kendimiz için en uygun yöntemi kendimiz seçebiliriz. İster dua, ister meditasyon,  ister kolaj çalışması, ister imgeleme ya da olumlama yapabilirsiniz. Belki de hepsini birden yapmak isteyebilirsiniz. Bu tamamen kendi seçiminize bağlıdır. İnanarak yaptığınız çalışma her zaman en iyi çalışmadır. Fakat illa ki ritüel yapmak istiyorsanız, Hava grubuna ait bu Yeni Ay’da dileklerinizi pencereden dışarıya söyleyebilir, rüzgarla birlikte uçmasını sağlayabilirsiniz.

04 Şubat 2011 saat 12.25’ten 07 Şubat 2011 saat 00.47’ye kadar Ay Balık burcunda büyümekte; İştahımızın artabileceği, bağımlılıklarımızın bizi daha fazla esir alabileceği günler. Bunun dışında ruhsal gelişiminiz ile ilgili bazı adımlar atmak istiyorsak, ya da bir seminer katılmak ya da bu konular ile ilgili bir kitaba başlamak istiyorsak doğru zamandayız. Balık’ta büyüyen Ay ruhsal, spiritüel yanımızı geliştireceği gibi, hayal dünyamızı da aktive edecektir. Ancak iş dünyamız bu konularla alakasızsa, önemli işleri bugünlerde bir kenara bırakmak mantıklı olacaktır.

Ay Taktikleri’ni daha detaylı öğrenmek istiyorsanız; tüm ayrıntıları “Ay Taktikleri” kitabında bulabilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=ay+taktikleri&gid=00001&criteria=999&media=999

Sevgiler

Yurda Hal – 24 Ocak 2011

Astro İstanbul’a Hoşgeldiniz.

Posted on Updated on

Merhaba Astroloji Yolcusu,

Her birimiz doğduğumuz andan itibaren kendi hayatımızı oluşturan yolda ilerleriz. Yolumuz bazen birinci sınıf asfaltla kaplı bir otobana dönüşebildiği gibi, bazen de taşlı topraklı bir patika kadar daralabilmektedir.  Bazı zamanlarda ise  ise çok seçmeli yol ağzında, bir kavşakta buluveririz kendimizi ve hangi yolu seçeceğimizi bilemeyiz. Her alternatif gözümüze cazip görünebileceği gibi, her  alternatif gözümüze ürkütücü de gelebilir. Yolların birini seçerken, seçmediğimiz yolda neler kaybettiğimizi bilmesek bile orada aklımız kalır.

Masallardan hepimiz biliriz; bir kralın üç oğlu vardır ve bu üç oğlu babalarının isteğini yerine getirmek için birlikte yola çıkarlar. Bir süre sonra yol üçe ayrılır ve her yolun başında bir tabela vardır. Birinci tabelada : “giden geri döner”, ikinci tabelada “giden ya döner ya dönmez”, üçüncü tabela da ise “giden dönmez” yazar.

Üç kardeşin her biri bu yollardan birine girer ve masalın sonunda üçü de ulaşacakları yere ulaşırlar, fakat sadece bir tanesi yoldaki sürprizleri toplar ve sonunda ödülü hak eder.

Hayatınız da bu masallara benzer. Siz doğmaya karar verdiğiniz anda bir yola çıkmışsınızdır. Karşınıza hangi seçenekler çıkarsa çıksın, bu seçeneklerden hangisini kullanırsanız kullanın, sonunda ulaşacağınız yere varırsınız. Yolun sonunda, nihai hedefe vardığınızda ise seçtiğiniz yolun yarattığı fark ortaya çıkacaktır. Seçtiğiniz yolun size yol boyunca sunduğu armağanların ne olduğunu ancak orada tam anlamıyla anlayabilirsiniz. Yolunuzu bir bilge olarak mı, bir öğrenci olarak mı yoksa bir cahil olarak mı tamamladığınızı anlarsınız. Yolun sonunda, hayatınızda çoğunlukla mutlu mu, mutsuz mu olduğunuzun farkına varırsınız. Yolun sonunda, artık farkına vardığınızda, seçimler yapılmış, yolda karşımıza çıkan armağanlar alınmış ve varış noktasına ulaşılmıştır.

Yol seçimlerinizi tabelaların sadece yüzeyde görünen işaretlerine göre yapmak ya da bu tabelalarının anlatmaya çalıştığı gizli detayları keşfederek seçimde bulunmak elinizde. Yol tabelalarını doğru okumak için kullanabileceğiniz en iyi yöntemlerlerden biri astrolojidir. Hatta yolda karşınıza çıkacak olan armağanlarınızın üzeri tozlarla kaplı olsa bile, astroloji sayesinde onların tozunu silkeleyip farkına varabilirsiniz. O armağanı alıp almamak ise tamamen sizin kararınıza bağlı.

Astroloji sayesinde kendi yol haritanızla tanışma şansına sahip olursunuz.

– Siz bu dünyaya gelirken hangi hedefe ulaşmayı seçtiniz?

– Hedefinize ulaşırken hangi yol ayrımları ile karşılaşabilirsiniz.

– Hayalleriniz nelerdir?

– Hazineleriniz (yetenekleriniz) nelerdir?

– Yükünüzü ağırlaştıran çakıl taşlarınız nelerdir?

– Kolay zamanlarınız, zor zamanlarınız.

– Karar alma zamanlarınız, bekleme zamanlarınız

– Gelecekte sizi bekliyor olabilecek potansiyel fırsatlarınız ya da zorluklarınız

– Yardımcılarınız

– Öğretmenleriniz

– Rakipleriniz

Bunların hepsi, hata çok daha fazlası astroloji danışmanlığının ışık tutabileceği, destek olabileceği konulardır. Eğer siz de kendinizi üç yol ağzında hissediyorsanız, gerçek değerlerin hangi yolda olduğunu anlayabilmek için astroloji danışmanlığından yararlanabilirsiniz. Bir çok danışmanlık seçeneğimden biri muhakak sizin için uygun olacak, sorularınızın cevaplanmasında yardımcı olacaktır.

Danışmanlıklarla ilgili detaylı bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz:

https://astroistanbul.com/haritaanalizi/

Sevgilerimle

Astroloji Uzmanı

Yurda Hal – yurdahal@gmail.com

Kısaca 24-30 Ocak Haftası Astrolojik Etkiler

Posted on Updated on

26 Ocak’ta gerçekleşecek olan Merkür(Oğlak)/ Satürn(Terazi) karesinin etkisi ile bu hafta ifadelerimizde daha ciddi olacağımızı, önemli konuların konuşacağımızı söyleyebiliriz.  Günlük hayatımızda düzenimizi bozan konuların üzerine gidebilir, gerekli düzeltmeleri de yapabiliriz. Gerek iş yerinde, gerekse evde bütçe ile ilgili konular hakkında konuşmak, plan program yapmak da mümkün bu hafta.

Sözlü ifadelerimizde duygusallığa pek yer ayırmayacağız. Bunun yerine yazılı olarak halledilmesi gereken işlerimizi hızla yoluna koyabiliriz. Mantığımız bu hafta tam anlamıyla devrede olacak. Hazır böylesi güzel bir fırsat yakalamışken, bu hafta olabildiğince fazla iş bitirmeye çalışmak son derece mantıklı olacaktır. Zaten küçülen Ay Fazı da bize bu konuda gereken yardımı gösterecektir.

Ayrıca, eğer daha önce tutamadığınız sözler verdiyseniz, bu hafta bunlarla yüzleşmeniz de gerekebilir; hazırlıklı olun.

Yukarıdaki açıyı bir kenara bırakırsak, Ateş elementinde hareket den Jüpiter ve Venüs motivasyonumuzun yüksek olacağını gösteriyor. Ayrıca Kova burcundaki Mars sosyal hayatımızı canlandıracak enerjiyi bize sunuyor. Yine de kalabalık ortamlarda aniden ortaya çıkabilecek sözlü münakaşaların olabileceğini unutmayın.

Gelelim Ay Taktikleri’ne


24 Ocak 2011 saat 02.00 den 26 Ocak 2011 saat 03:17’ye kadar Ay Terazi Burcunda küçülmekte: Ay Terazi Burcundan geçerken Satürn’ün enerjisini de aktive edecek, bu yüzden kendinizi bir yandan sorumluluk sahibi, bir yandan da duygusal anlamda kıstırılmış ve daralmış hissedebilirsiniz. Gerek ikili ilişkilerde gerekse ortaklıklarda, ilişkiniz hakkında önemli bulduğunuz konuları masaya yatırıp tartışabilirsiniz.

26 Ocak 2011 saat 03:17’den 28 Ocak 2011 saat 08:56’ya kadar Ay Akrep Burcunda küçülmekte: Rahatsız edilmeden halledilmesi gereken bir işiniz varsa ve yeni fikirlere, yaratıcılığa ihtiyacınız varsa, Bu günleri iyi değerlendirmelisiniz.  Akrep’in tutkusunu alan Ay bu birkaç gün hem Uranüs’e, hem Neptün’e, hem de Mars’a açı yapacak. Bu açılar bizim gergin olmamızı tetikleyebileceği gibi, yaratıcılığımızı da tetikleyecektir. Rüyalara dikkat! İkili ilişkilerde ise tutkunun ön planda olabileceğini söyleyebilirim. Sevdiğiniz insanla baş başa vakit geçirmek, kalabalık ortamlarda beraber olmaktan daha iyi olacaktır. Olası kıskançlık krizlerine dikkat!

28 Ocak 2011 saat 08:56’dan 30 Ocak saat 16:55’e kadar Ay Yay Burcunda küçülmekte: Genel anlamda kendimizi mutlu ve iyi hissedeceğimiz günler, çünkü Ay hem Yay’ın ılımlı etkisini, hem de Venüs’ün olumlu etkisini birlikte bizlere yansıtıyor. Eğer dargın olduğunuz bir dostunuz varsa bugünlerde barışabilirsiniz. Sevdiğiniz insanla ister baş başa, ister dostlarınızla çok güzel vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca işyerinde başarıların takdir göreceği bir dönem olacaktır. Burcunuz ne olursa bugünlerde işinizle ilgili bir şeyler yapmaya çalışın. Ayrıca yabancı ülke mutfağı denemek, bir kişisel gelişim seminerine katılmak için doğru zaman!

Ay Taktikleri’ni daha detaylı öğrenmek istiyorsanız; tüm ayrıntıları “Ay Taktikleri” kitabında bulabilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=ay+taktikleri&gid=00001&criteria=999&media=999

Sevgiler

Yurda Hal

21 Ocak 2011

Aralık 2010 Gezegen Seyri

Posted on Updated on

01 Aralık 2010 Merkür Oğlak burcuna geçiyor
03 Aralık 2010 Mars / Uranüs karesi
05 Aralık 2010 Yeniay Yay burcunda
06 Aralık 2010 Merkür/Pluto kavuşum
06 Aralık 2010 Uranüs düz hareketine dönüyor
07 Aralık 2010 Mars Oğlak burcuna geçiyor
10 Aralık 2010 Merkür Oğlak burcunda geri hareketine başlıyor
14 Aralık 2010 Merkür/Mars kavuşumu
16 Aralık 2010 Güneş/Jüpiter karesi
18 Aralık 2010 Merkür geri hareketinde Yay burcuna geçiyor
18 Aralık 2010 Güneş/Uranüs karesi
20 Aralık 2010 Güneş /Merkür kavuşumu
20 Aralık 2010 Merkür /Uranüs karesi
21 Aralık 2010 İkizler/Yay hattı Dolunay ve Ay tutulması
21 Aralık 2010 Güneş Oğlak burcuna geçiyor
22 Aralık 2010 Merkür/Jüpiter karesi
26 Aralık 2010 Güneş/Pluto kavuşumu
29 Aralık 2010 Mars/Saturn  karesi
30 Aralık 2010 Merkür Yay burcunda düz hareketine dönüyor

Aralık 2010

Durağan pozisyondaki Uranüs, yarın başlayacak Aralık ayının en önemli etkenlerinden biri olacak. Uranüs’ün hareketsizliği huzursuzluğun ve genel olarak beklenmedik olayların yaşanmasına sebep olabilir. Genellikle hızlı ve ani etkiye sahip bu gezegen durağan halde olunca, hayatımıza getireceği ani değişimlerinde kalıcı ve etkili olacağını söyleyebiliriz.

Toplumsal ve ekonomik konularda gerginliklerle birlikte, liderler açısından da zorlayıcı etkiler ortaya çıkacaktır.

Doğada da dengesizlikler yaşanabilir. İklimsel şartların beklenildiği gibi olmaması, doğal afetleri tetikleyici etkiye sahip olabilir bu dönemde.

Jüpiter ve Uranüs şu an  geçtiğimiz ilkbahar yaz döneminde de içinde bulundukları derecelerdeler tekrar. O dönemde yaşananlara bir göz atmamız, bu dönem gündeme nelerin gelebileceğini gösterecektir. İlkbahar yaz döneminde yarım kalan konular tamamlanmak üzere tekrar gün yüzüne çıkacaktır. Ayrıca yine geçtiğimiz ilkbahar ve yaz aylarında aldığınız kararların neticesinin ne olduğunu şimdi açıkca göreceğiz.

Uranüs’ün bu durma hali,  zorla yapılan değişimlerin göstergesi de olabilir.

Aralık süresince Uranüs ile Neptün gezegeninin 30 derecelik açı içinde hareket ediyor olmaları (ay sonuna doğru orb tamamen daralmış oluyor) doğal felaketlere sebep olabilir. Bu açı aynı zamanda Jüpiter’i de kendine dahil ediyor ve ay ortalarına doğru iyice kendini hissettirecek olan Mars ile Pluto’nun kavuşumu da tuz biber oluyor. Ülkemiz haritasında ise borç/alacak ve hukuksal konuların ön plana geleceğini düşünüyorum. Ayrıca anlaşma içinde olduğumuz ülkelerle de büyük sorunlar patlak verebilir bu aralar. Bireysel olarak ise, bastırdığımız, açığa çıkarmaktan çekindiğimiz duygular aniden açığa çıkabilir. Önemli iş değişikliklerinden kaçınmak bu dönem için yapılacak en doğru karar olacaktır.

10 Aralık- 30 Aralık döneminde Merkür geri hareketinde olacak. Ulaşım, iletişim, teknolojik aletlerle ilgili problemler ortaya çıkabilir. Aynı zamanda anlaşma, sözleşme gibi imza gerektiren konulardan kaçınmalısınız. Yarım kalan işlerinizi halletmek; öğrenciyseniz, anlamadığınız konuların üzerinden geçmek bu dönem yapılabilecek en güzel şey olacaktır. Eski arkadaşlarınızı da bulabilirsiniz. Emin olmadığınız sözleri sarf etmekten kaçının, çünkü söyledikleriniz sonra başınıza dert açabilir.
Her ne kadar Türkiye2den görülüyor olmasa da 21 Aralık saat 10.13’te tam Ay tutulması yaşayacağız.Tutulma tam olarak Türkiye’nin Ay’ı üzerinde gerçekleşecek. Faili meçhul vakaların tutulmayla birlikte tetiklenmesi söz konusu. Bunun dışında, doğrudan halkı ilgilendiren konularla ilgili radikal kararlar da kapıda olabilir. Kadınları ilgilendiren önemli kararlar da alınabilir.

Bu tutulma ülkemiz adına büyük bir iç kargaşanın habercisi olma özelliğini taşıyor. Beklenmedik olayların başlaması söz konusu.

Bu ay güzel bir şeyler yazmak isterdim, ancak gökyüzü buna izin vermedi ne yazık ki. Hayatın iniş çıkışlarla dolu olduğu malum. Her zor dönemin ardından, kolay bir dönem gelir. Tüm olası zorluklara rağmen, her şeyin gönlümüzce gerçekleşmesi dileği ile

Hoşça kalın

Yurda Hal

30.11.2010