değişim

Galaksi Rehberi 14 – 20 Nisan 2014

Posted on Updated on

 

aytutulmasi15nisan2014

Galaksi Rehberi 14 – 20 Nisan 2014 Astrolojik Etkiler

Haftalık Gökyüzü Etkileri 14-20 Nisan 2014

Bu hafta buraya yazmasam da gökyüzünün ne kadar gergin açılarla kaplı olduğunu ve bu açıların bu hafta da tüm hızıyla gücünü koruduğunu, hatta daha da güçlendirdiğini biliyorsunuzdur. Her yerde, her tarafta içinde bulunduğumuz gergin dönemle ilgili uyarılar yazılıyor.

Evet, gerçekten de gergin bir dönemdeyiz. Uzunca bir süredir edindiğimiz alışkanlıklar, bir dönem için geçici olması gerekirken hayatımızda daimi tuttuğumuz kaçış noktaları, örümcek ağlarıyla giriş kapıları da kapanmış sığınaklarımız artık bizi dışarıya doğru itiyorlar. İçerideyken (zihnimizin kaçış noktaları) gözlerimizi kapadığımız gerçekler, dışarıda aldı başını gidiyor. 2012-2015 yılları arasında etkili olan uzun soluklu Uranüs Plüton karesi, Jüpiter ve Mars’ın da işbirliği ile gökyüzünde bir Öncü Büyük Kare’ye dönüşüyor. Öncü burçlardaki güçlü açı kalıpları, değişim göstergesidir. Uranüs Plüton gibi Satürn ötesi gezegenlerin oluşturduğu açılar her zaman toplumsal değişimleri anlatırlar. Ancak Mars gibi kişisel bir Gezegen, etkileri kişisel alana çok hızlı taşır. Üstelik Mars’ın uzun zamandır Terazi burcunda ileri geri hareketiyle bu açı kalıbını tetiklediğini düşünürsek, Mars’ın hem Uranüs-Plüton arasındaki açı kalıbına enerjiyi veren şalteri indiren kol olduğunu, hem de yaşanan değişimin devreye soktuğu enerji akımını iliklerimize kadar içselleştirerek (Mars Retro harekette) titrememize ve kendimize gelmemizi sağlayan gösterge olduğunu söyleyebilirim. Mars uzun bir süredir şalteri indirmeye hazır bekliyor, ancak bu hafta Merkür Koç burcunda Uranüs’ün yanında yer alarak Mars’tan önce şalter indirecek ve gerçeklerle yüzleşmemizi sağlayacak gibi!

Unutmamalıyız, etkiler dışarıdan kaynaklı görünüyor gibi olsa da hammadde haline geri döndürülüp yeniden yapılandırılan bizim kalıplarımız, bağımlılıklarımız ve değişime karşı geliştirdiğimiz dirençtir. Özellikle bugüne kadar bırak(mış), affet(miş), özgürleştir(miş) gibi yapıp, sadece üzerine yeni bir renk boya sürdüğümüz, “ bak! bu yeni!” deyip kendimizi kandırdığımız eski bağımlılıklar ve kalıplar içinde bulunduğumuz dönemin gözünden kaçmayacaktır.

İçten dışa doğru yapılamamış değişim, (mecburen) önce dışarıdan içeriye ulaşıp ardından içten dışa değişimi gerçekleştirmek zorundadır. Hepimiz aynı etkinin altındayız, ancak hepimiz aynı etkiyi almıyoruz tabii ki. Değişimi kendi içinde gerçekleştirmeye başlayanlar kolay atlatacaklardır bu süreci.

15 Nisan sabahı Terazi burcunda yaşayacağımız Ay tutulması ve ardından gelen yaklaşık iki haftalık süreç gerginliğin daha da tırmanacağı dönem olacaktır. İçinde bulunduğumuz süreçte (Ay sonuna kadar) özellikle sakarlık ve kazalara karşı dikkatli olun. Umuma açık yerlerde çok fazla kalabalık ortamlardan uzak durmaya özen gösterin)

Tutulmaların etkileri enteresandır ve olayların gidişatını bazen 180 derece çevirebilecek etkilere sahiptirler. Terazi’deki bu Ay Tutulması özellikle ilişkiler, hak ve adalet, toplum önüne çıkma, açık düşmanlıklar, işbirliği gerektiren konularda ve ortaklıklarda çok etkili olacaktır! Bu yüzden, ilişkinde bir problem yaşıyorsan, tutulma öncesi onu toparlamak için çaba sarf etme ve akışına bırak ve akış neyi getiriyorsa onu yaşa! Tutulma ilişkinin ihtiyacı olan dönüşümü yapsın ve senin gerçekten de ilişkide ne beklediğini kendine itiraf etmene yardım etsin. Tutulmanın ardından ilişkilerine bambaşka bir farkındalıkla bakma fırsatı bulabilirsin!

 İçinde bulunduğumuz süreç gerçeklerle yüzleşmemize, duymak istemediğimiz şeyleri duymamıza, görmezden geldiklerimizi görmemize sebep olacak gibi.

Yine de ne geliyorsa, hayrımızadır. Bana beni, bize bizi göstermek içindir. Uykudaki Ben’i uyandırmak içindir! Okyanusta bir zerreysek eğer, bazen en yüksek dalganın en ucundaki zerre, bazen yüzeyde olup üzerine dalganın yıkılmasını bekleyen zerre, bazen en dipte olup tüm okyanusu üzerinde taşıdığını sanan zerre olmasını bilmeliyiz. Her zerrenin de, kendini ne kadar ayrı hissederse hissetsin) bütüne ait olduğunu hatırlamalıyız.

Neyse ki bu hafta Venüs’ün 17-19 Nisan arası Jüpiter ile olumlu üçgen açı yapacak olan Venüs sayesinde biraz rahat olabileceğiz. Tutulmanın arkasından gelen bu günlerde, yani 17-19 Nisan arası yanımızda bulunan, moral veren ve destek olan kişiler, gelecekte de yanımızda olacak kişiler olabilirler. İkili ilişkilerde yakınlaştıran ve bağ kurmaya yardımcı olan Venüs’ün bu etkisi, bu haftanın kurtarıcısı!

Bu haftanın ilk üç gününde mümkün oldukça kendi başınıza yapabileceğiniz, sizi kavga ortamına sokmayacak işlere odaklanmanız daha doğru olacaktır. Hatta imkanınız varsa, biraz içinize dönün meditasyon yapın kendinizle ilgilenin… Gökyüzündeki bu enerjiyi kendinizi dönüştürmeye kullanın!

Her koşulda sakin, duyarlı ve anlayışlı olmayı; ani reaksiyon göstermeden önce 10’a kadar sayarak derin derin nefes alıp vermeyi bu hafta lütfen ihmal etmeyelim. Her şeye rağmen, yine de engel olamadığımız gergin koşulların içinden geçeceksek, gözümüzü dört açıp yaşadığımız deneyimin ne anlatmak istediğini fark etmeye çalışalım ki, 2015 yazına kadar tekrar tekrar karşımıza çıkmasınlar; temizlenip gitsinler!

Ayrıca bu dönem lütfen bağışıklık sisteminizi güçlendirin, Mars’ın hem zayıf, hem geri harekette, hem de bu kadar sert açı altında olması, fiziksel gücümüzü kuvvetimizi alıp götürecek rahatsızlıklara yol açar. Böbrekleriniz için bol bol su için ve iç ve orta kulak sorunlarına karşı tedbirli olun!

14 – 20 Nisan arası Ay Taktikleri Takvimi

 14-20 ay taktikleri

*****************************************************************************************************************************

Astroloji Danışmanlığı: https://astroistanbul.com/haritaanalizi/

*****************************************************************************************************************************

 

GÜNLÜK ETKİLER 

 

14 Nisan 2014 Pazartesi:

  • Plüton geri hareketine başlıyor (Sabah 03.30 gibi Retro harekete geçmek üzere duruyor)
  • Merkür Jüpiter karesi ( sabah 07.30’dan itibaren tüm gün etkili)

Keyifli olmaktan ziyade gergin geçecek bir gün olacak! Merkür’ün Jüpiter’le oluşan kare açısı öğleden sonraya kadar gereğinden büyük sözler vermeye, boş konuşmaya ve dikkatsizliğe sebep olabilir! Akşam saatleri biraz daha mantıklı olabiliriz. Acele karar vermememiz gereken bir gün. Merkür’ün olumsuz etkisi dışında Ertesi gün sabah saatlerinde Ay tutulması olacağını ve tutulmaların şartları tepetaklak yapabileceğini düşünürsek, bugün önemli kararlar almamak çok daha doğru olacaktır!

 

15 Nisan 2014 Salı:

  • Merkür Uranüs kavuşumu (14 – 16 Nisan arası etkili)
  • Merkür Plüton karesi (14 – 16 Nisan arası etkili )
  • Terazi Ay Tutulması – Dolunay ( sabah 10.42’de)

Zorlayıcı ve gergin bir gün olacaktır. Duyguların fazlasıyla tetiklendiği, sakin ve serinkanlı olmanın pek de kolay olmayacağı koşullarla karşı karşıya kalabiliriz. Uzun zamandır içimizde biriktirdiklerimizi gün yüzüne çıkarabilir, hatta bu yüzden bazı ilişkilerimizi bitirmeye karar verebiliriz. Umulmadık konularla ve işlerle uğraşmak zorunda kalabiliriz. Aldığımız her karara, attığımız her adıma çok dikkat etmeliyiz, çünkü ileriye dönük karmaşaları da beraberinde getiren olaylara dönüşebilirler. Duyguları olabildiğince kontrollü kullanmak gerekecek. Tüm dünya size karşı gibi hissediyor olabilirsiniz, ancak bu sadece bugünün gergin açılarının yanılsamasından başka bir şey değil! Konuşmadan önce düşünün, hatta belki de bugün düşüncelerinizi kendinize saklayın!

 

16 Nisan 2014 Çarşamba:

  • Merkür Mars karşıt açısı (15 – 17 Nisan arası etkili)
  • Ay Neptün, Venüs, Jüpiter üçgeni (Tüm gün etkili)
  • Ay Plüton sekstili (Tüm gün etkili)

Dürüstlük bugün özellikle her zamankinden daha fazla aranan bir özellik olacaktır. Açık sözlü ve gerçekçi olmak gereken bir gün! Yalanların da hemen fark edileceğini söyleyebilirim. Başkaları ile ilgili fikirlerimizi açıkça ifade edeceğiz, belki de istemesek de ağzımızdan kaçıracağız. Tüm bu etkiler bugünü gerginliklere ve kavga ortamına sürükleyebilir. Geç öğleden sonra toleransımız biraz daha yükselecek ve daha sakin iletişim kurmaya hazır olacağız. Bugün de kavgadan ve tartışmadan uzak durmaya çalışmalıyız. Hatta mümkünse bireysel olarak kendi başımıza yapabileceğimiz işlere odaklanmalıyız.

 

17 Nisan 2014 Perşembe:

  • Ay Satürn kavuşumu (Tüm gün etkili)

Ortalık biraz daha sakinleşiyor gibi. Duygularımızı kontrol altında tutmayı başarabildiğimiz ve bu sayede sakin atlattığımız bir gün olacak. Konsantrasyonumuzun yoğun olduğu ve ciddi işlere kolaylıkla odaklanabileceğimiz bu zaman diliminde oldukça üretken olabiliriz. Kesinlikle başladığımız işleri bitirebilecek enerjimiz olacak! Bugün ne kadar çok iş bitirirsek, hafta sonuna o kadar rahat girebiliriz. Hatta önümüzdeki haftanın bazı işlerini bile masadan kaldırabiliriz.

 

18 Nisan 2014 Cuma:

  • Venüs Jüpiter üçgeni (17 – 19 Nisan arası etkili)
  • Venüs Plüton sekstili (17 – 19 Nisan arası etkili)

Keyfimiz ve umutlarımız geri geliyor bugün. Aşk ve sevgi kavramları tekrar hayatımızın içinde yerini hissettiriyor. Daha yeni başlamış ya da birden karşınıza çıkmış yeni biri ile başlayan bir ilişki, ya da uzun zamandır sürüp de bir türlü adını koymadığınız bir ilişki gelecek vaat etmeye başlayabilir. İlişkilerimizde ileriyi görebildiğimizi hissedebiliriz. Etkiler güzel olmasına rağmen, Jüpiter büyük sözler vermemize, gerçekleri biraz gözümüzde büyütmemize sebep olabilir. İlişkilerinizde dürüst ve açık kalpli olmaya özen gösterin, bu sayede ilişkinizi bir üst platforma taşıma fırsatı bulabilirsiniz. Finansal anlamda da iş ve para fırsatlarının karşımıza çıkacağı bir gün olacaktır.

 

19 Nisan 2014 Cumartesi:

  • Ay Venüs Karesi (Tüm gün etkili)
  • Ay Merkür üçgeni ve Ay Mars sekstili ( Tüm gün etkili)

Sabah saatlerinde açık havada olmak, daha çok açık havadaki işlerimizi halletmek doğru olacaktır. Sabırsız ve tahammülsüz olacağımız için çabuk sonuç alabileceğimiz ve titizlik gerektirmeyen işler yapmalıyız. Günün ilerleyen saatlerinde daha sabırlı ve seri olabiliriz. Ay Yay etkisiyle iyimser ve keyifli bir gün geçirebiliriz. Arkadaşlarımızla veya akrabalarımızla vakit geçirmek için akşam saatleri çok uygun görünüyor.

 

20 Nisan 2014 Pazar:

  • Güneş Boğa burcuna geçiyor (sabah 06.55’te)
  • Jüpiter Uranüs karesi (19 – 21 Nisan arası etkili)
  • Ay Neptün sekstili (Tüm gün etkili)

Beklenmedik sürprizlerin günü! Huzursuzluk hissinin yakamızdan düşmeyeceği, beklenmedik gergin sürprizlerle karşılaşabileceğimiz bir gün olabilir. Bugün için plan yapmak yerine, günü geldiği gibi yaşamak daha doğru olacaktır, çünkü yapacağımız planları gerçekleştiremeyebiliriz. Genel anlamda duygularımızla hareket etmeyeceğiz, ancak öğleden sonra empati kurmak zorunda kalacağımız koşullarla karşılaşabiliriz. Kendimizi hayatımızın içinde çaresiz hissettiğimiz anda, keyfimiz yerine getirecek konulara odaklanmaya çalışmalıyız. Günü geldiği gibi yaşamaya, hayatı sürprizleri ile kabul etmeyi deneyin!

 

*****************************************************************************************************************************

İnternet üzerinden Boğa Burcu Yeni Ay Semineri: https://astroistanbul.com/2014/04/02/27-nisan-2014-saat-20-30-online-boga-burcu-yeni-ay-semineri/

İnternet üzerinden yoğunlaştırılmış 12 haftalık Astroloji kursu: https://astroistanbul.com/2014/03/28/12-haftalik-yogunlastirilmis-internet-uzerinden-astroloji-egitimi/

 

 

Sevgiler

Yurda Hal

12.04.2014

15 Ocak 2014 Çarşamba – Ay Taktikleri (Dolunay Fazı)

Posted on Updated on

dolun

Günaydın;

Merkür günü olan Çarşamba’nın bol hareket, bilgi ve bolluk getirmesi dileğiyle…

Gece belki huzursuz uyumuş, sık sık uyanmış, kâbus görmüş veya baş ağrısı ile uyanmış olabilirsiniz. Tabii ki bunların illa olmuş olması şart değil; ancak Yengeç burcunda ilerleyen Ay gece boyunca, sabaha kadar Uranüs (kare açı) ve Plüton’la (karşıt açı)sert açılar içerisindeydi.

Neyse ki sabah saatlerinde Ay Jüpiter’le kavuştu ve biz güne iyimser başlamış oluyoruz. Ay Jüpiter kavuşumu sayesinde neredeyse saat 14.00’ kadar iyimser etkiler altında olacağız ve şansa ihtiyacımız olan konulara el atmamız bazı fırsatları yakalamamızı sağlayacaktır. Neredeyse Dolunay fazına yakın olan Ay ise, Jüpiter’in de etkisiyle bu fırsatları görmemizi sağlayabilir. Açıkçası Öğlene kadar gününüzü verimli geçirmeye çalışınJ

Öğleden sonra ise yine gergin bir enerji hâkim olacak. Saat 15.00 gibi Mars’a kare yapacak olan Ay, daha sonra saat 17.15 gibi Venüs’e karşıt açı içinde olacak. Bu iki açının da gergin olduğunu ve Mars (Terazi’de zayıf) ile Venüs’ün (Oğlak’ta geri harekette) bu aralar zaten çok da iyi durumda olmadıklarını söylememde yarar var sanırım. Öncelikle alıngan, kırılgan, pasif/agresif ve bedensel olarak biraz halsiz olabiliriz. Enerjimiz yüksek olmayacaktır. Zaten Dolunay’a doğru ilerlediğimiz bu günde her sorun gözümüze daha büyük görünecektir. Bu yüzden olabildiğince kontrollü olmak, bu etkinin geçip gideceğini bilmek ve ona göre davranmak en iyisi olabilir. Ancak bazen ne kadar dikkat edersek edelim, gerginlik yakamızı bırakmaz ve bizi çözmemiz gereken zor bir durumun ortasına atıverir. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız, bilin ki sizin çözemediğiniz bir sorunda ilahi güçlerin desteği gelmiştir ve sorununuzu fark edip, çözmeniz için ihtiyacınız olan koşulları sizin için yaratmıştır. Bu yüzden karşınıza çıkan bu karmaşanın kıymetini bilmeli, gözünüzü dört açmalı ve yaşadıklarınızın size neyi anlatmak istediğini anlamalısınız.

Yarın Venüs ile Mars arasında kare açı var ve bugün de bu açının etkilerini epey güçlü hissedebiliriz. Kadın erkek ilişkilerinde gerginliği anlatan bu enerji, para konularında, tasarruf konularında da gerginliği gösterir.

Dolunay yarın sabah saat 06.52’de Yengeç burcunda gerçekleşecek. Dolayısıyla geceye Dolunay enerjisi hâkim olacak. Bu gece Vimala Meral ile saat 23.00’te uzaktan şifa çalışmamız var. Katılmak ve şifa çalışması hakkında bilgi almak isterseniz Facebook’ta Astro İstanbul Sayfamızda detayları bulabilirsiniz.

Dolunay geceleri enerji çok yüksek ve dönüştürücüdür. Uykuya dalmadan evvel hayatınızdaki değişime ihtiyacı olan alanlarınızın size gösterilmesini niyet ederek yatabilirsiniz. Ancak Dolunay’da genellikle pek uyku tutmaz, huzursuzluk ve içsel gerginlik hâkim olur.

Dolunay zamanı rejime başlama zamanıdır. Fazla kilolarınız varsa yarından tezi yok, porsiyonlarınızı küçültün. Unutmayın, yaz çabucak geliverir!

Dolunay acil gerçekleşmesini istediğimiz dileklerimiz için çok uygundur. Bu yüzden yarın sabah 06.52’de dilekte bulunmayı unutmayın. Yengeç Dolunay’ının ön plana çıkardığı dilek ve niyetler şunlardır:

–          Aile içinde huzur ve anlayış

–          Aile içinde birlik ve beraberlik

–          Aile içinde sevgi ve saygı

–          Ev sahibi olma

–          Evde bolluk ve bereket

–          Evlenme

–          Çocuklarla ve/veya ebeveynlerle uzlaşma, anlayış

Bu konularla ilgili dilek ve niyetleriniz bu Dolunay’dan beslenecek, daha çabuk sonuca ulaşacaktır. Ancak unutmayalım; öne çıkan konular bunlar olduğuna ve Dolunay olduğuna göre, gerginlikler de bu alanda yaşanabilir.

Bu Dolunay baş ağrılarını; alt solunum yolları, mide ve karaciğer ile ilgili rahatsızlıkları tetikleyebilir Midemiz her zamankinden daha hassastır. Bu yüzden bugün ve yarın oruç tutmak veya katı gıdalardan, çay ve kahveden olabildiğince uzak durmak bedenimizi arındıracak ve bize iyi gelecektir.

Not: Dile ritüeli nasıl olsun diye soranlar da olacaktır aranızda. Dileğinizi kâğıda yazıp herhangi bir akan suya bırakabilirsiniz. Bir bardak suya niyet edip içebilirsiniz. Çeşmeyi açıp akan suya dileğinizi söyleyebilirsiniz. Ritüel size kalmıştır. İnancı kuvvetli olan bir insanın ritüele ihtiyacı olmaz; ancak dileği ile ilgili kuşku taşıyan insan için ritüel bir nevi çapa vazifesi görür.

Uzaktan Astroloji Eğitimi hakkında bilgi için lütfen tıklayınız: https://astroistanbul.com/2013/12/30/yurda-hal-ile-uzaktan-astroloji-egitimi-14-ocak-2014-saat-20-00/

Lilith ve Priapus Seminerim hakkında bilgi almak için lütfen tıklayınız: https://astroistanbul.com/2013/12/29/lilith-ve-priapus-baskilanan-duygularimizin-dogum-haritamizdaki-etkisi-seminer-18-ocak-2014-cumartesi-saat-1400-1800-arasi/

Astroloji Danışmanlığım hakkında bilgi almak için lütfen tıklayınız: https://astroistanbul.com/haritaanalizi/ 

Günün Olumlaması: Bana yol gösteren ve beni geliştiren her türlü bilgiyi sevgi ile kabul ediyorum. Huzur ve mutluluk bana hayatım boyunca eşlik ediyor. Bolluk ve bereket içindeyim.

Yarın sabah Güne Dolunay (06.52) ile başlayacağız. Hemen ardından Ay saat 15.00’ya kadar Ay Yengeç’te boşlukta olacak. Sonra Ay Aslan’da ilerleyecek. Daha fazlası Yarın…

Güzel bir gün olması dileği ile

Sevgiler

Yurda Hal

Değişmek ve Dönüşmek Güzeldir! 15 Kasım 2013 Cuma saat 23.21

Posted on Updated on

venüsplüton

15 Kasım 2013 saat 23.21’de (Oğlak’ta Venüs Plüton kavuşumu ve bu kavuşum Güney Ay düğümüne üçgen açı içerisinde)

Venüs Plüton kavuşum saati özellikle belli başlı bazı konuları tamamen sonlandırmana yardımcı olacak bir enerjiye sahip. Bu yüzden tam da kavuşum saatinde bir çalışma yapabilirsin. Ben de bu ritüeli, çalışmayı yapacağım ve bu yazıyı okuyan birçok arkadaş daha eşlik edecektir. Birlikten kuvvet doğar, biliyorsun.

Ritüeller hiçbir zaman amaç değildir, sadece ve sadece zor ikna edilen zihni ikna etme yollarından biridir. Aynı zamanda odaklanmayı ve konsantrasyonu sağlar. Eğer gücüne güveniyorsan kavuşum saati sadece sonlandırmak istediklerini hayatından yollamaya niyet etsen bile yeterli olur.

Neyse, ritüelin nasıl olacağına gelelim:

Ritüelimiz için küçük sarı bir mum yeterli olacaktır (mumun küçük olması önemli, çünkü bir an evvel yanıp bitmesi gerekiyor! Mesela doğum günü pastası mumu, hatta onun yarısı bile yetecektir eminim).  Eğer istersen yüksek benliğinden veya meleklerden de destek alabilirsin özellikle Anael ve Haniel burada Venüs konularında yardımcı olacaktır.  Onları sana destek olması için çağırabilirsin.

Ritüele başlarken önce hayatından çıkarmak istediklerini bir kâğıda yazabilirsin. Daha sonra tam da çalışma saatinde, yani 15 Kasım saat 23.21’de mumu güvenli bir mumluğun içinde yakıp, o mumla da yazılarının olduğu kâğıdı yakabilirsin. Ardından bir süreliğine, sadece kalp çakrana ve nefesine odaklanarak meditasyon yap, meditasyonun mum bitene kadar sürsün. Sonrasında sana yardımcı olan üst benliğine ve meleklere destekleri için teşekkür et.

Şimdi bu çalışmada neleri sonlandırabileceğine:

–          Zihnini hala terk etmemiş olan eski aşk

–          Eski evlilik veya ilişki

–          Gönül kırgınlığı

–          Para ile ilgili olumsuz kalıpların

–          Bedeninde beğenmediğin yanların

–          Özgüvensizliğin

Bu konularla ilgili şöyle bir cümle kurabilir ve yazıya dökebilirsin:

–           Ben de var olan her şey gibi sürekli değişim ve dönüşüm halindeyim. Şimdi eskimiş ve bana hizmet etmeyen aşk, sevgi ve bağımlılık kalıplarını yepyeni bir bakış açısına dönüştürüyorum. Yeni, taze ve canlı aşka ve sevgiye kucak açıyorum.

–          Bugüne kadar para ile ilgili edindiğim tüm kısıtlayıcı kalıpları dönüştürüyorum. Bolluğa, berekete kucak açıyorum.

–          Bugüne kadar kendimi haksızca eleştirdim, oysa şimdi kusursuz ve eşsiz bir güzelliğe, yaratıcı ve yetenekli bir zihne sahibim. Sonsuz sevgiye kucak açıyorum!

Bu cümleleri yazıya dökerken zihninden bu kalıplara uygun ne kadar olumsuz düşüncen varsa hepsini aklından geçir. İçinde taşıdığın her olumsuz düşünce kalıbı, kaleminin ucundan yakacağın kâğıda aksın. Bu akış esnasında ise yukarıda cümleler kâğıda geçsin.

Sevgiler

Yurda Hal

CESARET!!! Yine Değişim ve Dönüşüm Zamanı:) Terazi Balsamik ve Akrep Güneş Tutulması

Posted on Updated on

değişim

Terazi Balsamik ve Akrep Güneş Tutulması

Yine bir Yeni Ay öncesi, Ay’ın Balsamik olduğu döneme geldik. Ay’ın Balsamik olduğu dönemler, bir önceki Yeni Ay’ın temel konuları ile ilgili bağımlılıklarımızdan kurtulmamız gereken bir dönemdir. Çünkü Ay’ın kapanan fazının bizleri içine aldığı sonlanma, bitme enerjisi vedalaşmamızı, terk etmemizi kolaylaştırır.

Bu Balsamik dönemin ardından Akrep burcunda Güneş tutulmalı bir Yeni Ay gerçekleşecek. Astrolojide Tutulma öncesi ve Tutulma sonrası şartların tamamen değişeceği yönündedir. Yani bir tutulma öncesi bir konu ne durumdaysa, tutulma sonrası bambaşka bir hal alabilir. Özellikle Terazi ve Akrep’le bağlantılı konularda unu çok daha net hissedeceğiz.

Bir önceki Yeni Ay Terazi burcundaydı. Bu yüzden ilişki bağımlılıklarımız ön planda. Önümüzdeki Yeni Ay’da Akrep’te olacağına göre, ortak kazanç paydası da bu konudan nasibini alıyor. Mesela

Çıkar amaçlı, bitirilemeyen bir ilişkiniz varsa, Pazar günkü Yeni Ay’a kadar bu konuda bir şeyler yapmanız daha kolay olacaktır. Ortaklığınızla ilgili şartlarınızda, finansal olarak bazı haksızlıklar söz konusuysa, yine ayın 3’üne kadar bu konuları çözmek üçün uygun fırsatlar ortaya çıkacaktır.

Ortaklı bir iş yapıyorsunuz ve mesela muhasebe ile ilgili konularda şüpheleriniz var. Bu Balsamik dönemde bu konu ile ilgilenmek (unutmayalım Merkür de Retro) hem olası hataları keşfedip düzeltme imkânı verecek, hem de aynı hatalar bir daha yapılmamak üzere bitecektir. Tabii ortaklığın bitmesi de söz konusu olacaktır. Ne de olsa derin değişimi anlatan bir Tutulma söz konusu.

Tutulmaların etkilerinin büyük olmasının bir nedeni Ay Düğümleri ile bağlantısıdır. Bu Tutulma Kuzey Ay Düğümü ile kavuşumda,  11 Kasım’a kadar yaşayacaklarımız her ne olursa olsun bizi hayatımızın amacına yaklaştırmak en büyük vazifesi diyebilirim. Yani Bize gitmemiz gereken yolda ışık tutuyor.

Kuzey Ay Düğümü, yani gitmemiz gereken istikamet, insanın karnına sancılar sokar. Yapmayı arzulayıp, yapamadığımızdır. Ya korkudan ya da imkânsızlıktan ya da başkaları ne der diye düşünmekten yapamadıklarımız.

Evet, şimdi bırakma zamanı, 3 Kasım saat 14.00’e kadar!

Yukarıda saydıklarıma burcunuz ne olursa olsun dikkat edin. Bunun dışında aşağıdakileri lütfen burcunuza, yükseleninize veya Ay burcunuza göre okuyun. Her üçü de bu durumdan tetiklenecektir.

Koç’lar ilişkileri ve/veya ortaklıkları ile ilgili, paylaşım alanı ile ilgili bağımlılıklarını;

Boğa’lar sağlıklarına zarar veren ve günlük rutinlerinden çıkaramadıkları rahatsızlık veren alışkanlıklarını;

İkizler’ler çocukları ile ilgili takıntılarını, aşk ile ilgili şüphelerini;

Yengeç’ler aile ve yuva kavramı ile ilgili bağımlılıklarını, ev ve aile ile ilgili şikâyetlerini;

Aslan’lar yakın çevreleri ile ilgili alışkanlıklarını, öğrenme ve bilgi ile alakalı sorunlarını;

Başak’lar finansal alışkanlık kalıplarını, para ile olan ilişkilerini düzeltmek fırsatını;

Terazi’ler hayır diyebilmeyi öğrenmeyi, kendi düşüncelerini ve kararlarını önemsemeyi, karar verememe bağımlılığından;

Akrep’ler kendilerine bile açıkça itiraf edemedikleri duygularından, korkularından;

Yay’lar arkadaşları ve sosyal çevre ile ilgili bağımlılıklarından;

Oğlak’lar kariyer planları, yükselme ve hırsa bağlı bağımlılıklarından, işini kaybetme korkusundan;

Kova’lar kendi inanç kalıplarına ve fikirlerine saplanıp kalmaktan, yeniliklere kapalı olma bağımlılığından;

Balık’lar ise korkularından, ilişkilerdeki bağımlılıklarından, ilişkilerde paylaşma ve sorumluluk le bağlantılı alanlardaki cesaretsizliklerinden;

Kurtulabilirler.

Bu Balsamik dönemin etkisi tutulma öncesi olması sebebiyle çok daha etkili olacaktır.

Bağımlıklarımız ve alışkanlıklarımız farkına vardığımız andan itibaren sorumluluğumuz altındadır. “Değiştiremiyorum, düzeltemiyorum” gibi yaklaşımlar sadece sorumluluktan kaçmamıza sebep olur. Ailemiz tarafından yetiştirilirken bize verilmeyen sorumluluklar büyüdüğümüzde, sorumluluğu temsil eden Satürn’ü kullanmakta zorlanmamıza sebep olur. Satürn’ümüz hangi burçtaysa o alanla ilgili sorumluluklar bitmek bilmeyen sınavımız olur bu yüzden.

Satürn’de Kuzey Ay düğümü de Akrep’te, hem kendi sorumluluklarımızla yüzleşip tanışmaya cesaret etmeli, hem çocuklarımıza sorumluluk duygusunu aşılamalıyız.

Bu arada bu tutulma da en yoğun etkiyi sırasıyla

1-10 Kasım arasında;

1-10 Şubat arasında;

1-10 Ağustos arasında ve

1-10 Mayıs arasında doğanlar hissedecekler.

Kırılan, değişen ne varsa elinde tutmak için zorlamak yerine boşalan bu alana yeni nelerin yakışabileceğine odaklansınlar! 🙂

Yeni Ay ve tutulma seminerine online internet üzerinden veya Astro İstanbul’a gelerek katılmak isterseniz işte detaylar: https://astroistanbul.com/2013/10/29/akrep-burcu-yeni-ay-ve-gunes-tutulmasi-semineri-3-11-2013-saat-13-00-ve-saat-20-00/

Sevgiler

Yurda Hal

25 Şubat 2013 saat 22.26’da Başak Burcunda Dolunay Gerçekleşecek

Posted on Updated on

dolunay

25 Şubat 2013 saat 22.26’da Başak Burcunda Dolunay Gerçekleşecek

Sevgili arkadaşım, bu sefer Dolunay haritasını özellikle senin için yorumlayacağım.

Dolunay haritasında Akrep burcu yükseliyor ve uzak gibi görünse de yükselene yakın olan Satürn’ün etkisi bu haritada güçlü sayılır.

Yükselen Burç’ta bulunan Satürn geri hareketinde ve aynı zamanda Dolunay’ın gerçekleştiği burcun (Başak) yönetici gezegeni olan Merkür’de geri hareketinde (Balık burcunda).

Ayrıca Dolunay’ın tam orta noktasında İkizler Burcundaki Jüpiter var.

Tüm Dolunay haritasının tamamını yorumlamak yerine, sana özellikle bu göstergelerin bana anlattıklarının bir kısmını anlatacağım. Sadece en temel en önemli konuya değineceğim. Sonuç da seni ilgilendiren kısmı da bu, biliyorum!

Öncelikle iki geri harekette gezegen var bu Dolunay’da. Yükselen burçta yerleşmiş olan Satürn, Dolunay’dan sonraki 14 günlük süreçte sana ait olan ve üstlenmekten kaçındığın sorumlulukların olduğunu hatırlatıyor. Bu sorumluluklar belli ki uzun zamandan beri yok sayılmış. Sorumlulularına gerekli özeni göstermemişsin. Satürn birinci evde yerleştiği için, bu sorumluluk ikili ilişkilerle veya ortaklıklarla bağlantılı olacaktır.  Akrep Boğa hattı, ilişkiler hattı ile (1. ve 7. ev) örtüştüğünde, sorumluluktan kaçılan konu hem ilişkiden korkma hem de para ve finans ile alakalı konulardan oluşacaktır.

Demek ki, Satürn’le gelen konu, ilişkilerde sorumluluk almayı öğrenmek oluyor.

Dolunay, burçları dâhil etmeden, sadece fazını değerlendirerek ele alındığında, yine ikili ilişkileri anlatır. İlişkilerdeki polaritenin ve zıtlığın en aydınlık biçimde ortaya çıktığı andır. Bu yüzden her Dolunay’ın özünde bir İlişki(ikili ilişkiler) konusu vardır. Başak burcunda yerleşmiş Ay gerçekleri görmeye hazır, ilişkiye eleştirel yaklaşabilen, hatta ilişkide daha çok kendini ve üstlendiği rolü eleştirmeye yatkın bir yapı verecektir.

Bu yüzden ilişkide eleştirilere açık olacağın gibi, eleştirmeye de hazırsın.

Dolunay hattının Balık ayağında yerleşmiş ve geri harekette olan Merkür aynı zamanda Mars ile kavuşumunu pekiştiriyor. Mars yükselen yöneticisi, yine kendine dönük bir anlama süreci. Belki de ilişkilerindeki ani duygusal iniş çıkışlarını ve bunun ilişki hattında çıkardığı sorunların farkına varıyor olacaksın. Ayrıca, geri giden Merkür sayesinde muhakkak ki geçmişe yönelik bir iç hesaplaşma ortaya çıkacaktır.

Burada da ilişki çıktı karşına!

Gelelim Dolunay hattının orta noktasına yerleşmiş Jüpiter’e. Bunun ne anlama geldiğini sana doğrudan Reinhold Ebertin’in “The Combination of Stellar influences” kitabından aktaracağım: olumlu ruhsal ve zihinsel koşullar; ortak çabadan ortaya çıkan şans; birlikte elde edilen başarı; evlilik; doğum.

Şimdi ben yukarıdaki verileri bir araya topladığımda, sana şunu söyleyebilirim. Eğer sorumluluk üstlenmekten korktuğun için ilişkini, evliliğini, aşk hayatını zora koştuysan, bitirdiysen, askıya aldıysan veya kafanı karıştırdıysan, hala daha ilişkini kurtarmak niyetindeysen, bu Dolunay sana eşsiz bir fırsat sunuyor.

Sen de, partnerinde hatalarınızı görecek, öz eleştiri yapmaktan kaçınmayacak ve ihmal edilen sorumlulukları üstlenmeye hazır olacaksınız. Tabii ki bu gökyüzünün etkisini alıp kullanmak veya kullanmamak senin elinde, ilişkini kurtarmak, düzenlemek ve iyiye götürmek istiyorsan bu Dolunay’dan sonra ki ondört günlük süreci iyi değerlendir. Dolunay’ın orta noktası Jüpiter’de cesaretini ödüllendirmeye hazır!

Sevgiler

Yurda Hal

Seminerlerimize Katılmak isterseniz aşaıdaki linklerden bilgilere ulaşabilirsiniz.:

Aşk ve İlişkiler üzerine: https://astroistanbul.com/2013/02/18/astrolog-ayda-ersanla-ask-ve-iliskilere-yeni-bir-bakis-acisi-yakalayin-seminer/

Astrolojik Gösterge Lilith- Kadının diğer Yüzü :https://astroistanbul.com/2013/02/17/lilith-kadinin-diger-yuzu-seminer-16-haziran-cumartesi-saat-1300-1700-arasi/

NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI

Posted on Updated on

NEPTÜN BALIK BURCUNDA VE BİRAZ DAHA FAZLASI

Astrolojinin ağır ilerleyen gezegenleri Zodyak’ta Burç değiştirdiğinde, dönemsel vurgular da değişirler. Her gezegenin yörüngesinin oluşturduğu çemberi farklı bir Hal (katman) olarak düşünürsek, bir gezegen burç değiştirdiğinde ona ait olan Hal de farklılaşır.

Gezegenlerin hızlarına göre, en ağır hareket eden gezegenin Hal Katmanı en altta( bize en uzakta), en hızlı seyreden gezegenin Hal katmanı en üstte (bize en yakında) olacaktır (Güneş ve Ay da astrolojide gezegen olarak adlandırılırlar. Ayrıca Gök cisimlerinin turunu Güneş’in etrafında değil, Dünya’dan baktığımızda izledikleri tur olarak dikkate alınmaktadır).

Bu durumda bize en uzak olan ve en uzun dönem Hal’i belirleyen gezegen Plüton’dur. Ardından ikinci en uzak gezegen Neptün, sonra sırasıyla Uranüs, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs, Merkür, Güneş (Venüs, Merkür, Güneş bir arada alınmalıdır çünkü Venüs ve Merkür Dünya ile Güneş arasında kaldığı için Güneş’le birlikte hareket eder gibi algılanırlar ve Güneş’ten astrolojik olarak fazla uzaklaşamazlar)ve Ay bu Halleri belirlerler.

Sadece 28 gün gibi kısa süreli  turu olan Ay, astrolojik olarak bize en yakın gezegendir. Onun hâli bize en çabuk ulaşan, en çabuk etkisini gösteren, ancak bir o kadar da çabuk etkisini kaybeden hâldir. Plüton, Neptün ve Uranüs’ü yaşadığımız Yerküre (toprak-su-atmosfer) gibi düşünürsek, Satürn evin temeli, Jüpiter evin yapısı, Mars, su ve kanal sistemi, Venüs Mobilyaları, Güneş Pencere ve kapıları, Ay ise o evin tüm kapılarının anahtarıdır.

Plüton, Neptün ve Uranüs’ten oluşan zeminimiz tüm zamanları da (geçmiş-an-gelecek) içinde taşıyan özelliktedir. Onların bize sunduğu uzun dönem etkili olan hâlleri çok önemli katmanlar oluşturmaktadırlar.

Burada Yeraltı Tanrısı, Su Tanrısı ve Gök Tanrısı, vurguladıkları etkileri ile yaşamak için uygun koşulları belirlerler. Bu üç ayrı Gezegen bazen uyum içinde olur, bazen kriz halinde olurlar. Bazen ikisi işbirliği yaparken, diğeri bu ikisine zorluklar çıkarmaktadır. Ayrıca bu üç gezegenin (Diğer tüm gezegenler için de aynısı geçerlidir)yöneticisi oldukları burçlar vardır. Plüton Akrep’te, Neptün Balık’ta ve Uranüs Kova’da yöneticidir. Gezegenler yönetici oldukları burçlarda kendilerini evde hissederler, kontrol onların elindedir. Bu da onları güçlü yapar. Her gezegenin kendi katmanında böyle bir alan mevcuttur ve bir gezegen yönettiği bir alanda bulunduğunda, etkisi olabilecek en güçlü Hal’dir.

Gelelim yine Plüton-Neptün- Uranüs’e. Bu üç gezegenin her katmanının hâli öyle bir güce sahiptir ki, bizlerin tekâmülüne göre tezahür eder, tekâmül derecesine göre etkilerini ortaya koyar.

Soy olarak baktığımızda bu üç gezegenin etkisi bize, içinde bulunduğumuz zamandan değil, henüz dünyaya gelmediğimiz, kimi ana babalarımızın, kimi ise onların büyüklerinin bile dünyaya gelmediği zamanın enerjisini taşırlar. Spiritüel boyutta baktığımızda ise, Dünya’nın ruhsal tekâmülü için gerekli Hal’leri ortaya koyarlar. Bulundukları konumla Dünya’nın ruhsal tekâmülü için ihtiyacımız olan enerjileri açığa çıkarırlar. Bulundukları yere açı ya da kavuşum yapan daha hızlı gezegenler onların enerjilerini açığa çıkaran etkileri tetiklerler.

Toplumsal, evrensel, ruhsal gelişimde, hem birey, hem de toplum (Dünya) çok önemlidir. Bu yüzden her gezegen hem bireysel, hem de toplumsal zeminleri oluştururlar.

Bireysel olarak bakarsak, her ne kadar Öz’de Pozitif-Negatif diye bir katman olmasa da, anlatmak istediklerimi iyice ortaya koyabilmek için pozitif ve negatif kavramlarını ortaya koymam gerekecektir. Eğer yaşamımızda negatif ağırlıkta bir yaşam tarzı içindeysek, mesela hırs, bencillik, bedenine, ruhuna ve çevresine gerekli özeni göstermeyen, başkalarını hiç düşünmeyen, kıskançlıklarla dolu bir yaşam sürüyorsak bu üç gezegen bize ödül getirmeyecektir. Bizim seviyemize göre ortaya çıkan bir etki söz konusudur burada. Ne kadar Kâmil İnsan’a yaklaşırsak, Plüton- Neptün ve Uranüs’ün o kadar yararını görürüz hayatımızda, ne kadar Kâmil İnsan’dan uzaklaşırsak o kadar zararını görürüz her üçünün de.  Kısacası Haritamızda bu üç gezegenin yerleştiği yerlerin, transit gezegenlerden aldıkları etkilerle tetikledikleri olaylara bakarak aslında Spiritüel konumumuzu belirlemek çok da zor olmayacaktır. Hatta yaşadığınız olayın yıkıcı etkisinin şiddetine göre skalanın içine bile oturtabilirsiniz durumunuzu.

Siz geliştikçe bu gezegenlerin etkileri bizlerin ruhsal gelişimini hızlandıran bir yapıya dönüşürler. Daha doğrusu, gezegen etkileri hep hayra hizmet ederler, ancak bizim bakış açımız algımız değişir, yaşadıklarımızı yorumlamamız değişir. Yorum ve algı farkı değişince, bizim üzerimizdeki etkisi de güçlü, dönüştürücü ve kalıcı olacaktır.

Bununla beraber unutulmaması gereken çok önemli bir konu:  Her An, bir tepe noktasıdır. Bu tepe noktasına ulaşmak için geçmişte harekete geçilmiş bir başlangıç noktası vardır. Bu durumda her an aynı zamanda bir çok olayın başlangıcı, gelişmesi, tepesi ve inişi ve sonlanmasıdır.

Benim için gündemde olan bir dönemin nerelerden geldiğini anlamak için öncelikle en uzak katmanın nereden yola çıktığını bilmem gerekir. Bunun için değiştiren, dönüştüren, öldüren ve yeniden doğduran Plüton’un Yengeç burcunda olduğu zamana bakmak gerekir. buradan anlarım ki Plüton aracılığı ile yaşanan değişim dönüşüm aslında birinci Dünya Savaşı zamanı başlamıştır.  Dolayısıyla Plüton vatan, yuva, ev, aile kavramlarını yerle bir etmiş, temelde gerek duyulan güven duygusunu aile ve birlik kavramının önemini değiştirmiştir.

İkinci katman olan Neptün’ün geldiği başlangıç noktasına baktığımızda Neptün Başak Dönemine bakmalıyız. Bu dönem özellikle sinemanın (Hayal Dünyası) günlük hayata yayılması, mesela ilk araba ile girilen sinemanın kurulması, ilk düzenli televizyon programının dervreye girmesi önemlidir. Hayal dünyasının gündelik hayattan koparmasının başladığı dönem. Ayrıca Neptün Başak burcundayken en zayıf konumdadır ve duygulardan yoksundur. Hunharca katletmekten kaçınmayan bir enerji, gerçekleri göstermeyen bir ruh hali ile ortaya çıkan 2. Dünya savaşı da bu döneme denk düşmektedir.   

Üçüncü katman olan Uranüs ise bu döneme Uranüs Terazi’den gelmektedir. ’68 ruhunun ikili ilişkilere getirdiği özgürlük, hukuksal anlamdaki özgürlükleri temelinde bulundurmaktadır.  Vietnam savaşının da bir bölümünü bu dönemin içinde olduğunu unutmamak gerekir. Kıbrıs Harekatının başlangıcı da buraya denk gelmektedir.

Birinci Dünya savaşından itibaren dünya üzerinde yaşanan savaşların haddi hesabı kalmamıştır aslında. En büyük bombalar icat edilmiş en büyük toplu ölümler gerçekleşmiştir.

Bu şekilde bakıldığında, Neptün Balık burcuna girerken, İnsanlık kendi geçmişine dönüp baktığında net olarak hatırladığı son üç büyük savaşın ve diğer tüm savaş ve katliamların neticesinde af dileme zamanındadır. 2025’e kadar Merhametle değişecek dönüşeceğiz belli ki.  1914’te Plüton Yengeç burcuna girdiğinde başlayan bu kanlı sürecin farkına varıp, tekamülümüz için ihtiyacımız olan vicdani sorumlulukları  yerine getirme zamanı başlıyor. Neptün Balık Yaraları sarma imkanı veriyor.

Tüm dünya insanları olarak geçmişe ait sorumluluklarımızn bilincinde olup helalleşme zorunluluğu getiriyor.

Lafı fazla uzatmadan gelelim bu üç gezegenin bize ne anlatmaya çalıştığına.

Öncelikle en ağır ilerleyen Plüton’la başlayalım. Plüton en alttaki katman. En alttan, en uzaktan etki eden ve etkisini üzerine yerleşen diğer gezegen katmanlarının her birinden geçirerek Dünyamıza ulaştıran Katman. Plüton 2008 yılından bu yana Oğlak burcunda ve 2023 yılına kadar da orada kalacak. Plüton dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Ölmeden önce ölmeyi anlatabildiği gibi, dünya üzerindeki ölüm, toprağa karışma ve yeniden topraktan yaşama dönüşme (ya da yaşama hizmet etme) ile doğrudan bağlantılıdır. Plüton en minimal alana yerleştirilmiş maksimal enerjidir aynı zamanda, nükleer güçtür. Bulunduğu yeri eskisi ile alakası olmayan hale getirir. Oğlak burcu ise iktidar, mevkii, yönetim, kariyer, iş, saygınlık, gelenek, kültürel miras, toplumsal imaj, yıllanmışlık, süregelen koşullar ile alakalıdır. Saygınlığın ve paranın kazanıldığı yollarla bağlantılıdır.

2008 yılında Plüton Oğlak burcuna girdiğinde tüm dünya üzerinde Oğlak burcunun temsil ettiği alanlarda teker teker gücünü ortaya koyarak değişimleri ortay koymaya başladı. En güvenilir, Dünya üzerinde uzun dönemlerden beri yönetim gücüne sahip ülkelerin teker teker çuvalladığını görürken, birçok ülkede uzun zamandır süren yönetimi ellerinden bırakmayan liderler yok olmaya başladırlar. Dünya üzerinde geçerli iktidar, yönetici imajı değişmeye başladı.

Enerji alanında hızla yok ettiğimiz yer altı kaynaklarını (ki bunlar artık süregelen bilindik bir hal almıştı) tüketmeye başladık ve alternatif yöntemler geliştirmeye, yenilenebilir enerjiye yöneliyoruz (bu konuda gerçek gelişmeyi sanıyorum Plüton 2023 yılında Kova burcuna geçtiğinde yaşayacağız).

Mesleki anlamda kariyer ve statü kavramları da şekil değiştirdi. Meslekler değişti, bazı meslekler ortadan kalkarken, yerine yenileri gelmeye başladı. Plüton, Oğlak burcuna girdiğinden bu yana yeni bazı meslek alanlarını ortaya çıkarmaya başladı (hobiler mesleğe dönüştü, alternatif olarak kabul edilen konular gerçekten de meslek haline geldiler) ve bu meslekler geleceğin geleneksel mesleklerini şekillendiren yapıya sahip olacaklar gibi. Açıkçası 2008-2023 arasında türeyen artan iz bırakan meslekler uzun süre dünyanın önemli meslekleri haline gelecekler gibi.

Ruhsal anlamda baktığımızda, bildiğimiz düzenin, sistemin, inanç yapısının değişiyor olduğu bir gerçek. Geleneksel olan dönüşmekte ve belli ki bu dönüşüm artık Neptün’den de yardım almaya başlayacak ve 2023(Plüton Kova’ya geçiyor-2025 Neptün Koç’a geçiyor) arası belirli bir iz bırakacak gibi. Herhalde öncesi ve sonrası dedirtecek etkiler ortaya çıkacak burada.

Plüton’dan sonra devreye giren Hal (katman) Neptün’dür ve Neptün 1998’den bu yana Kova burcundaydı. Neptün dağılma, yayılma, çözülme enerjisidir. Suyun buhar haline benzetebiliriz onu, sis gibi her yerden içeri sızabilir, yayılabilir. Hayal âlemi ile rüyalarla, sezgilerle, ruhsallıkla, dibine kadar spiritüellikle, müzikle, şiirle alakalıdır. Ruhsallığın ve inancın kendini verircesine yaşandığı durumdur. Neptün’ün etkisinin yoğun olduğu alanlarla dünyaya sis perdesinin arkasından bakıyor gibi oluruz. Serap görmek gibidir bazen, gerçekle alakası olmaz, ancak ihtiyacımız olan deneyimi bize yaşatır.

Bana göre 1998 yılında Kova burcuna giren Neptün ile birlikte insanlar Spiritüel konularla ilgili önemli bir adım attılar. Kova’nın entelektüel, paylaşımcı, olumlu ve geleceği şekillendirme arzusuyla dolu enerjisi ile birleşen Neptün, hiçbir zaman olmadığı kadar çok ruhsal kitapların yazılmasına, bu bilgilerin paylaşılmasına sebep oldu. Düşünce gücü hiç olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Neptün’ün spiritüelliği Kova’nın Satürn disiplinini ve Uranüs aykırılığını aldı ve birçok yöntem, birçok çalışma, hayatlarımıza aynen buhar gibi girdi. Gelişmemiz daha çok entelektüel düzeyde oldu. Çok okuduk, çok araştırdık, sınır tanımadık, gizli denilen bilgileri açığa çıkarttık. Kova’daki Neptün ile Oğlak’taki Plüton’un enerjisi birleşince doğal olarak ortada artık sır kalamazdı. Localara, tarikatlara ait bilgiler artık herkese ait olmalı ilkesi ile tüm bilgiler ortalıkta dolanmaya başladı. Böyle bir dönemde adı “secret-sır” olan bir kişisel gelişim kitabının satış rekorları kırması çok normal. Ayrıca yine Neptün Kova burcu enerjisi, Spiritüel olarak var olduğu kabul edilen ancak bilimsel olarak kabul görmeyen birçok konuyu da birbirine bağladı. Gerek gerçekten de bilimsel olarak ortaya konular, gerekse ismini bilimsellikten alan ruhsal çalışmalar bolca ortaya çıkmaya başladılar.

Plüton Oğlak’ta seyrine devam ederek köklerden gelen yaşam kodlarımızı 2023’e kadar alt üst etmeye devam ederken, 03 Şubat 2012 günü Neptün Balık Burcuna geçiyor. Neptün Balık burcunun Yönetici gezegeni, bu yüzden 2025 yılına kadar güçlü bir Neptün deneyimleyeceğiz. Bu dönemi nedense küçücük akvaryumdan, uçuşuz bucaksız okyanusa terfi eden Balığın özgürlüğüne benzetmek istiyorum. Neptün Balık farkında olmadığımız yeni duyularımızla tanışmamızı sağlayacağı gibi, ruhsal anlamda çok hızla yol aldıracak. Bu dönemde sanatsal ruhun, farklı bir boyuta taşındığını, şiirin ve bestenin, romantizmin ön plana yerleştiğini göreceğiz. Zaman zaman şarap şişesinin içine, zaman zaman zemzem suyunun içine düşebiliriz bu yolculuğumuzda.

İnanç, ruhsallık, tefekkür hali, sezgilerin gücü, hayal ve yaratıcılığın gücü, aynı zamanda boş vermişlik Balık burcuna aittir. Balık burcunun kendini akışa bırakan bir enerjisi vardır. O, tüm burçların deneyimlerini yaşamış gibidir. Onda biraz boş vermişlik vardır, bu yüzden kendini feda etmeye de hazırdır. Bu ruh hali aslında onu üretken yapar. Neptün’le bir araya gelen bu etki. Hepimize farklı deneyim kapıları açacak belli ki. Neptün ve Balık burcu birleşince, geçmiş-an-gelecek ekolarının kayıtlı olduğu akaşik kayıtlara ulaşmak daha kolay olacak hissindeyim. Yaratıcılığın hayal dünyası ile birleşerek birçok yeniliği hayata çekebilme enerjisi söz konusu. Belki de bu dönem bir türlü çözülemeyen uyku ve rüya gizemini de anlamamıza yardımcı olur. Mesela bir süredir gündemde olan Meleklerle bağlantı kurmak, Melek enerjilerinin farkına varmak, Bu döneme hazırlık etkileri idi.

İlham perileri ile iç içe olacağız bundan sonra. Muhakkak ki sanatsal alanda önemli değişimler ortaya çıkacak. Öncelikle müzik ve şiir olmak üzere tüm sanat dallarında belirgin bir değişim söz konusu olacaktır.

Ancak tüm bu güzel etkileri kullanabilmek için çalışmak gerek. Daha fazla uyku, daha fazla rüya, daha fazla hayal âlemine dalma, gerçeklerden uzaklaştırıp üretkenliği engelleyebilir. Bu uyurgezer hal, Plüton Oğlak’la alt üst olan gerçeklik anlayışının ağırlığını tam kavrayamamamıza sebep olabilir. Neredeyse uzun bir uyku dönemi içinde olabileceğimizi (sis perdesi )bile söyleyebilirim ve uyandığımızda her şey değişmiş olacak.

Ayrıca Neptün’ün yaydığı etki ile aldanma ve aldatma, gerçekleri görememe, daha doğrusu gerçekleri gözden kaçırma, bizleri epey zorlayabilir.

Neptün’ün iyi etkilerini kullanıp, işe yarar hale getirmek için bir sonra ki katman olan Uranüs’ten Yardım alabiliriz. Koç burcunda seyreden Uranüs sayesinde aldığımız ilhamları hızla işe yarar hale dönüştürme etkimiz var. Belli ki bu iki etkinin birleşimi (Neptün Balık- Uranüs Koç) Dünya üzerinde bir çok buluşun bilimsel ilerlemenin, metafizik ve fizik kavramlarının ayırt edici sınırının ortadan kalkmasını sağlayacaktır.  2019’da Uranüs Boğa burcuna geçene kadar bu enerjiyi kullanabiliriz. Ancak Uranüs Boğa’ya geçtikten sonra (2019) Neptün’ün de Balık burcunda olması ile birlikte derin bir rehavet ve dinginlik ve huzur halini üzerimize örtecek.

En alt katman gelenekleri yıkarken (Plüton), bir sonra ki katman ilahi alandan destek alıyor (Neptün) ve sonraki katman bu desteği hissedip eyleme geçiyor (Uranüs).

Peki, şimdi ne yapmalıyız?

Şöyle bir hayatımızı gözden geçirelim

Katman 1 Plüton:

–          Yıllardır beni neler rahatsız ediyor

–          Toplumun dayattığı, ancak benim taşımak istemediğim yükler nedir?

–          Genetik soyumdan beraberimde getirdiğim, ancak artık özgür bırakmam gereken ne var?

–          Sırf böylesi doğru diye, mutsuz olmama rağmen sürdürdüğüm koşullar hangileridir?

–          Bugüne kadar Dünya’ya ve kendime zarar verdiğini bile bile düzenli yaptığım şeyler nelerdir?

Sonra Yaradan’dan destek alarak inancımızı güçlendirelim

Katman 2 Neptün:

–          İnanma halinden bilme haline geçelim.

–          Sezgilerimize güvenelim

–          Hayatımızı yönlendiren gizli mesajları okumayı öğrenelim

–          Ruhsallığı teorik boyuttan, pratik boyuta taşıyalım.

–          Kendimize en uygun ibadet şeklini bulalım ve uygulayalım

–          Katman 1 deki şartları değiştirmek için gerekli bilme haline ulaşalım.

Son olarak Eyleme geçelim

Katman 3 Uranüs:

–          Bugüne kadar hiç izlemediğin bir çözüm yolunu hayatına katalım.

–          Radikal kararlar almaya cesaret edelim

–          Katman 1’deki şartları Katman 2’deki gücümüzle birleştirip cesaretle eyleme geçelim

–          Değiştirelim

–          Yenilenelim

Sevgiler

Yurda Hal 02.02.2012 saat 02.22

Not: Bu yazının tüm hakları Yurda Hal’e aittir. İzin almadan, ne tamamı ne de bir bölümü internette, yazılı, sözlü, görsel basında kullanılamaz.

Neptün Balık Burcunda – Peki Başka Neler Var?

Posted on Updated on

Resim kaynak: http://www.universetoday.com/21639/gravity-on-neptune/

Neptün Balık burcunda

Nisan 2011 – Ağustos 2011 ve Mart 2012- Mart 2025 arası.

Neptün’den uzun uzadıya bahsetmeden önce, diğer ağır hareketteki gezegenlerin şu aralar bize aktardığı etkileri hatırlayalım.  Plüton Oğlak, Satürn Terazi ve Uranüs ve Jüpiter Koç burcunda. Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenleri, klasik gezegenlerle kıyaslandığında daha az tanınırlar. İstatistiksel olarak kaydedilmiş etkileşim gözlemleri ve bu gözlemlerin kayda geçmiş değerleri yakın tarihe aittir.

Henüz günümüzde Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenleri astrolojide bireysel etkiden çok, toplumsal etkilerin göstergeleridir ve bu yüzden daha büyük bir kadersel plana hizmet etmektedirler. Bu gezegenlerin ortaya koyduğu gücün neticesinde, bizler şu an sadece ortaya çıkan kaosu görebiliyoruz. Oysa yaşanan her etki, büyük bir planın dışsal gezegenlerin vasıtasıyla sergilenişinin, ortaya çıkan ve görünen bölümünden başka bir şey değildir. Yaşadıklarımıza sadece 3 boyutlu bir dünyada anlam vermeye çalıştığımızdan, bu gezegenlerin nasıl bir yapılandırmaya, gelişmeye hizmet ettiğini anlamamız da zorlaşıyor doğal olarak.

Bu üç dışsal gezegenin (Satürn sonrası gezegenler)içinde bulunduğumuz bilinç boyutu sebebiyle, felaketleri, sıkıntıları, afetleri, savaşları ve çatışmaları getirdiğini görüyoruz. Bu, sadece şu an içinde bulunduğumuz gelişim süreci ile alakalı bir farkındalıktır ve kısıtlıdır. İnsanlık, eşiğinde olduğu Kova Çağına adım attığında ise, dışsal gezegenlerle ilgili farkındalığımız ve anlayışımız da gelişecek, evrilecek ve dolayısıyla değişecektir. Sonlanmakta olan çağa ait  insanın farkındalık boyutu, paratoner misali, bu gezegenlerin olumsuz gibi görünen etkilerini dünyasal boyuta çekerken, Yeni Çağın insanı bu gezegenlerin daha ince ve ruhani etkilerinden faydalanacaktır. İşte bu Yeni Çağ dönemine geçişte, ağır hareket eden ve etkileri çok güçlü olan dışsal gezegenler, gerekli olan değişimleri yapmaktadır. Dışsal gezegenler, geçiş döneminde, dünyamızın ve dünya üzerinde yaşayan biz canlıların Yeni Çağ düzenine uyum sağlaması için çalışmaktadırlar. Kolay bir süreç olmamakla birlikte, gerekli bir değişim ve dönüşüm süreci içindeyiz.

Şimdi bile Uranüs, Neptün ve Plüton’un zorlayıcı, yıkıcı, hatta dönüştürücü etkilerini bireysel olarak daha farklı algılayanlar çıkacaktır muhakkak. Bu gezegenlerin etkilerinin ruhani boyutunu, belki de insanlığın varoluşundan günümüze olan süreç içinde ruhani gelişim aracı olarak kullananlar da çıktı muhakkak. Ancak Satürn ötesi gezegenlerin ruhsal etkilerini algılamak için, çok hassas bir vicdan terazisine sahip olmanın, nötr olmanın, insanlığın gelişmiş ruhsal mertebelerine doğru yol almış olmanın önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Yani, şimdi, sonlanmaya yüz tutmuş çağımızın insanları arasında da, bu gezegenlerin etkilerinin pozitif özelliklerini kullananlar çıkacaktır. Geçiş dönemine yaklaştıkça, Satürn ötesi gezegenlerin etkilerini bu şekilde alanlar ve kullanmayı başarabilenler, artacaktır da.

Bahsettiğim ruhsal olarak gelişmiş olan insan, gelişmişliğinin avantajlarını nasıl kullandığına bağlı olarak, bu gezegenlerin daha üst frekans etkilerini alacaktır. Hangi alana hizmet ediyorsa, etki o alana uygun olacaktır. Yararlı olanlara yararlı, zararlı olanlara zararlı etkinin geleceğini bilmeliyiz. Ancak farkındalık düzeyi henüz yükselmemiş olan insanoğlu, bu gezegenlerin çoğunlukla olumsuz etkilerinden nasiplenmektedirler.

İlla ki değişim!

Öncü burçlarda yerleşmiş Uranüs(Koç’ta) ve Plüton (Oğlak’ta)’dan sonra artık Neptün’de Balık burcunda, yani değişken bir burçta yer almaya başladı. Öncü ve değişken burçlar hareketi gösterirler ve bu burçlarda bulunan gezegenlerin durağan, sabitleyici bir etkide olmalarını mümkün değildir. Bu yüzden, illa ki değişim, illa ki hareket dönemindeyiz artık. Uzun ve değişimi içinde barındıran bir yola çıktık hep birlikte ve değişime direnen, ayak uyduramayanların zorlanacağı, belki de yolda kalacağı bir yolculuk bu. Vardığımız noktada ise, derimizi değiştirmişçesine yeni bir döneme başlayacağız. Belki gerçekte derimize ve bedenimize baktığımızda herhangi bir değişim görmeyeceğiz, ancak bedenimizi kullanan ruhsal yanımızın çok daha bilincinde olduğumuz, sadece etten ve kemikten bedenimizle sınırlı olmadığımızı daha net anlayacağımız, vicdani değerlerin çok daha yüce olduğu bir Yeniçağ dönemine geçiş yapacağız. Tıpkı kaportasına bakıldığında bir arabanın benzinle mi, dizelle mi, yoksa elektrikle mi çalıştığını ayırt edemediğimiz gibi, bedenimize bakarak bir fark anlamayacağız belki; buna rağmen değişeceğiz.

Plüton’un Oğlak burcuna(26 Ocak 2008) geçtiğinden bu yana yönetimsel ve ekonomik alanlardaki beklenmedik, fakat yine de bir o kadar istikrarlı ve adım adım gelen değişim etkilerini yaşıyoruz. Bu alanlardaki değişimler ani olduğu kadar, kalıcı oldular, olacaklar da. Bilindiği gibi, 2008’den itibaren dünyanın hatırı sayılır birçok ülkesi ekonomik krizin içine düştüler ve hala bu krizle birlikte hareket ediyorlar. Ne ilginçtir ki, yılların mortgage kredisi Amerika’da darbe yerken, ülkemizde Mortgage kelimesi tanınmaya başladı. Yani Plüton, yatırım alanında, bir ülkede var olanı yerin dibine çekerken, başka bir ülkede var olmayan benzer enerjiyi yeryüzüne fırlatıyor.   Bir yandan maden felaketleri ardı ardına yaşanırken (Plüton yer altıyla ilişkilidir), diğer yandan yanardağ patlamaları gerçekleşiyor. Özellikle 2010 yılında Plüton’la gergin açılar içinde olan Satürn ve Uranüs, önümüzdeki uzun yıllar süresince neler yaşayacağımızı bize anlattı (bilindiği gibi 2010 doğal afetlerinin çeşitliliği ile, sıcaktan, depreme, tsunami’den  volkan patlamalarına kadar son dönemlerin en afet dolu yılıydı). Unutmayalım 2010 yılı bir trailer(tanıtım filmi) gibiydi. Mart 2011’den itibaren Uranüs’ün artık uzun süreli Koç burcuna girmesiyle birlikte, bizlerde gerçek filmi izlemek için yerlerimizi almış durumdayız.

Bu filmde öncelikle Uranüs’ün bu sene Koç burcuna geçişi ile birlikte hızlı, ani, umulmadık olayların ortaya çıktığını görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Bu etkiler ise istikrarlı değil, birden ortaya çıkıp şartları değiştiren olaylara sebep olacaktır. Koç’taki Uranüs’ün yarattığı ani değişim etkileri, doğal felaketler, savaşlar, isyanlar, sabırsızlıklar, toplumsal hareketler; Oğlak burcundaki Plüton tarafından ele alınacak, yeni yönetimleri devreye sokacak ve toplumsal yapılandırmanın ihtiyacı olan, sil baştan değişiklikleri getirecektir. Kısa dönemsel etki ile Satürn ve Jüpiter’de bu iki gezegenin etki alanlarında dolaşıyorlar (Satürn Terazi’de 05 Ekim 2012’ye kadar; Jüpiter Koç’ta 04 Haziran 2011’e kadar). Satürn, Uranüs’ün karşısına yerleşmiş pozisyonuyla, asi ve yenilikçi Uranüs’ü eski kalıplarla frenlemeye çalışır bir rol üstleniyor. Alışılmış olandan kopulmaması için çalışıyor. Belki de, geçmişin tekrar gözden geçirilip, geçmişle hesaplaşılmadan, geleceğe yol alınamayacağını söylüyor. Jüpiter ise 2011 Haziranına kadar Uranüs’ün destekçisi olarak onun yanında bulunuyor. Uranüs’ün her asi, ani, başkaldırıcı etkisinin bazen daha büyük sonuçlar vermesine, bazen de küçük etkilerin bile çok ses getirmesine sebep oluyor. Yani Jüpiter, Uranüs’ün her davranışını büyütüyor, ona güçlü bir eko veriyor.

Kısacası, Satürn, Uranüs ve Plüton’un oluşturduğu gergin açı, her halükarda atıl olmaktan uzak, hareketi içinde barındıran, değişimi anlamadan değil de kanlı canlı hissederek önümüze sunan önemli bir oluşumun göstergesi. Tüm bunlar sabırsızlığın da göstergesi aynı zamanda.

Buraya kadar saydığım etkilerin her biri son derece hissedilir, kendini belli eden etkilerdir. Ancak Yeni devreye giren (04 Nisan 2011) Neptün/Balık burcu enerjisi bambaşka özelliklere sahiptir. O gizlice alt yapısını oluşturur, yavaş yavaş bizi hazırlar. Ortaya koyacağı değişimleri hemen hissetmeyiz. Zaman içinde, tam anlamıyla idrak edemeden değişiriz. İdrak, olayların ve değişimlerin ardından gelir. Bu yumuşak geçişler, zaman zaman sinsi, zaman zaman alıştırarak (koruyucu bir hava yastığı gibi) etkileri almamızı sağlar. Neptün ile birlikte ortaya çıkan yeni enerji, yukarıda saydığım diğer gezegenlerin etkilerini anlamamızı bazen zorlaştırır, bazen beklenmedik bir algı ve anlayış biçimiyle kavratır.

Sınırsızlıktır Neptün ve sınırsızlıktır Balık burcu. İkisi birleşince, senin sınırın, benim sınırımla karışır. Dışımıza ördüğümüz duvarların tuğlaları arasındaki harçlar dökülmeye başlar ve ardından o tuğlalar da tek tek yıkılır. Bir süreliğine hala duvar sapasağlam varmışçasına sınırlarımızın içinde oyalansak da, o duvarların çatlakları arasından enerjiler birbirine karışmaya başlamıştır bile.

Suyla alakası vardır hem Neptün’ün, hem de Balık burcunun. Suyun en küçük delikten bile içeriye sızabildiği gibi, Neptün’ün enerjisinin de, hayatımıza sızacak deliği bulması zor olmayacaktır. Teslimiyeti ve inançların ruhsal yanını, yani soyut yanını temsil eden Balık burcu, yüksek ideallerin, yaratıcılığın ve aşkınlığın gezegeni Neptün ile birleşince (Neptün, Balık burcunun yönetici gezegenidir) ruhsal gelişimimize farklı bir bakış açısı getirecektir. Neptün dendiğinde benim gözümün önünde tozpembe, eflatun ve uçuk mavi gaz bulutları uçuşur. Hayal âlemine geçiş kapısıymış hissini uyandırır. Algı kapılarının ortadan kalktığı yer gibidir. Rüya ile gerçeğin iç içe geçtiği anlar gibidir. Zaten Neptün, rüyalarımızla da çok alakalıdır. Mesaj rüyalarının her zaman olduğundan daha yoğun olacağını, kanallık yapanların çok daha yoğun bilgilerle insanların karşısına çıkacağını düşünüyorum.

İnançlar ve ruhsallık bakımından, birliğe doğru hareket edilebilecek bir sürecin başlangıcında bulunuyoruz. Tüm dinlerin temelinde yatan enerjilerin bir olduğunu kavramak artık daha kolay olacaktır.

Ancak, hülyalı bir ortama geçiş yapmamızın sebep olacağı aldanma riskine, dolandırılma tehlikesine ve inanç tacirlerinin artmasına karşı savunmasız kalabiliriz. Sahte peygamberlerin de ekmeğine yağ bal sürecektir Neptün/Balık süreci. Ruhsal olarak kendimizi geliştirdikçe, bu tür bir savunmasızlık yaşamaktan kendimizi koruyabiliriz elbette. Yeter ki birey olarak ruhsal gücümüzü topladıktan sonra, başkalarının sunduğu bilgilere kendimizi açalım ve en doğru olanı seçebilme yetkimizi kullanabilelim.

Suyla bağlantısı olan Neptün etkisi Balık burcuyla birleşince, su ve gazlarla ilgili felaketlerin daha yoğun yaşanacağı, neredeyse 14-15 yıllık bir süreci gösteriyor. Suyun her hali burada devrede olacaktır. Bununla birlikte, suyla daha yakın temas içinde olmak her birimiz için çok önemli olacak. Su enerjisini tanımamız gerekecek. Denizler, ırmaklar, göller, yağmurlar arınmamız ve şifalanmamız için önemli olacak.

Balık burcunda bulunan ve gücünü tam anlamıyla ortaya koymaya muktedir Neptün, Oğlak burcundaki Plüton ile Koç burcundaki Uranüs’ün arasında yer almakta ve çok güçlü bir pozisyonda. Göz önünde yaşanan zorlayıcı olaylar, ekonomik koşullar ile bireysel sabırsızlığımız ve isyankâr yanımız arasında yumuşak geçişi sağlayacakmış gibi bir his uyandırıyor bende. Sanki bireyselliğin ortaya koyacağı güç ile toplumsal anlamda yaşananların, birbirinden bağımsız gelişiyormuş hissi oluşacak gibi. Toplumsal olarak başımıza ne gelirse gelsin, insanoğluna ne dikte edilirse edilsin, insanoğlu kendi değişimiyle, isyanıyla, başkaldırısıyla uğraşacak. Buna rağmen, bu iki birbirinden Neptün aracılığı ile kopuk gibi görünen etki, neticelere varıldığında, aslında aynı yolda ilerlediğimizi ortaya koyacaktır.

Bireysel Değişim=Toplumsal Değişim

Eğer bugüne kadar ruhsal anlamda herhangi bir gelişim girişiminde bulunmadıysanız, bir an evvel bu konuda bir şeyler yapmaya başlamanız ve Mart 2012’den sonra, uzun süreli ortaya çıkacak olan etkilere hazırlanmanız çok doğru olacaktır.

Neptün’ün getirdiği etki sayesinde yaşanan ve yaşanacak olan zorluklarla birlikte ruhsal yanımızı geliştirme fırsatını yakalayacağız. Bir’lik duygusu her zaman olduğundan daha belirgin bir hal alacak. Biz artık farkına varmadan, Bir olmaya doğru ilerleyen bir bilinç düzeyine yol alıyoruz. Dağılan sınırlar sayesinde bizi birbirimizden ayıran din, dil, ırk gibi kavramların üstüne çıkacağız. Ancak, bu yolda yol almamızı sağlayacak olan, diğer gezegenlerin etkileriyle, önce ayrımcılığın farkına varmak olacaktır. Belki de bir süre, göreceli olarak ayrımcılık, tüm dünya üzerinde her zamankinden daha fazla gözümüze sokulacaktır. Yine de sonuç Bir olmaya doğru hareket etmek olacaktır. Nasıl ki doğal felaketlerin din, dil, ırk ayrımı yoksa, bu değişim sürecinde Bir’liğe doğru ilerlemenin de din, dil ve ırk olarak ayrımı olmayacaktır.

Neptün diğer zorlayıcı gezegenlerin etkilerini, ruhsal boyutta değiştirecek etkiye sahip. Plüton ile Uranüs’ün yıkıp geçtiklerini, Neptün ruhsal bir zemin üzerindeyeniden yapılandıracak. Küllerinden doğacak olan Anka Kuşu’na gerekli olan ruhu Neptün üfleyecektir.

Bize düşen, bu süreç içinde birlik olmayı öğrenmek ve ruhsal yanımızı oldukça hızlı bir şekilde geliştirmektir. Özellikle vicdan terazimizi hassaslaştırmayı, hak kavramını daha iyi anlamayı seçmeliyiz. Her canlının varlığını olduğu gibi kabul edip, kendimizi geliştirmeliyiz. Artık, kendimizi ruhsal olarak geliştirdikçe, çevremize yaydığımız etkiyle birlikte, çevremizin de gelişimine faydalı olduğumuzu görebileceğiz. Bulaşıcı bir etki ile karşı karşıyayız (her anlamda). Ruhsal gelişimimize odaklanmamız, dünyayı daha iyi bir yere taşıyacaktır. Kendimizi geliştirdikçe bulaşan ruhsal enerjimiz, boyutsal algılarımızın değişmesine sebep olacaktır. Eğer bunu başaramazsak, çabucak yayılan salgın hastalıkların, depresif etkilerin ve karamsarlığın pençesinden kurtulamayız. Kısacası, illa ki salgınlar devrede, önemli olan salgının en yararlısını seçip kullanmayı bilmektir.

Yeni sürecimiz hayırlı olsun. Tek yapmamız gereken, bireysel isteklerimizden sıyrılıp, âlemin isteklerine odaklanmamızdır. Bütünlüğe giden yolda birbirimize şifa olmayı seçmeliyiz.

Sevgilerimle

Yurda Hal