Koç Burcunda Dolunay

Posted on Updated on

Koç Burcunda Dolunay; 23 Ekim 2010 saat 04,35

Yine bir dolunay zamanındayız. Doğanın canlılığının en güçlü olduğu anlardan birindeyiz yine. Bu dolunay nadas döneminin habercisidir. Hem doğada hem içimizde kendimizi güçlendirmemiz gereken kış döneminin habercisidir.

Güçlenme döneminde neyi ardımızda bırakmamız ve neyi yanımıza almamız gerektiğini hesaplama dönemidir. Yüklerimizle vedalaşma dönemidir. Neler ilerlememize engel oluyor? Neler, zor olsa da, daha görevini tamamlamadığı için bizimle kalmalı?

Bu dolunayda bir meditasyon yapmak ve içsel sorgulamayla neleri terk etmek gerektiğini sezmek çok önemlidir. Ayrıca nelerin bizimle kalacağını ve güçlenmemiz için neler ekleyeceğimizi de sezmeliyiz.

Meditasyon yaparken Koç burcunun ateşini simgeleyen bir mum ya da tütsü yakabiliriz. Ya da hayat enerjisi veren güneşi imgeleyebiliriz. Aynı zamanda Terazi burcunda bulunan güneşin simgesi havayı da derin nefes alarak hayatımıza çekebiliriz.

Baş bölgesinde ağrıları ya da sorunları olanlar bu dolunayda şifa dileklerinde bulunabilirler.

Bunun dışında neler dileyebileceğimizi aşağıdaki video linkinden dinleyebilirsiniz.

http://www.uzmantv.com/212223-ekim-2010da-ay-insanlari-nasil-etkileyecek

Sevgiler

Yurda Hal

Yay Arkadaşlarım

Posted on

Sevgili Yay ya da yükselen Yay arkadaşlarım;

Bu aralar Akrep’te olan gezegen birikimi, kendinizi boşlukta hissettiriyor olabilir.Bu duygular geçici.Kendinizi anlaşılmıyor hissedebilirsiniz, aslında sizler bu aralar tam olarak neler olduğunu kavrayamıyorsunuz. Sıkın dişinizi biraz.

Şimdi içinize dönüp, neleri geride bırakmanız gerektiğini sorgulama zamanı. Yükünüzü boşaltın, rahatlamaya bakın, Kendinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Sakın ola işiniz ile ilgili önemli kararlar almayın… en azından 24 Kasım’a kadar.24 Kasım’dan itibaren herşey ışıl ışıl aydınlanacak ve hayata tekrar olumlu gözlerle bakmaya başlayacaksınız.

Sevgiler
Yurda Hal

Evren’e Mesaj Toplantımız

Posted on Updated on

Evrene Mesaj

Biliyorsunuz toplantıyı ertelemek zorunda kalmıştım. Tabii bu sadece bir ertelemeydi. Şimdi toplantının yeni tarihi ve detaylarını bildiriyorum.

Katılmak isteyen arkadaşların tekrar mail atmasını rica ediyorum. Buluşmak üzere…

Uzunca bir süredir aklımda bir buluşma, bir tanışma günü planlamak vardı. Nihayet bu günün adını koyabildim. 24,10,2010

Pazar saat 14:00’te sizleri Astro İstanbul’a davet ediyorum. Hep birlikte benim her zaman anlattığım konularla ilgili bir film seyredeceğiz. Film almanca bir belgesel ve ben size tercüme edecek ve anlatacağım. Ardından yine hep birlikte meditasyon çalışmamızı yapıp evrene mesajımızı göndereceğiz. Bu yüzden dileklerinizi hazırlayıp gelin:)

Yer: Etiler

Etkinlik günü ve saati: 24,10,2010 saat 14:00- 17.00 arası

Not: yerimiz çok geniş değil bu yüzden gelecek olanların rezervasyon yaptırmaları gerekecek. Rezervasyon ve adres detayı içinyurdahal@gmail.com’a yazabilirsiniz.

Sevgiler

Yurda Hal

Resmi alıntıladığım websitesi:http://www.stephenoachs.com/wallpaper/emerald-bay-sunset-wallpaper.jpg

Ben Kimim?

Posted on

Ben Kimim?

Kimim ben? Sınırlarım nerede? Nereye kadar uzanıyorum? Dokunduğum bedenim mi sınırlarım? Yoksa uzaktaki aynaya yansıyan görüntüme kadar mı ulaşıyorum?  Yoksa gözüm kapalı ya da açık, kurduğum hayallerin âlemine kadar mı uzanıyorum? Aklıma düşen arkadaşıma (ne kadar uzakta olursa olsun) kadar genişleyebiliyor muyum? Belki de gece gözüme kestirdiğim, seyre daldığım yıldıza kadarım? Bedenimi uzaktan komuta eden bir başkası mıyım yoksa? Ve istediğimde bu araçla bu dünyada mı dolaşıyorum? Eğer öyleyse ben nerdeyim? Ben ne kadarım?

Lafı dolandırmayı sevmemJ Sevebildiğim yerde, sevebildiğim yoğunlukta, sevebildiğim kadarım. Ondan ötesi yok. Ben sevgi ile genişleyen, çoğalan, artan, büyüyen, yetişenim…

Yurda Hal

Huzura

 

Yukarıya

Posted on

Bazen dibe düşersin hayatında
Dibe düştüğünde bir süre bocalarsın
Dibe düştüğünde bir süre nerede olduğunu anlayamazsın
(tüple dalmayı deneyenler bilir, suyun dibindeyken yön duygusunu kaybetmek çok kolaydır. Sağ, sol, ön, arka, yukarı, aşağı hepsi birbirine karışır bir süre)
Kendini dipte hissettiğinde, sakın ola panik yapma
Kendini dipte hissettiğinde, sakın ola başkalarının seni daha fazla umutsuzluğa düşürmelerine izin verme
Derin bir nefes al
Derin bir nefes daha al
Ve bir daha
Sükunet içinde içinden bulunduğun noktayı değerlendir
Muhakkak yukarıya çıkmanı sağlayacak güçlü bir zemin vardır
Muhakkak yukarıya çıkacaksın
Çünkü sen yukarıya aitsin

Yurda Hal

Huzura

Sonsuz Seçenek

Posted on

Sonsuz Seçenek

Hayatınla ilgili kararlar almaya çalıştığında, seçeneklerin gözüne olduğundan daha az gibi görünür. Oysa seçeneklerin sonsuz bir deryadır. Durduğun yerin boşlukta bir nokta olduğunu ve bu noktadan her yöne hareket edebileceğini bilmelisin. Boşlukta bir nokta olduğunu hatırladığında, seçeneklerinin de sonsuz olduğunu fark edebilirsin. Sonsuz seçenek sadece senin için değil, herkes için var. Ne yazık ki sen, anne karnına düştüğün andan itibaren, sadece şu ana dek depoladığın kayıtlar doğrultusunda, bu seçeneklerini değerlendirebiliyorsun.

Sonsuz seçeneklerinden herhangi birini seçtiğinde, bunun, bir diğer kişinin seçtiği seçenekle kesişme ihtimali de, kesişmeme ihtimali de olduğunu unutma. Eğer seçeneğinin izlediği yol, başka birinin seçeneği ile kesişiyorsa, o kişiyle fiziksel, mental ya da ruhsal düzeyde bir bağlantın var demektir. Seçeneklerin kesişmesi, bağlantı noktası oluşturur. Seçeneklerin illa ki sadece bir kişinin seçenekleri ile kesişmek zorunda değildir. Farklı yerlerde bulunan birçok insanla da, bir grupla da kesişebilir. Bazen bir düşünce kalıbına yapışmış, birbirinden fiziksel olarak bağımsız olan, ancak mental ya da ruhsal bağlılığı olanlarla da kesişebilir seçeneğin. Eğer böyle bir kesişme söz konusuysa, sonsuz seçenekler havuzunda birbirinize öğreteceğiniz bir şeyler vardır ve görünmez bir hatla birbirinize bağlanırsınız.

Hayatın boyunca birçok duygu durumu yaşarsın: acı, zevk, üzüntü, mutluluk, güvensizlik, özgüven, mutsuzluk, korku, cesaret, yalnızlık, sevgi, aşk, nefret, kin, kalabalıkta boğulma… Bu duygular saymakla bitmez. Çünkü onların birkaçı bir araya gelip yeni duygu kalıpları da oluşturabilirler.

Seçeneklerinin kesiştiği kişi ya da kişilerle karşılıklı birbirinizin öğretmeni ve öğrencisi olursunuz. Bazen birbirinize hiç tanımadığınız duyguları öğretirken, bazen de tanıdığınız, bildiğiniz duyguların üzerinden gelme fırsatı tanırsınız birbirinize.

Hayatında fiziksel, mental ya da ruhsal karşılaşmalar yaşadığın/yaşayacağın canlılar ya da nesneler (bu bazen bir yazarın kitabı, bir çiçek, bir                     mekân, gözüne kaçan bir çöp, bir karşılaşma, bir sezgi de olabilir) senin gelişmene fırsat tanıyan olaylara sebebiyet verir.

Her karşılaşma bir duyguyu ortaya çıkarmana ya da bir duyguyu anlamana yardım amacı ile vardır. Bu yüzden hayatının içinde yol alırken, sık sık farkındalığına başvurmalısın. Ancak farkındalığını yakalarsan, alman gereken dersin farkına varırsın. Bu sayede, hayatında fark yaratmak için, kalabalığın arasında hayat amacını bulma fırsatını yakalarsın.

Sen farkında olmasan bile, ruhun her zaman yaşadıklarının farkındadır. O her zaman gözlemcidir. Fakat ruhunun bu dünya ile olan bağı olan sen (bedenin ve aklın, duyguların), onun gelişimi için kullandığı araçtır. Bu yüzden sen farkında değilsen, onun gelişmesi ve tekâmül yolunda ilerlemesi mümkün değildir. Çünkü o, sadece gözlemci olarak oradadır. Senin farkındalığına ihtiyacı vardır.

Bu durumda, sadece zaman zaman yakaladığın farkındalığınla, onun zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak dışında ruhuna bir katkıda bulunman mümkün olmaz. Sadece onun için gerekli olanları vermekle zorunlu olduğun minimum tekâmül sürecini yaşarsın.

Tekâmül yolunda ilerlemek ruhunu mutlu eder. Tekâmül onu besleyecek, açılmasını genişlemesini ve gelişmesini sağlayacaktır. Tekâmül yolunda ne kadar yol kat edersen, ruhun o kadar çok doyuma ulaşacaktır. Ruhun açılıp geliştikçe, sonsuz seçeneklerin içinden senin bu dünyada bulunma amacını gerçekleştirmene destek olanları seçebileceksin.

Sonsuz seçenek deryasındaki her seçenek seni amacına ulaştırmayacaktır. Bu yüzden seçeneklerinin farkında olmalısın. Farkında olmak için ilk başvuracağın yer zihnin değildir. Öncelikle kalbine başvurmalısın. Aldığın her kararın kalp süzgecinden geçmesi önemlidir. Kalp süzgecinden geçen her karar, seni doğru yola, doğru seçeneğe yönlendirecektir. Zihnine başvurmak, aklına danışmak, veri bankasına göz atmaktan başka bir şey değildir. Veri bankası seni sadece bildiklerin, kayıtların doğrultusunda yönlendirebilir. Sana uygun olan, fakat bugüne kadar deneyimleme fırsatı bulamadığın uygun seçeneklerden habersizdir. Bu yüzden önce kalbine danışmalısın.

Kalbinin sesini dinleyebilmek için, hayatında sevgiyi iyiden iyiye tanımış olman gerek. Bunun için önce kendini sevmeyi bilmelisin. Kendinin, sonsuzlukta duran her hangi bir nokta olmadığını, bütünün hayrına belirli bir amaç için bulunduğun yerde var olduğunu bilmelisin. Kendine hak ettiği değeri vermelisin. Burada hem kendi ruhunu, hem de var olan her şeyin ruhunu geliştirmek adına bir görevin olduğunu her zaman fark etmelisin.

Kendini sevmelisin, kendini sevdikçe etrafında bir sevgi ruh hali oluşur. Kendini bedeninle, zihninle ve ruhunla bir bütün olarak sevmeyi öğrenmelisin. Sevgi bulaşıcıdır ve etrafını da etkiler. Kendini sevdikçe, zaman içinde, var olan her şeyle bir bütün olduğunu, ne her şeyin sensiz, ne de senin her şeysiz olamayacağını fark edersin. Kendini sevemezsen bütünün içinde kendini yalnız ve çaresiz hissedersin. Bu senin kalp gözünün büzülüp körelmesine, kapanmasına sebep olur. Bağın kopunca varoluşta işgal ettiğin alanın ne kadar hayırlı olduğunu anlaman da zorlaşır.

Kendini sevmek, bir süre sonra varoluşu sevmek haline dönüşecektir. Var olan her şeyi, kendinden ayırmadan, bir bütün olduğunun farkında olarak sevmek haline dönüşecektir. Yan masadaki bağırışları ile seni rahatsız eden teyzenin, orada boşuna oturmadığını fark edeceksin. Onun orda bulunmasının, belki senin duygularını gözden geçirmene, belki oradan kalkıp giderek başka önemli bir karşılaşmanın zeminini hazırlamana sebep olacağını fark edeceksin.

Sevgi, sevgiyi çeker. Bütünün içinde seni, senin doğru yoluna yönlendiren bir ağın parçası olmanı sağlar. Sana kalp sesini dinlemeni öğreten bir kaynağa sahip olmanı sağlar. Bu yüzden kalp sesini duyabilmek için önce sevmeyi bilmelisin. Sevmeyi bilmek, ucu sonsuza açılan bir süreçtir. Sonsuza doğru gelişebilir. Sonsuz bir yoğunluğa dönüşebilir. Herkesin, her şeyin (sana dünya gözüyle, zihin gözüyle ya da anlık duygu akışın ile nasıl görünürse görünsün)seninde bir damlası olduğun sonsuz deryanın bir parçası olduğunu anlayarak sevmelisin. Sevdiklerin, sevmeye çalıştıkların illa ki hayatın içinde öğrendiğimiz, mutluluk kavramına iyi gelmek zorunda değildir. Zaten böyle olmasını isteyen senin zihinsel ve bedensel egondan başka bir merkez değildir. Her şeyi ve herkesi var olduğu yerde bulunduğu için sevmelisin. Hayatına çeşitlilik getirdiği ve sonsuz seçeneklerinin sadece onlar sayesinde var olduğunu bilerek sevmelisin.

Sonsuz seçeneklerin var, en hayırlı seçeneği bulmak için ise sonsuz geliştirebileceğin bir aracın var: Kalbin. Kalbinin sesini dinle ve ruhunun tekâmülüne destek ol. Bu bir döngüdür, senin kalbin geliştikçe, ruhun gelişecektir. Ruhun geliştikçe kalbin daha da açılacaktır. Bu döngü seni mutlu edecek, doygun bir hayata taşıyacak yegâne döngüdür. Hayatının amacını yakalamak istiyorsan, bu yolda ilerlemenin ve farkındalığını artırmanın, ne kadar önemli olduğunu keşfedersin. Bu döngü sayesinde kendi yolunu bulursun, hayatının bir anlamı olur.

Yolun Açık olsun.

Sevgiler

Yurda Hal

12.10.2010, Bostancı

 

 

Evrene Mesaj toplantımız ertelendi.

Posted on

Merhaba;

Ne yazık ki evdeki bazı sağlık problemleri sebebiyle, 09 Ekim 2010 Cumartesi (yarın) toplantısını  ertelemem gerekiyor. Yeni Toplantı tarihi 24 Ekim 2010 Pazar günü olacaktır.