Ruhu Beslemek

Posted on Updated on

Nasıl ki bedenini beslemeyi ihmal edemiyorsan, ruhunu da beslemeyi ihmal etmemelisin.

Ruhun acıktığına dair sinyalleri daha geç verir,  davranışlarının ona ne katacağını izler.

Senin bu açlıktan ne öğreneceğini izler.

Ruh onu nasıl beslemek istediğinin seçimini sana bırakır, bedenin gibi reaksiyon vermez…

Ruhunun aç kaldığını anladığında, onu beslemek için geç kalmanın eşiğinde olabilirsin.

Ruhsal açlığın eşiğinde olduğunda, acilen kalbini dinlemen, ruhunu besleyen yolları bulman gerekmektedir.

Ruhsal açlığının sana sinyal vermesini beklemekten vazgeç!

Düzeni olarak ruhunu besle!

Ruhunu nasıl besleyeceğini merak etme, sadece gönlünü dinle!

İhtiyacın olan besinin nerede olduğunu sana sadece gönlün gösterebilir!
Yurda Hal

Yay Burcu – Yüce Cevapların Peşinde

Posted on Updated on

Geçen Sene (2009)Aktüel dergisine Yay burcunu kısaca anlatan bir yazı hazırlamıştım. Yay burcuna girmeye yaklaşırken, bu eski yazımı sizlerle paylaşmak istedim:

Yay Burcu

22 Kasım’da Güneş Yay burcuna geçiyor, ben de bu sayıdaki yazımda biraz Yay burcuna değinmek istedim. Burçlar kuşağındaki ateş burçlarının sonuncusu olan Yay burcu, ateş burçlarının en olgun olanıdır. Onun enerjisi ne Koç burcunun ateşli coşkusuna, ne de Aslan burcunun asaletine benzer. Yay’daki ateş enerjisi, inanca, insanüstü yüceliğe karşı duyulan aşka benzetilebilir. Bir çok eski inanç sisteminde uygulanan ritüellerde ateşin önemi büyüktü. O dönemlerde yaşayanlar için, ritüellerde gökyüzüne doğru yükselen ateş aydınlatıcı ve yol gösterici olarak algılanırdı. İşte Yaydaki ateş enerjisi de ritüel ateşleri gibi yüce olana, bilge olana ulaşmak ister.

Doğum anında Yay burcundan güçlü etki alan kişilerin bakışı yukarıya dönüktür. Onlar özlerinde daha ruhsal, daha yüce olana ulaşmak çabasında olan iyimser insanlardır.  Aynı zamanda özlerini besleyen gücü de yine bu yüce kaynaktan alırlar.

Yay burcunun sembolündeki, ucu göğe yönelmiş ok, onların beklentilerinin yönünü gösterir ve bu yüzden günlük hayatında yaşayacağı zorluklara da ruhsal olarak hazırdır. Onun dünya üzerindeki en önemli görevi bu yazımda bahsettiğim yüce duygulara ulaşmaktır. Eğer bir Yay insanı bu duygulardan yoksun büyütüldüyse, gündelik hayattaki sıradan olaylara fazlasıyla önem vermek zorunda kalacak ve özünün ihtiyacı olandan yoksun yaşama riskiyle karşı karşıya olacaktır. Böylesine yoksunlukta olan Yay burcu insanı ruhsal yanını beslemeyi öğrenmezse, kendisini olduğundan farklı bir maske kullanmaya başlar. Bu maskesinin dekoru ise pahalı bir takım elbise ya da  büyük bir araba olabilir. Kısacası manevi yönden yoksun kaldığı yanını maddesel bir takım özelliklerle kapatmaya çalışabilir.

Yay burcu insanı hayatının ikinci yarısından itibaren manevi anlamda yüce olanı anlamaya çalışmalıdır. “Ben kimim?” sorusuna vereceği cevabı hayatının ilk yarısında mesleği, kariyeri ve toplum içindeki duruşu olsa da; ikinci yarıda bu soruya vereceği daha yüce cevapların peşine düşmelidir.

Sevgiler

Yurda Hal

Şans- Talih- Kader- Kısmet

Posted on

Venüs ve Jüpiter düzeliyor:)

 

18 Kasım 2010 gecesi  itibarı ile geri hareketteki Venüs ve Jüpiter tekrar eski güzel günlerine yani düz hareketine dönecek. Hemen hatırlatmakta yarar var; Venüs ve Jüpiter haritamızdaki iyi şans, mutluluk, para, güzellik, keyif alma, büyüme, umut…  gibi güzel özellikleri temsil eden iki gezegendir.  Bu iki gezegenin tekrar normal seyrine dönmesi, hayatımız üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.

Jüpiter ve Venüs’ün temsil ettiği konular uzunca bir süredir, hayatımızdan bezmemize sebep oldu. Hayattan zevk almayan bezgin varlıklara dönüştük bir süreliğine. E ne de olsa, yaptığımız her işten, katıldığımız her partiden, yediğimiz her yemekten ve okuduğumuz her kitaptan alacağımız haz, tat, zevk, keyif, mutluluk bu iki gezegenin elindeydi.

Ayrıca ilişkilerimizi, inançlarımızı sorgulamamıza, partnerimizle birbirimizi anlamakta aşırı zorlanmamıza neden oldu bu süreç.

Hem Venüs’ün, hem de Jüpiter’in 18 Kasım’dan itibaren ileri hareketine geçmesi bizim de ağzımızın, zihnimizin ve rumuzun tadının geri geleceğinin göstergesidir.

Yine evrenle senkronize yaşama şansını yakalamaya başlayacağız. Sevdiğimizle konuşurken birbirimizin dilinden anlayacağız. Eskisi gibi hislerimizi bakışlarımızla ifade edebileceğiz. Bir süredir bunlardan yoksunduk.

Hayat yeniden anlamlı hale gelecek, topluca içine düştüğümüz depresyondan uyanıp, kışa geçerken, içimizde bahar duyguları taşıyoruz. Yine hedeflerimiz oluyor, ideallerimize tutunuyoruz. Hedeflerimizi gerçekleştirmek için kaybettiğimiz motivasyona yeniden kavuşuyoruz.

Şanssız olduğumuzu değil, tam aksine çok şanslı olduğumuzu düşünmeye başlıyoruz. Aynı genel olarak zamanda parayla da bağlantılı bu iki gezegen bugünden itibaren ekonomik olarak yaşanan sıkıntıların da biteceğinin, en azından azalacağının habercisi bu değişim.

Balık burcunda geri giden Jüpiter hayattaki önceliklerimizi belirlememiz için bizi içsel bir sorgulamaya yöneltmişti. Neleri hayatımızdan çıkarmalı, hangi yeni hedefleri belirleyip yolumuza devam etmeliydik, bunları düşündük bir süre. Şimdi Jüpiter’in düze dönmesiyle düşüncelerimizi, fikirlerimizi harekete geçirebilir. Hedeflerimize ulaştıracak adımları atabiliriz. Eğer şimdi adım atarsak, adımlarımızın Jüpiter’in etkisiyle uzun mesafeleri hızla kat edebileceğimizi söyleyebilirim. Şans hepimizin yanında olacaktır.

Venüs’ün geri hareketi ise bize özel ilişkilerimizi,  ortaklıklarımızı, ortak kazançlarımızı ve geleceğe yönelik yatırımlarımızı sorgulatmıştı, hatta bu alan tam bir test ortamına dönüşmüştü. Hatalarımızı tespit etmek için uygun zemin vardı. Duygusal bağlarımız mercek altındaydı.

Şimdi Terazi’de düz hareketine dönen Venüs, bize duygularımızı ilişkimize katmayı öğretecek. Sevdiğiniz insanla, ilişkinizi önemli bir adım öteye taşıyabileceğinizi hissettirecek. Sevdiklerinizle kurduğunuz bağlantılar daha yumuşak, ılımlı, bilgece ve duygu dolu olacaktır.

Burada saydığım özellikler tabii ki geneldir ve hepimizin üzerinde etkisi vardır. Yine de bireysel etkisinin nasıl olduğunu Venüs ve Jüpiter transitinin haritanızdaki evler ve gezegenlerle olan temasları ile anlaşılabilir.

Tekrar yüzümüzün gülebileceği bir sürece girerken, Venüs ve Jüpiterin her birimize ihtiyacımız olan hayat alanlarında bol şanş getirmesini diliyorum.

Sevgiler

Yurda Hal

 

Değişiyorsun

Posted on

Değişim kaçınılmazdır, kabul etmek ya da etmemek gibi bir seçeneğin yoktur.
Değişmemek için direndiğinde, yaşadığın değişimlere gözünü kapamış olursun sadece ve değişiminin sürecini kaçırırsın.
Tekrar gözünü açtığında ise, kendini bir anda tanımadığın bir yerde ve tanımadığın bir bedende bulursun.
Gözlerini açık tutmaya cesaret edemediğin, kaçırdığın onca zaman için üzülmeye başlarsın.
Oysa gözlerini niçin kapalı tutuyordun?
Üzülmemek için… değil mi?
Daha fazla geç kalmadan gözlerini aç!
Değişiminin her anına şahit ol!
Değiştiğinin farkında ol!
Değişme şansına sahip olduğun bu dünyada var olduğun için şükret!

Yurda Hal

Yeni bir Kitap

Posted on

Perşembe gecesi hava alanında bizi karşılayan Mesut, arabaya biner binmez bir kargo paketi uzattı bana. “Önemlidir diye düşündüm, o yüzden buraya getirdim” dedi. Paketi açtığımda, çok güzel bir hediyeyle karşılaştım. John Harricharan’ın yazdığı ve sevgili Bahar Varol’un çevirisini yaptığı “Güç Duruşu” kitabı çıktı paketten.

“Güç Duruşu”, aslında hepimizin bildiği, fakat uygulamaya gelince tembellik yaptığı bir konuyu derleyip toparlamış ve 3 maddeye indirmiş. Hayatına mutluluğu, bolluğu ve sağlığı çekmek isteyen herkese yarayabilecek bir kitap bu. Bir gecede okunabiliyor, fakat bitirince tekrar okumak gerektiğini hissediyorsunuz.
Bir de kitabın inceliğine yanılıp bir saatte okurum hissine kapılıyorsunuz, fakat öyle değil, görüntü yanıltıyor:)

Sadeliğin, derin anlatımı ile karşı karşıya kalınca, her basit cümle tekrar tekrar okunmalı hissi uyandırabiliyor. Okuyan arkadaşlar olursa, kitap hakkında görüşlerimizi paylaşabilir ve birbirimize faydalı olabiliriz diye düşünüyorum.

Teşekkürler sevgili Bahar, güzel bir kitabın hayatımıza girmesine vesile olmuşsun

Yurda Hal

Mutluluk Anları

Posted on Updated on

Mutlu olduğun anların tadını sonuna kadar çıkarmaya bak. mutlu olduğunda gördüklerini, duyduklarını, tattıklarını, hissettiklerini iyice hafızana yerleştir. çünkü mutluluk anları monopoly oyunundaki hapisten çıkma kartları gibidir.

Zihnin ne zaman karamsarlığa düşüyor ve seni hapishane hücrene tıkıyorsa, mutlu olduğun anı, yeri ya da durumu hatırlayabilirsin. Belki de seni mutlu edecek ya da etmiş bir karşılaşmayı hayal edebilirsin.

İşte bu senin hücrenden çıkış kartın ve sen bu karta sahipsin. Yine de şunu unutma, kartı kullanıp kullanmayacağına yalnızca sen karar verebilirsin. Çünkü sen hem mahkum, hem gardiyan, hem hücre, hem kilit, hem anahtar, hem özgürlük, hem de mutluluksun.

KARARI SEN VERECEKSİN!
Sevgiler
Yurda Hal

MIRRRRRRRRRRR MIRRRRRRRRRRR – Evdeki Şifacı

Posted on Updated on

MIRRRRRRRRRRR MIRRRRRRRRRRR – Evdeki Şifacı

Bazen tesadüfen bir yazı, bir makale okursunuz ve içiniz paylaşma hissiyle dolup taşar bir anda. Şu an ben o durumdayım, çünkü zaten iyi geldiğine inandığım bir şeyin, başkaları tarafından bu kadar dikkate alınması beni çok, ama çok mutlu etti.  Yazıda özellikle Helmut Erb’in son paragrafına sonuna kadar katılıyorum. İşte: FID Verlag GmbH ‘nın rutin günlük bilgilendirme maillerinde okuduğum Helmut Erb yazısının tercümesi:

“Sırt ağrılarında en sevdiğim terapi: Kedi mırıltısı

Kedi mırıltısı sırt ağrılarını ve kas gerginliklerini tedavi eder. Bu sonuca Graz’lı bir araştırma projesi ile varıldı ve bundan yola çıkarak alışılmışın dışında bir uygulama geliştirilmiştir.   KST-2010 Kedi mırıltısı terapi aleti sayesinde ilk kez kedi sahibi olmayanların da şifa dolu mırıltılara ulaşması mümkün oluyor. Kulağa gerçekten uzak gibi gelse de, işe yarıyor gibi. Birkaç yıl önce kedi keyif dolu mırıltısının kemiklerin büyümesine etkili olduğunu ve osteoporozu önleyebildiğini okumuştum. İnsanlar kedi mırıltısının şifa gücünden faydalanabilirler. Mırıltının geniş frekans çeşitliliği ağrıları hafifletebilir, hatta birçok kas ve kemik rahatsızlığını da tedavi edebilir.

Graz’lı uzmanlara göre mırıltının iyi geldiği alanlar osteoporoz, eklem ağrıları, sırt /torakal bölge, omurga ağrıları, omurilik disk problemleri, bel fıtığı,  kas tutulmasıdır. Romatizmal eklem rahatsızlıkları da başarıyla tedavi edilebiliyor. Kemik kırılması ve tendon enfeksiyonlarında da tedavi süresini epeyce kısaltıyor. Osteoporozda kemiğin yeniden yapılanması destekleniyor. Hatta kalp kası sorunlarına ve solunum yolları problemlerine üzerine pozitif etkisi olduğu düşünülüyor. KST-2010 ne ölçüde kedi mırıltısını elektronik olarak güçlendirebileceği ve insan bedenine aktarabileceği daha tam olarak kesin belirlenmiş değil. Cihazı bulan Dr Fritz Florian’a göre mırıltı aleti sırt ağrıları için, sporcularda kas ve dolaşım sistemini canlandırmak için başarıyla kullanılabiliyor. Sadece gevşemek ve rahatlamak için de kullanmak mümkün tabii.

Kısa ve öz: Kedi mırıltısı bedendeki tıkanıklıkları çözer ve enerji akışını aktive eder. Bundan sadece kemikler ve kaslar değil, aynı zamanda tüm metabolizma yarar sağlar ve mutluluğumuza da bir katkı oluşur. Bir cihaz yerine benimle sarmaş dolaş olmaya hazır olan kedim Paul’u vücudumun ağrılı bölgelerine yatırmayı tercih ederim. Eşim bir gece terapisi geliştirdi. Her iki kedimizde geceleri onun kolunda yatıp yarışırcasına mırlıyorlar. Onlar aynı zamanda bizim uyku terapimiz de sayılırlar”

Evet Helmut Erb’in bu yazısını okuyan ve kedi sahibi olmayı düşünüp, henüz bir girişimde bulunmamış arkadaşlar varsa, belki de şimdi bir kediye yuva verme zamanınız gelmiştir…

Hatta “Kedi giren eve Doktor girmez!” diyesim geliyorJ

Sevgiyle kalın.

Yurda Hal

08.11.2010/Saat 09:20

Mallorca