Kasım 2010 Boğa ve yükselen Boğa’lar

Posted on

Kasım 2010

Boğa ve yükselen Boğalar: Günlük hayatının ve iş hayatının önemli yapı taşlarını oluşturmakta olduğun bir dönemdesin. Zorlayıcı bir tempo içindesin belki, ancak bu sayede önündeki uzun yıllarda rahat edeceğin koşulların alt yapısını hazırlıyorsun. Bu yüzden zahmetlerinin karşılığını alacağın bir dönemde olduğunu söyleyebilirim.

Aynı zamanda uzun vadeli dönemde ihmal ettiğin, önemsemediğin sağlık problemlerini de gözden geçirmelisin. Böbrek, mesane, idrar yolları, kemik ve cilt ile ilgili bazı sorunların varsa, bunları özellikle şimdi ihmal etmemelisin. Buraya kadar saydıklarım uzun vadeli Satürn’ün etkisi ve neredeyse iki yıl daha hayatını etkileyecek.

Bununla birlikte ilişkiler Kasım ayında senin için her zamankinden daha önemli bir hal alıyor. Genel anlamda ilişki ve ortaklıkta paylaşım içinde olduğun kişiler, çok da her halini ortaya koyan insanlar değiller. Belki de bu gizemli yanları, onları senin için daha gizemli kılıyor. Bu ay senin için daha da anlaşılmaz sürprizlerle dolu olabilir. Yanlış anlama ortada kötü bir şey yok sadece gizem artıyor.

Ayrıca 06 Kasım’daki Yeniay ile birlikte uzun vadeli bir ilişkiye başlayabilir, evlilikle ilgili önemli kararlar alabilirsin. Belki de ortaklık alanında sana bazı gelişmeler bu Yeniay ile birlikte gelecektir.

Eğer evliysen ya da bir iş ortağın varsa, onunla bu dönemde parasal konularla ilgili kon2ularda daha dikkatli olmalısın. Zaten kendisi bu konularla yoğun uğraş verirken, onu biraz rahat bırakmak iyi olacaktır.

21 Kasım’da gerçekleşecek olan Dolunay gözleri üzerine çekecektir. Fakat çevrenin bu ilgisi kısa süreli olacağından, ön plana çıkarmak istediğin bazı konular varsa, Dolunay gününü hızla değerlendirmelisin.

Kasım’ın son 10 günü sosyal açıdan daha rahat ve faal olacağın günleri gösteriyor. Ayrıca bir süredir ihmal ettiğin sevgili arkadaşlarına da artık bolca zaman ayırabilirsin. Kısa yolculuklar, akraba, kardeş ve komşularla olan ilişkilerinde belirgin bir düzelme yaşayabilirsin.

Sevgiler

Yurdahal

 

Kasım 2010 Koç ve yükselen Koç’lar

Posted on Updated on

Kasım 2010

Koç ve yükselen Koçlar:  Son zamanlarda hayat seni biraz zorluyor gerçekten. İlişkilerini test ediyor ve belki de seni ilişkilerini bitirmen için zorluyor olabilir. Sen hanesinde duran kişileri anlamak için her zaman olduğundan daha fazla çaba sarf etmek zorundasın. Her zaman sen dişli ve güçlüydün, fakat artık rakiplerin dayanıklı, inatçı ve kolay pes etmeyen türden. Çok sevdiğin rekabet duygusunu kenarda bırakmalısın, birkaç yıl. Bu özelliğini törpülemelisin. Aksi takdirde zorluklarla baş etmek zor olacaktır bu sıralar.

Bu uzun etkinin içinde, Kasım ayı ayrıca ilişkilerinde başka bir durumu daha sorgulayacaktır. Özellikle 06 Kasım’da gerçekleşecek olan Yeniay ile birlikte daha güçlü bir etki altında olacaksın. İlişkilerin ve maddi değerler devreye girecek. Eğer bir ilişkin varsa, ilişkin parasal konular üzerine mi oturuyor? Partnerinin sahip olduğu değerler günlük hayatında ne kadar önemli? Eğer fazlasıyla bağımlı bir yanın varsa? Bu ay biraz zor geçebilir senin için.

Ayrıca Kasım ayı geleceğin için hangi yatırımları yaptığın üzerinde düşünmen gereken bir dönemi anlatıyor. Kendine ne tür bir garanti sunabiliyorsun?

Ayrıca kredi kartı borçları ödemeler de bu ayın ana temalarından biri olacak. Ödemeler, borçlar bir şekilde hayatının içinde ön planda olacaklar.

21 Kasım’da gerçekleşecek olan Dolunay, parasal konuların ile ilgili neler yapabileceğine ışık tutacaktır. Yeni fikirlerle, yeni imkanlarla karşılaşabilirsin. Ayrıca sahip olduğun değerlere de ışık tutacaktır bu Dolunay, kendi kıymetini hem kendin hem de başkaları bilecektir bu dönemde.

Fakat tüm bunlara rağmen, bir tarafın dibine kadar depresyona girmek istiyor olsa bile, diğer tarafın içindeki o ateş umudunu asla yitirmiyor. Umudunun gücü bu dönemi kolaylıkla atlatmanı sağlıyor. Aslında beklentilerinin ne olduğunu biliyorsun ve yaşadığın geçici karamsarlığın bile beklentilerine hizmet ettiğinin içten içe farkındasın.

Özellikle Kasım’ın son 10 gününde kendini daha iyi hissedeceğini, hatta hayattan beklediklerini daha kolay ifade etme şansı bulabileceğini söyleyebilirim. Kasım’ın son 10 günü beklenmedik olumlu sürprizlerin, ev ve aile ile ilgili güzel gelişmelerin başladığı dönemin habercisi. Aynı güzel etki öğrenim, seyahat ve yabancılarla ilgili bağlantılar için de geçerlidir.

 

Sevgiler

Yurda Hal

Alış – Veriş Sanatı

Posted on Updated on

Alış – Veriş Sanatı

Çocukluğumun en renkli simalarından biri rahmetli ananemdi. Çocukluğumun zaman zaman Türkiye’de geçen günlerine ait birçok karesinde onun hayali vardır. Bu hayallerin benim anılarımda en çok yer etmiş iki hali vardır ki, gözlerimi kapadığımda, ananemin o halleri gözümde hemen canlanıverir.
Bu sahnelerden biri hareketsizdir, fakat şimdi, şu an kadar da canlıdır hafızamda aslında. Sıcacık öğleden sonra güneşi, o eski, tek katlı, Bursa evinin penceresinden içeri vurur ve loş odanın bir kısmı güneşin ışıklarıyla aydınlanır. Ananem de, o pencereden içeri dolan ışık yok olana dek, orada, hemen pencerenin önünde, sedirin üstünde, Kuran’ını okur. Zaten ben de çocukluğumun o yaz günlerinde, yine o pencerenin önünde, ananemden öğrenmiştim ilk dualarımı. Sırasıyla sureleri öğretirdi her yaz tatili.
İkinci sahneyse bizim memleketimizin topraklarına has, şifacılıkla ilgili. 70’li yıllarının ortalarıydı. Herkesin evinin banyosunda ya da holünde, çok moda olan, plastikten dökme, aynalı, sürmeli camlı ilk yardım dolapları asılıydı. Fakat bizim evde, ilk yardımda o son moda dolabın yanı sıra hep imdadımıza yetişen  ananem vardı. Başımız mı ağrıdı, önce ananeme gidilirdi, bir okuyuversin diye. Karnımız mı ağrıdı, ananem okurdu, ağrımız geçerdi. Komşularımız da gelirdi, ağrıları sızıları olduğunda ya da  acil durumlarda:) Yanlış anlaşılmasın, doktora da giderdik tabii. Ama doktora gidilecek durumlarda bile, hem doktora gidilir, hem de bir okunurdu bizim evde, şifa olsun diye. İyi gelirdi ananem okuyunca, çabuk iyileşirdik.
Fakat ananemin bir özelliği vardı. Asla karşılıksız okumazdı. Bana okuduktan sonra “kızım, git sobanın yanından şu maşayı al, bana ver” derdi. Sonra, o maşayı arkasına atardı ve ardından, benim bir de camdan dışarı, gökyüzüne bakmamı isterdi.  Bir keresinde sormuştum ananeme “niye böyle yapıyorsun?” diye. Bana anlatmıştı “ eğer ben senden, okuduğum duanın  karşılığında bir şey almazsam, senin hastalığın benim bende ağırlık yapar. Bu yüzden o maşayı  ben senin elinden alıp arkama atıyorum.  Böylece alış verişi tamamlamış oluyoruz. Gökyüzüne bakıyorsun, çünkü hastalığın senden tez uzaklaşsın istiyorsun. Ne kadar uzağa bakarsan, hastalığı o kadar uzağa gönderirsin.” Maşayı arkaya atmak da, gökyüzüne bakmak da sembolik yani. Ananem kime okusa, okuduğu kişi o bizim evdeki soba maşasını uzatırdı ona, ağırlık kalmasın diye.
Zaman aktı, ananem diğer tarafa göçüp gitti. Fakat bu anılar hafızamda canlı ve taze kaldılar. Sonra zaman içerisinde Rei-Ki öğrendim. Ananemin söylediğini Rei-ki öğretirken de söylediler. “Enerji akışını sağlamak için, verilen şifa enerjisine karşılık, sembolik de olsa bir bedel almak gerekirmiş.” Demek ki, ananemin bir bildiği varmış, dedim. Enerjinin akması için illa ki bir şey yapılmalıymış.
Ve bir şey istediğim zaman hep karşılığını vermek için elimden gelen çabayı sarf ettim. Geçen yıllar içinde, öğrendim ki, bir şeyin karşılığı illa para olmak zorunda olmuyor. Aldığım bazı hizmetlerin karşılığını bazen param olmadığı için, bilgisayarda yazı yazarak, iş gücü olarak ödedim. Zaman zaman bazı kuruluşların depolarını temizleyerek ödedim. Kimilerine tercümeler yaparak yardımcı oldum, onlardan karşılığından öğrenmek istediklerimi aldım. Bazen çok içten edilmiş bir dua da karşılığı olabildi.
Sonra kendi kendime bir şey daha öğrendim, daha doğrusu hayat öğretti demek daha yerinde olur. O da bu kategorinin dışında kalan bir durumdu. Bazen siz hiç istemeden biri size bir hediye sunar. Bunu o kişiden doğrudan hiç istememişsinizdir. Bu, her ne ise, o kişinin size o an sunduğu bir armağandır. İşte bu armağan, karşılıksız alınabilecek bir armağandır. Size hayatın, o insan aracılığı ile yolladığı bir ödüldür. Bu hediyeyi şükranla kabul edebilirsiniz. Karşılığında da bir teşekkür dışında, bir şey vermeniz gerekmez (ben yine de böyle bir şey yaşadığımda, benden beklenti içinde olmayan bir kişiye sevindirecek bir armağan vermeye çalışıyorum, daha da zevkli oluyor).
Kısacası her şey para değil, fakat bize karşılıksız olarak ulaşan hediyeler dışında istediğimiz her şeyin sembolik bir karşılığı vardır, çünkü her bir isteğimizin yerine getirilebilmesi için birinin emek sarf etmesi gerekir. Belki de zaman zaman “Hakkını helal et!” kavramının anlamını derinden araştırmamız gerekiyor.
Yurda Hal
15.06.2010

 

Şifacının Yolu Elçi

Posted on Updated on

Şifacının Yolu

Elçi

Sayısı ve anlamı: 5, Meditasyon

Geleneksel adı: Hierophant

Şifacının enerjisi: Özü ve dünya arasında elçilik

Olumlaması:  “ Ben özüm- Tanrı ile dünyam arasındaki aracıyım. Ben içimdekini zorunlu olmadan dışarıda tezahür ettirenim. Çünkü verdiklerimin, bana gelecek olanları çağırdığını anladım. Yaptığım her girişimin sonucunda barışı tattım.”

Kart konuşuyor: “ Ben seni yönlendiren sesim. Ben senin yüreğinden sana konuşuyorum. Ruhum ihtiyaçları ile dünyanın ihtiyaçlarını birbirine uyulmuyorum. Sana, ne zaman sessiz kalıp, ne zaman konuşman gerektiğini söyleyenim. Ben elçiyim, ben köprüyüm. Ben dünyanın gidişatını gören, onu kabul eden ve aynı zamanda onun altında ezilmeyenim. Büyük fikirleri ve büyük hedefleri destekleyen gerekli düzeni yarattın. Şimdi bu düzen içinde kendini nasıl ifade edeceğini sana öğretiyorum. Ben, senin dünyaya dokunduğun noktanım.

Bütünü destekleyen bir düzen içinde yaşamadığında (bu ister işte, ilişkide ya da toplum içinde olsun) ben sana rahatsızlık vereceğim. Belki de içinden sana saçını başını yoldurtacak teklifler yaptığımı düşüneceksin. İçinde bulunduğun düzen senin kendini gerçekleştirmene ne kadar uygunsuzsa ben de o kadar çekilmez olacağım. Çünkü benim görevim spiritüel gelişimin için gerekli olan değişimleri yaşamandır. Tüm bunları uygularken, sadece görevimi yerine getiriyorum.

Kendiliğinden doğru yolda ilerleyebilirsin. Fakat gerekirse ben, hayat amacını gerçekleştirebilmen için dünyayı bile sarsarım!

Ben kuralları uygulayanım, doğru zaman için doğru töreni tespit edenim. Ben neyin gerekli olduğunu bilenim.  Yüksek gerçekliğin ışığını yansıtmak için hiçbir fırsatı kaçırmam, en olmayacak yerdeki fırsatları bile bulur çıkartırım.

Bazen bir Çingene prensi olarak tezahür ederim. O Çingene prensi en yüksek bilinçlerin sırlarını bilen ve en derin sezgileriyle halkına yol gösterendir. Bana elçi deniyor çünkü ben her kavgada her iki tarafı da anlayan ve zıtlıkları yumuşatanım.  Daha üst bir varoluşa ulaşmak için hazır olan acı çekenin, ne çektiğini bilenim. İçinde tüm kaderlerin yazılı olduğu dönüşüm kitabı benim. Ben tan ve şafak vaktiyim. Yaşam dansının hareketiyim. Bana bak! Ben sana değişimin ortasında kutsal olanı ve dönüştürülebilir olanı sunanım!

Daha yükseğe ulaşmak için seni tetiklediğimde beni duyacaksın. İlerlemek için eline her fırsat geçtiğinde, doğru adım atıp atmadığını ancak ilerledikten sonra anlayacaksın. Ben an’da bulunan elçiyim ve seninleyim. Senin içindeyim!”

Kendini sınama: Kendimce doğru olduğunu düşündüğüm yolda ilerlemek için hazır mıyım? Yoksa şartlar zorunlu bir değişimi gerektirene kadar çekimser mi davranıyorum?

Alıştırma: Bir hafta süreyle bir günlük tut. Bu senin iç sesinin günlüğü olsun. Dış dünyanda bir çok eylemde bulunurken iç sesinin söylediklerini yaz. İç sesin ne diyor ve sen ne yapıyorsun? Bunları kaleme al.

Meditasyon: Bir Çingene prensi ile at arabasında seyahat et. Bu seyahat sırasında sana dünyanın sırlarını açmasına izin ver. O prens kendinden emin olması gerektiğini hangi kaynaktan öğreniyor? Onun sihirli çekiciliği nereden geliyor? İçindeki bu kavranması zor olan yabancı kim?

Beslenme: Yemek alışkanlıklarında bir değişiklik yap. Sana yabancı olan yemeklerle beslenmelisin. Alışık olmadığın gıdaları tüketmelisin. Hayatına yerleşmiş kalıp davranışlarını bilinçli olarak bir süreliğine reddet. Bilincinin ve beslenmenin değişiklikleri senin üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Gözlemle!

Renkler: Kırmızı ve turuncu hareketin rengidir. İçsel olarak aydınlık ve açık ol! Her zamankinden farklı giyindiğinde, başkalarının tepkilerinin ne olduğunu gözlemle. Senden beklenmeyen bir ortamda, iş kıyafetleri ile bulunduğunda insanların davranışları nasıl oluyor? Bu ilginç deneyimi yaşamalısın!

Sevgiler

Yurda Hal

Koç Burcunda Dolunay

Posted on Updated on

Koç Burcunda Dolunay; 23 Ekim 2010 saat 04,35

Yine bir dolunay zamanındayız. Doğanın canlılığının en güçlü olduğu anlardan birindeyiz yine. Bu dolunay nadas döneminin habercisidir. Hem doğada hem içimizde kendimizi güçlendirmemiz gereken kış döneminin habercisidir.

Güçlenme döneminde neyi ardımızda bırakmamız ve neyi yanımıza almamız gerektiğini hesaplama dönemidir. Yüklerimizle vedalaşma dönemidir. Neler ilerlememize engel oluyor? Neler, zor olsa da, daha görevini tamamlamadığı için bizimle kalmalı?

Bu dolunayda bir meditasyon yapmak ve içsel sorgulamayla neleri terk etmek gerektiğini sezmek çok önemlidir. Ayrıca nelerin bizimle kalacağını ve güçlenmemiz için neler ekleyeceğimizi de sezmeliyiz.

Meditasyon yaparken Koç burcunun ateşini simgeleyen bir mum ya da tütsü yakabiliriz. Ya da hayat enerjisi veren güneşi imgeleyebiliriz. Aynı zamanda Terazi burcunda bulunan güneşin simgesi havayı da derin nefes alarak hayatımıza çekebiliriz.

Baş bölgesinde ağrıları ya da sorunları olanlar bu dolunayda şifa dileklerinde bulunabilirler.

Bunun dışında neler dileyebileceğimizi aşağıdaki video linkinden dinleyebilirsiniz.

http://www.uzmantv.com/212223-ekim-2010da-ay-insanlari-nasil-etkileyecek

Sevgiler

Yurda Hal

Yay Arkadaşlarım

Posted on

Sevgili Yay ya da yükselen Yay arkadaşlarım;

Bu aralar Akrep’te olan gezegen birikimi, kendinizi boşlukta hissettiriyor olabilir.Bu duygular geçici.Kendinizi anlaşılmıyor hissedebilirsiniz, aslında sizler bu aralar tam olarak neler olduğunu kavrayamıyorsunuz. Sıkın dişinizi biraz.

Şimdi içinize dönüp, neleri geride bırakmanız gerektiğini sorgulama zamanı. Yükünüzü boşaltın, rahatlamaya bakın, Kendinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Sakın ola işiniz ile ilgili önemli kararlar almayın… en azından 24 Kasım’a kadar.24 Kasım’dan itibaren herşey ışıl ışıl aydınlanacak ve hayata tekrar olumlu gözlerle bakmaya başlayacaksınız.

Sevgiler
Yurda Hal

Evren’e Mesaj Toplantımız

Posted on Updated on

Evrene Mesaj

Biliyorsunuz toplantıyı ertelemek zorunda kalmıştım. Tabii bu sadece bir ertelemeydi. Şimdi toplantının yeni tarihi ve detaylarını bildiriyorum.

Katılmak isteyen arkadaşların tekrar mail atmasını rica ediyorum. Buluşmak üzere…

Uzunca bir süredir aklımda bir buluşma, bir tanışma günü planlamak vardı. Nihayet bu günün adını koyabildim. 24,10,2010

Pazar saat 14:00’te sizleri Astro İstanbul’a davet ediyorum. Hep birlikte benim her zaman anlattığım konularla ilgili bir film seyredeceğiz. Film almanca bir belgesel ve ben size tercüme edecek ve anlatacağım. Ardından yine hep birlikte meditasyon çalışmamızı yapıp evrene mesajımızı göndereceğiz. Bu yüzden dileklerinizi hazırlayıp gelin:)

Yer: Etiler

Etkinlik günü ve saati: 24,10,2010 saat 14:00- 17.00 arası

Not: yerimiz çok geniş değil bu yüzden gelecek olanların rezervasyon yaptırmaları gerekecek. Rezervasyon ve adres detayı içinyurdahal@gmail.com’a yazabilirsiniz.

Sevgiler

Yurda Hal

Resmi alıntıladığım websitesi:http://www.stephenoachs.com/wallpaper/emerald-bay-sunset-wallpaper.jpg